İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve onunla birlikte gözaltına alınan belediye başkanları, bürokratlar ve yöneticilerin tutukluluğunun 100. günü, Türkiye genelinde düzenlenen etkinliklerle anıldı. 14 Temmuz 2025 tarihinde başlayan süreç, siyasi arenada büyük yankı uyandırmış, binlerce kişi adalet talebiyle sokaklara dökülmüştü. Bugün ise İstanbul'un çeşitli noktalarında ve birçok ilde eş zamanlı basın açıklamaları yapıldı. Etkinliklerde 'Adalet nöbeti' sloganları atılırken, tutukluluğun hukuki sürecin bir parçası olduğu kadar siyasi bir müdahale olduğu vurgulandı.
100. Gün Etkinlikleri ve Mesajlar
İmamoğlu'nun avukatları tarafından yapılan yazılı açıklamada, 'Tutukluluğun 100. gününde adaletin tecellisi için mücadele ediyoruz' denildi. Açıklamada, 'Ekrem İmamoğlu ve dava arkadaşları üzerinden yürütülen bu süreç, hukukun üstünlüğünü zedelerken, toplum vicdanında da derin yaralar açmıştır. Bugün 100 gündür haksız yere tutuklu bulunan seçilmişlerin özgürlüğü için bir kez daha sesimizi yükseltiyoruz' ifadelerine yer verildi. Etkinliğe katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 'Bugün adaletin gecikmesi, adaletin inkarıdır. Halkın iradesini yok sayanlar, tarihin önünde hesap vereceklerdir' dedi. Ayrıca, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütleri de ortak basın açıklamalarıyla dayanışma mesajı verdi.
Sürecin Arka Planı ve Hukuki Boyut
İçişleri Bakanlığı'nın başlattığı soruşturma kapsamında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik 'terörle mücadele' operasyonu düzenlenmiş; İmamoğlu'nun yanı sıra birçok ilçe belediye başkanı ve üst düzey bürokrat gözaltına alınmıştı. Gözaltı sürecinin ardından tutukluluğa çevrilen kararlar, muhalefet partileri tarafından 'siyasi darbe' olarak nitelendirildi. Hukukçular, yargılamanın adil yapılması gerektiğini savunurken, İmamoğlu'nun avukatları, davanın siyasi amaçlı olduğunu ve delillerin hukuka aykırı yöntemlerle toplandığını öne sürüyor. Yargı sürecinin 100. gününde, dosyalarda hala birçok eksiklik olduğu ve savunmaların alınamadığı belirtiliyor. Bu durum, hukukun işleyişine dair ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Toplumsal Tepkiler ve Siyasi Yansımalar
Tutuklamaların ardından toplumun farklı kesimlerinden geniş bir tepki geldi. Sanatçılar, akademisyenler ve iş insanları imza kampanyaları başlattı. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşlar da Türkiye'deki hukuk devleti ilkelerinin ihlal edildiği yönünde endişelerini dile getirdi. Yurt dışında birçok kentte protesto gösterileri düzenlendi. 100. gün etkinliği, sadece İstanbul'da değil, Ankara, İzmir, Bursa gibi büyükşehirlerde de yapıldı. Eylemlerin coşkulu ve kalabalık olması, toplumdaki adalet beklentisinin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Ancak iktidar kanadı, yargı sürecine müdahale edilmemesi gerektiğini belirterek, 'Yargının bağımsız olduğunu ve kararlarını hafifletmeyeceğini' savundu.
Bu 100 günlük süreç, Türk siyasi tarihinde derin izler bırakacak gibi görünüyor. Seçilmiş belediye başkanlarının tutuklu olması, yerel yönetimlerin işleyişini de olumsuz etkiliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde yetki karmaşası yaşanırken, birçok proje yarım kaldı. Şimdi gözler, mahkemenin vereceği ara kararlarda; tutukluluğun devam edip etmeyeceği merakla bekleniyor.
Sonuç olarak, 'Korkak bin kez ölür, cesur bir kez ölür' sözü, bugünün ruhunu özetliyor. Adalet arayışının bedeli ağır olabilir, ancak halkın iradesi hiçbir güç tarafından bastırılamaz. Bu etkinlikler, demokrasi ve hukuk özleminin bir ifadesi olarak tarihe geçecek.