Küçük Menderes Havzası, endüstriyel kirlilik, monokültür tarım ve kuraklıkla boğuşurken şimdi de 'altın görünümlü atom bombası' olarak nitelenen bir maden projesiyle karşı karşıya. İzmir'in kuzeyinde, Torbalı ile Bayındır ilçeleri arasında kalan yaklaşık 300 hektarlık alanda bir şirket tarafından başlatılmak istenen altın ve gümüş madeni arama çalışmaları, bölgeyi yok olma tehdidi altına sokuyor. Uzmanlar, madende kullanılacak siyanür ve ağır metallerin yer altı sularını, verimli tarım topraklarını ve Küçük Menderes Nehri'ni geri dönülemez şekilde kirleteceğini belirtiyor. Yöre halkı ve çevre örgütleri, 'Yaşam için madene hayır' sloganıyla mücadele başlatırken, konu meclis gündemine de taşındı.
Proje neden tehlikeli?
Planlanan maden sahası, Küçük Menderes Nehri'nin beslediği tarım arazilerine sadece birkaç kilometre uzaklıkta. Jeoloji mühendisleri, açık ocak işletmesiyle çıkarılacak cevherin işlenmesi sırasında tonlarca siyanür kullanılacağını, bunun da sızıntı veya taşkın durumunda nehre karışarak havzadaki tüm canlı yaşamını tehdit edeceğini vurguluyor. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre, bölge Türkiye'nin en verimli ovalarından birini oluşturuyor; domates, biber, enginar gibi ürünlerin yanı sıra zeytinlikler ve narenciye bahçeleri bulunuyor. Madenin faaliyete geçmesi halinde sadece tarım değil, aynı zamanda bölgedeki içme suyu kaynakları da tehlikeye girecek.
Yerel direniş ve siyasi boyut
Torbalı ve Bayındır'dan çiftçiler, muhtarlar, sivil toplum kuruluşları ve bazı siyasi partilerin yerel temsilcileri 2 ay önce bir platform kurdu. Platform, maden ruhsatının iptali için idare mahkemesine dava açtı. CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, konuyu TBMM'ye taşıyarak Çevre ve Şehircilik Bakanı'na soru önergesi verdi. Bakan, maden projesinin ÇED sürecinin devam ettiğini ve henüz nihai kararın verilmediğini açıkladı. Ancak bölge halkı, siyanürlü altın madenciliğinin daha önceki örneklerde olduğu gibi (Bergama, Çanakkale) çevre felaketlerine yol açtığını hatırlatarak, projenin tamamen iptal edilmesini istiyor.
Bilim insanları uyarıyor
Ege Üniversitesi'nden hidrojeolog Prof. Dr. Alper Baba, 'Küçük Menderes Havzası, zaten aşırı gübre ve pestisit kullanımı nedeniyle yüksek nitrat kirliliği yaşıyor. Bu bölgeye bir de siyanürlü maden eklenirse, biyolojik çeşitlilik tamamen çöker' dedi. Prof. Baba, madende oluşacak asitli maden drenajının yüzlerce yıl boyunca su kaynaklarını zehirlemeye devam edeceğini belirtti. Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi de raporunda, projenin 'bölgeye atılmış bir atom bombasına' benzetilebileceğini ifade etti.
Bağımsız değerlendirme: Ekolojik kriz büyüyor
Küçük Menderes örneği, Türkiye'de madencilik politikasının çevre ve insan sağlığı karşısında nasıl önceliklendirildiğini gözler önüne seriyor. Ekonomik getirisi tartışmalı bir maden uğruna, verimli tarım topraklarının ve binlerce yıllık yerleşim alanlarının riske atılması, sürdürülebilir kalkınma anlayışıyla bağdaşmıyor. Yerel direnişin başarıya ulaşması, sadece bu bölge için değil, benzer projelerle karşı karşıya olan Karadeniz, Doğu Anadolu ve Ege'deki diğer havzalar için de örnek teşkil edecek. Mevcut yasal süreçler ve ÇED raporları ne kadar objektif olursa olsun, halkın iradesi ve bilimsel gerçekler göz ardı edilmemeli.