İzmir’in tarım ve su deposu olarak bilinen Küçük Menderes Havzası, siyanürlü altın madenciliği tehdidiyle karşı karşıya. Ödemiş ve Kiraz ilçelerine bağlı üç köyü kapsayan Bozdağ bölgesinde verilen altın arama ruhsatlarına karşı yöre halkının açtığı davada mahkeme, yürütmeyi durdurma talebini reddetti. Karar, bölgede yaşayanların ve çevre örgütlerinin tepkisiyle karşılandı.
Dava süreci ve mahkeme kararı
Bozdağ’da altın arama ruhsatları için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın verdiği izinlere karşı Ödemiş ve Kiraz ilçelerindeki köylüler, tarım alanlarının ve su kaynaklarının korunması amacıyla dava açtı. Davada, siyanür liç yöntemiyle altın çıkarılmasının bölgedeki su kaynaklarını ve tarım topraklarını kirleteceği öne sürüldü. Ancak mahkeme, bilirkişi raporunu yeterli bulmayarak yürütmeyi durdurma talebini reddetti. Karar, madencilik faaliyetlerinin önünü açabilecek nitelikte.
Bölge halkı ve çevreciler endişeli
Küçük Menderes Havzası, İzmir’in içme suyu ve tarımsal üretiminde kritik bir öneme sahip. Bölgede organik tarım yaygın; Ödemiş’in patatesi, Kiraz’ın kirazı ve çevre köylerin süt ürünleri Türkiye genelinde tanınıyor. Yöre halkı, altın madenciliğinde kullanılan siyanürün yer altı sularına karışması halinde geri dönüşü olmayan çevresel felaketlere yol açacağını belirtiyor. Çevre örgütleri, mahkeme kararının bilimsel gerçekleri göz ardı ettiğini savunuyor.
Siyanürlü altın madenciliğinin riskleri
Siyanür liç yöntemi, altını cevherden ayırmak için kullanılan kimyasal bir süreç. Bu yöntemde siyanür çözeltisi, yer altı sularına sızma riski taşıyor. Dünyada birçok ülkede siyanürlü madencilik yasaklanmış durumda. Türkiye’de ise çeşitli bölgelerde benzer projeler tartışma konusu. Uzmanlar, olası bir sızıntının bölgedeki tarımı ve ekosistemi onlarca yıl etkileyeceği uyarısında bulunuyor.
Hukuki mücadele devam edecek
Davacı avukatları, karara itiraz edeceklerini ve üst mahkemeye başvuracaklarını açıkladı. Ayrıca, madencilik faaliyetlerinin başlaması durumunda yeni davalar açılacağı belirtiliyor. Yöre halkı, imza kampanyaları ve protesto eylemleriyle seslerini duyurmaya çalışıyor. Konunun yakın zamanda kamuoyunun gündeminde kalması bekleniyor.
Bölgenin ekonomik ve ekolojik önemi
Küçük Menderes Havzası, Türkiye’nin en verimli tarım ovalarından biri. Bölgede yaklaşık 200 bin dekarlık alanda sulu tarım yapılıyor. Ayrıca, havza İzmir’in içme suyu ihtiyacının önemli bir kısmını karşılıyor. Altın madenciliği faaliyetlerinin bu dengeyi bozacağı endişesi hakim. Çevre mühendisleri, madencilik atıklarının yönetiminin zorluğuna ve olası kaza risklerine dikkat çekiyor.
Mahkeme kararı, çevre mücadelesinde hukuki süreçlerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Ancak bilimsel veriler ve yerel halkın itirazları dikkate alınmadan verilen kararlar, toplumsal muhalefeti ve hukuki itirazları beraberinde getiriyor. Küçük Menderes’te yaşananlar, Türkiye’de madencilik politikalarının çevre ve tarım üzerindeki etkilerini sorgulama açısından kritik bir örnek oluşturuyor.