İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Erozan, Cumhuriyet'ten Murat Ağırel'e verdiği röportajda, AKP'nin 25 yıllık dış politika karnesini çarpıcı örneklerle eleştirdi. Erozan, Trump'ın 'hileli seçim' sözlerinden Rusya'da yaşanan kronometre diplomasisine, Dışişleri'ne sızan FETÖ üyelerinden Cemal Kaşıkçı cinayetine kadar uzanan geniş bir yelpazede AKP'nin dış politikadaki başarısızlıklarını ve bu durumun Türkiye'nin uluslararası itibarına verdiği zararı gözler önüne serdi.
AKP'nin dış politika vizyonu: Tutarsızlık ve itibar kaybı
Erozan, sözlerine AKP'nin 2002'de iktidara gelirken vaat ettiği 'dış politikada güvenilir ve öngörülebilir ülke' hedefinin ne derece hayata geçirildiğini sorgulayarak başladı. "Maalesef 25 yıldır tekrarlanan propagandalara rağmen dış politika, bir vizyon değil, günü kurtarma anlayışıyla yönetildi." diyen Erozan, özellikle son yıllarda yaşanan krizlerin bu durumun en somut göstergesi olduğunu ifade etti.
Erozan, ABD Başkanı Donald Trump'ın 2018'deki Türkiye ziyareti sırasında yaptığı 'hileli seçim' açıklamasına değinerek, "Cumhurbaşkanı'na yapılan bu ağır suçlama karşısında sadece sözlü bir savunma yapıldı, ancak bunun ötesine geçilmedi. Bu, dış politikada ciddiyetin ne kadar zedelendiğinin bir göstergesidir." şeklinde konuştu.
Rusya'da kronometreli diplomasi ve FETÖ'nün Dışişleri'ne sızması
2016'da Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov'un suikastinin ardından yaşanan gerilimli sürece dikkat çeken Erozan, "2017'de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Moskova ziyaretinde Rus yetkililer tarafından bekletilmesi ve bu beklemenin kronometre ile ölçülmesi, Türkiye'nin uluslararası alanda saygınlığını zedeleyen bir başka kritik olaydır." dedi.
Dışişleri Bakanlığı'na FETÖ üyelerinin sızmasının yıllarca göz ardı edildiğini vurgulayan Erozan, "15 Temmuz darbe girişiminden sonra dahi Dışişleri'ndeki FETÖ izlerinin silinmesi için yeterli çaba gösterilmedi. Bu durum, dış politikada güvenlik zaafiyeti oluşturdu ve ülkemizi uluslararası platformlarda zor durumda bıraktı." ifadelerini kullandı.
Cemal Kaşıkçı cinayeti: Uluslararası skandal
Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın 2018'de İstanbul'daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu'nda öldürülmesinin Türkiye'nin dış politikasındaki açmazları gözler önüne serdiğini belirten Erozan, "Kaşıkçı cinayeti, Türkiye'nin uluslararası hukuka ve insan haklarına bağlılığını gösterme fırsatıydı. Ancak ne yazık ki bu fırsat, ekonomik ve siyasi çıkarlar uğruna heba edildi. Bu cinayetin aydınlatılması konusunda gereken kararlılık gösterilmemiştir." dedi.
Erozan, Türkiye'nin bu süreçte etkili bir soruşturma yürütemediğini ve uluslararası kamuoyunda 'çifte standart' eleştirilerine maruz kaldığını sözlerine ekledi.
Geleceğe bakış: Dış politikada onarım ve güven inşası
AKP'nin dış politika anlayışının uzun vadeli bir stratejiden yoksun olduğunu savunan Erozan, "Türkiye'nin dış politikası, kişisel ilişkiler üzerinden yürütülmüş, kurumsal altyapımız ihmal edilmiştir. 25 yılda ülkemizi bölgesinde güçlü bir aktör haline getirmek yerine, krizlerle anılan bir ülke konumuna düşürdüler." diye konuştu.
İYİ Parti olarak dış politikada 'insan hakları, hukuk ve milli menfaat' eksenli bir anlayışı benimsediklerini belirten Erozan, "Türkiye, uluslararası toplumda yeniden güven inşa etmek zorundadır. Bu, ancak şeffaf, hesap verebilir ve kurumsal bir dış politika ile mümkündür." şeklinde konuşarak sözlerini tamamladı.
Dış politikadaki karnenin değerlendirmesi
AKP'nin 25 yıllık iktidarında dış politika, sık sık 'eksen kayması' tartışmalarına sahne oldu. Batı ile ilişkilerde yaşanan krizler, Rusya ve Orta Doğu ile kurulan pragmatik ittifaklar, Türkiye'nin itibarını zaman zaman zedeledi. Erozan'ın eleştirileri, bu sürecin en vurucu tespitlerinden bazılarını içeriyor. Özellikle Kaşıkçı cinayeti ve FETÖ'nün kurumsal yapıya sızması, dış politikanın sadece dış değil, iç güvenlikle de ne kadar iç içe olduğunu gösteriyor.
Türkiye'nin önümüzdeki dönemde yeniden inşa edeceği dış politika, yalnızca hükümetin değil, tüm ülkenin ortak aklıyla şekillenmeli. Bu bağlamda İYİ Parti ve diğer muhalefet partilerinin yapıcı eleştirileri, dış politikada bir yol haritasının oluşturulmasına katkı sağlayabilir. Ancak bu eleştirilerin sadece bir karne değil, geleceğe dönük bir yol haritasına dönüşmesi, Türkiye'nin uluslararası alandaki konumunu güçlendirecektir.