Konya’da 2023 yılında kaldırımda yürürken bir binanın terasından kopan beton parçalarının isabet etmesi sonucu ağır yaralanan 7 yaşındaki Almina Günay ve babası Mehmet Candan’ın açtığı hukuk mücadelesi, emsal nitelikte bir kararla sonuçlandı. Mahkeme, binanın sorumlularını “yaşama hakkının ihlali” gerekçesiyle kusurlu bularak, çocuğun yaşadığı travma ve tedavi sürecini dikkate alarak tazminata hükmetti. Karar, Türkiye’de bina güvenliği ve sorumsuzluk konusunda caydırıcılık açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Olayın Geçmişi ve Adli Süreç
Olay, 15 Mart 2023 tarihinde Konya’nın merkez Selçuklu ilçesinde meydana geldi. Almina Günay, babasıyla birlikte yürürken 5 katlı bir apartmanın terasından kopan yaklaşık 3 kilogram ağırlığındaki beton kütlesi başına isabet etti. Küçük kız, kanlar içinde yere yığılırken çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, ilk müdahalenin ardından Almina’yı hastaneye kaldırdı. Almina’nın kafatasında çökme ve beyin kanaması tespit edildi. Doktorlar, yoğun bakımda geçirdiği günler boyunca ailesine “yaşaması mucize” dedi. Uzun süren beyin ameliyatları ve fizik tedavi sürecinin ardından Almina, hayata tutunmayı başardı ancak konuşma ve hareket yetilerinde kısmi kayıplar oluştu.
Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında binanın terasında korkuluk ve su yalıtımı olmadığı, betonun çürümüş kısımlarının belediyeye bildirilmediği ve herhangi bir bakım yapılmadığı tespit edildi. Cumhuriyet savcılığı, bina yönetimi ve daire sahipleri hakkında “taksirle yaralama” suçundan iddianame düzenledi. Ancak ailenin avukatının itirazı üzerine dosya, “bilinçli taksir” kapsamında değerlendirildi.
Emsal Karar: Yaşama Hakkı İhlali
Aile, ayrıca Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde maddi ve manevi tazminat davası açtı. Davanın gerekçesinde, bina sakinlerinin ve yöneticilerinin binanın güvenliği konusunda gerekli önlemleri almadığı, bu ihmalin Almina’nın yaşama hakkına kast anlamına geldiği vurgulandı. Mahkeme heyeti, 14 Ocak 2025 tarihinde açıkladığı kararda, davalıların “ortak kusur” ile yaralanmaya neden olduğuna hükmederek, aileye toplam 2,5 milyon TL manevi, 350 bin TL maddi tazminat ödenmesine karar verdi. Kararda, “Çocuğun yaşadığı acı, geçirdiği tedavi süreci ve ömür boyu sürecek fiziksel kısıtlılıklar düşünüldüğünde, tazminatın caydırıcı nitelikte olması gerektiği” ifade edildi.
Mahkeme, ayrıca binanın yönetimini oluşturan kat maliklerinin tamamının, bakım ve onarım yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirterek, bu tür olayların önüne geçilmesi için belediyelere ve bina yöneticilerine “denetim ve bakım zorunluluğu” getiren mevzuatın daha sıkı uygulanması gerektiğine dikkat çekti. Bu yönüyle karar, yalnızca tazminat boyutuyla değil, aynı zamanda bina sakinlerine “sorumluluk bilinci” aşılaması açısından da emsal teşkil ediyor.
Türkiye’de Bina Güvenliği ve Denetim Eksikliği
Bu olay, Türkiye’de özellikle eski binalarda yaşanan bakımsızlık ve denetimsizliği gözler önüne serdi. 2023 yılında yaşanan Kahramanmaraş depremlerinin ardından bina güvenliği ülke gündemine oturmuş, ancak kentsel dönüşüm çalışmaları yavaş ilerlerken, mevcut yapıların bakımı konusunda da ciddi eksiklikler olduğu ortaya çıkmıştı. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, ülkedeki binaların yaklaşık %68’i 20 yaş ve üzerinde. Bu binaların çoğunda dış cephe kaplamaları, korkuluklar ve teraslar gibi yapısal olmayan elemanların düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiği halde, bu kontroller genellikle yapılmıyor.
Konuya ilişkin açıklama yapan TMMOB (Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği) yetkilileri, “Binaların periyodik kontrolü zorunlu hale getirilmeli, bina yöneticilerine bu konuda eğitim verilmeli” çağrısında bulundu. Benzer şekilde, Türkiye Belediyeler Birliği de, belediyelerin yapı denetim ekiplerinin sayısının artırılması ve denetimlerin sıklaştırılması yönünde öneriler hazırladı. Ancak uzmanlar, bu tür önlemlerin hayata geçirilmesinin zaman alacağını, bu süreçte vatandaşların da kendi binalarının güvenliğini kontrol etmek için bilinçlenmesi gerektiğini vurguluyor.
Almina’nın babası Mehmet Candan, kararın açıklanmasının ardından yaptığı açıklamada, “Kızımın yaşadığı acının karşılığı para olarak ölçülemez ama bu karar, başka çocukların canının yanmaması için önemli bir adım. Umarım bu ceza, binalarının bakımını yapmayan herkese iyi bir örnek olur” dedi. Anne Günay ise gözyaşları içinde, “Pazara gidip döndüğümüzde Sağlık Bakanlığı’nın uygulamasından ‘acil çağrı’ butonuna basmak zorunda kaldık. Şimdi ise kızımın geleceği için bir umut ışığı doğdu” ifadelerini kullandı.
Bu dava, aslında Türkiye’de artan “uyanık” bina yöneticileri ve “beni ilgilendirmez” mentalitesine karşı verilmiş önemli bir mesaj niteliği taşıyor. Toplum olarak sadece kendi evimizin içindeki güvenliği değil, apartmanın ortak alanlarını da sürekli olarak gözden geçirmeli, belediyelere ihbar etmekten çekinmemeliyiz. Unutulmamalıdır ki, bir binanın terasından yalnızca beton parçası düşmez; sorumsuzluğun hangi yıkıma yol açtığını ancak bir anne baba olduğumuzda anlıyoruz.