Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, köprü ve otoyolların özelleştirilmesini öngören Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali için Danıştay'a başvurdu. Sendika, kararın kamu yararına aykırı olduğunu ve hukuka uygun olmadığını savunuyor. Başvuru, özelleştirme sürecinin yargı denetimine taşınması açısından kritik bir adım olarak görülüyor.
Özelleştirme Kararının Hukuki Dayanağı Tartışmalı
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, köprü ve otoyolların özelleştirilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali için Danıştay'da dava açtı. Konfederasyon, kararın Anayasa'nın 168. maddesinde belirtilen "kamu hizmeti" ilkesine aykırı olduğunu ve idarenin yetkisini aştığını öne sürüyor. Dava dilekçesinde, özelleştirmenin kamu hizmetlerinin sürekliliği ve eşitlik ilkelerini zedeleyeceği vurgulanıyor. Sendika avukatları, kararın dayanağı olan kanun hükmünde kararnamenin de yargı denetiminden kaçırıldığını iddia ediyor.
Dava, özelleştirme ihalelerinin durdurulması ve yürütmenin durdurulması taleplerini de içeriyor. Danıştay'ın öncelikle yürütmeyi durdurma kararı verip vermeyeceği merak konusu. Hukukçular, benzer davalarda Danıştay'ın sıklıkla yürütmeyi durdurma kararı verdiğini hatırlatıyor. Ancak bu kez dosyanın kapsamı geniş; köprü ve otoyolların yanı sıra limanlar ve diğer altyapı tesisleri de özelleştirme kapsamında.
Sendikalar ve Muhalefet Tepkili
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu'na bağlı sendikalar, kararın iptali için yalnızca hukuki değil, aynı zamanda toplumsal bir mücadele yürütüleceğini duyurdu. Konfederasyon Genel Başkanı, yaptığı yazılı açıklamada, "Köprü ve otoyollar halkın malıdır, satılamaz. Bu karar, kamu hizmetlerinin ticarileştirilmesinin bir adımıdır. Yargıya güveniyoruz ve sonuna kadar takipçisi olacağız" ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, özelleştirmenin çalışan haklarını da olumsuz etkileyeceği belirtildi.
Muhalefet partileri de karara tepki gösterdi. CHP ve İYİ Parti sözcüleri, özelleştirmenin stratejik varlıkların yabancı sermayeye devri anlamına geldiğini savundu. HDP ise konuyu Meclis gündemine taşıyacaklarını açıkladı. İktidar kanadından henüz resmi bir açıklama gelmedi; ancak daha önce yapılan açıklamalarda özelleştirmenin "kamu kaynaklarının daha verimli kullanılması" amacı taşıdığı ifade edilmişti.
Özelleştirmenin Arka Planı ve Ekonomik Boyutu
Türkiye'de köprü ve otoyolların özelleştirilmesi uzun süredir tartışılıyor. 2019 yılında başlatılan süreç, pandemi nedeniyle yavaşlamış, 2021'de yeniden hız kazanmıştı. İlk etapta İstanbul Boğaz Köprüleri ve çevre otoyolları, ardından Anadolu Otoyolu'nun belirli kesimleri özelleştirme kapsamına alınmıştı. Son Cumhurbaşkanı Kararı ile bu kapsam genişletildi ve 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ile Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün işletme haklarının 25 yıla kadar devredilmesi öngörülüyor. Ayrıca Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu ve Kuzey Marmara Otoyolu da listede.
Ekonomistler, özelleştirmenin kısa vadede hazineye gelir sağlayacağını ancak uzun vadede kamu maliyesi üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini belirtiyor. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı verilerine göre, 2023 yılında özelleştirme gelirleri 2,5 milyar doları buldu. Ancak köprü ve otoyol geçiş ücretlerinin özelleştirme sonrası artış eğiliminde olduğu, bunun da vatandaşa ek yük getirdiği ifade ediliyor. Örneğin, 2013'te özelleştirilen İzmir Otoyolu'nda geçiş ücretleri son 10 yılda yüzde 300'den fazla arttı.
Yargı Süreci ve Beklentiler
Danıştay'ın davayı kabul etmesi halinde öncelikle yürütmeyi durdurma talebi incelenecek. Yürütmeyi durdurma kararı verilirse özelleştirme ihaleleri durdurulacak. Ancak Danıştay'ın nihai kararı aylar sürebilir. Bu süreçte ihalelerin tamamlanması halinde hukuki bir karmaşa doğabilir. Hukukçular, Danıştay'ın son yıllarda kamu yararına aykırı gördüğü özelleştirme kararlarını iptal ettiğini hatırlatıyor. Örneğin, 2020'de Şeker Fabrikaları'nın özelleştirilmesine ilişkin Danıştay kararı, kamu yararı ilkesine vurgu yapmıştı.
Uluslararası alanda da benzer özelleştirmeler yargıya taşınıyor. Avrupa Birliği ülkelerinde altyapı özelleştirmeleri sıklıkla rekabet kuralları ve kamu hizmeti yükümlülükleri açısından denetleniyor. Türkiye'deki dava, kamu hizmetlerinin özelleştirilmesine karşı sendikal mücadelenin bir parçası olarak görülüyor. Birleşik Kamu-İş, daha önce de KİT'lerin özelleştirilmesine karşı davalar açmış ve bazılarında başarılı olmuştu. Bu dava, özelleştirme politikalarının hukuki sınırlarını yeniden çizebilir.
Öte yandan, özelleştirme karşıtı platformlar, kararın iptali için imza kampanyası başlattı. Sosyal medyada #KöprülerSatılamaz etiketi gündem oldu. Kamuoyunun bir kesimi ise özelleştirmenin hizmet kalitesini artıracağını savunuyor. Ancak sendikalar, özelleştirmenin kaçınılmaz olarak ücret artışlarına ve bakım hizmetlerinde aksamalara yol açacağını belirtiyor. Danıştay'ın vereceği karar, hem ekonomik hem de siyasi açıdan geniş yankı uyandıracak. Dava süreci, kamu hizmetlerinin geleceği ve yargının özelleştirme politikalarındaki rolü açısından yakından takip ediliyor.