Son dönemde hızlı kilo kaybı yaşayan birçok kişi, bunu iğne veya zayıflama ilacı kullanımına bağlıyor. Bazıları doktoruna danışırken, önemli bir kısmı kendi kendine karar veriyor. Başlangıçta tip 2 diyabet tedavisi için geliştirilen bu ilaçların kilo verdirdiği artık biliniyor; ancak uzmanlar, kontrolsüz kullanımın yan etki riskini önemli ölçüde artırdığı uyarısında bulunuyor.
Doktor Kontrolü Şart
Endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanları, zayıflama amacıyla kullanılan ilaçların mutlaka hekim önerisiyle ve düzenli takip altında alınması gerektiğini vurguluyor. Bu ilaçların özellikle gastrointestinal sistem üzerinde etkili olduğunu belirten uzmanlar, bulantı, kusma, ishal, kabızlık gibi yan etkilerin sık görüldüğünü, nadiren de olsa pankreatit, safra kesesi hastalıkları ve böbrek sorunlarına yol açabileceğini ifade ediyor. Ayrıca ilaçların tiroid bezini etkileyebileceği ve bazı kişilerde tiroid tümörü riskini artırabileceği yönünde veriler bulunduğu, bu nedenle aile öyküsünde tiroid kanseri olanların dikkatli olması gerektiği belirtiliyor.
İlaçların kilo kaybı etkisi, iştahı baskılayarak ve mide boşalmasını geciktirerek ortaya çıkıyor. Ancak bu etki, beraberinde beslenme yetersizliklerine ve kas kaybına da yol açabiliyor. Uzmanlar, ilaç kullanan kişilerin protein alımına dikkat etmesi ve egzersiz yapması gerektiğini hatırlatıyor. Kontrolsüz kullanımda ise bu denge gözetilmediği için olumsuz sonuçlar kaçınılmaz hale geliyor.
Kimler Kullanmalı, Kimler Kaçınmalı?
Bu ilaçlar yalnızca belirli endikasyonlarda, yani obezite veya fazla kiloya eşlik eden metabolik hastalıkları olan kişilerde reçete edilmeli. Vücut kitle indeksi 30'un üzerinde olanlar ya da 27'nin üzerinde olup tip 2 diyabet, hipertansiyon, dislipidemi gibi ek risk faktörleri taşıyanlar hedef grupta yer alıyor. Ancak hamileler, emzirenler, pankreatit öyküsü olanlar, ciddi böbrek veya karaciğer yetmezliği bulunanlar ve kişisel ya da ailevi tiroid kanseri öyküsü olanlar bu ilaçları kullanmamalı. Ne yazık ki sosyal medyada ve çevrede yayılan bilgiler, bu sınırlamaları göz ardı ederek herkesin kullanabileceği algısı yaratıyor.
Doktora danışmadan ilaç temin edenler, genellikle bu ilaçları ya yurt dışından getirtiyor ya da elden temin ediyor. Bu durum, ilacın saklama koşullarının bozulması, sahte ürün riski ve doz ayarının yanlış yapılması gibi ek tehlikeleri beraberinde getiriyor. Ayrıca ilaçların düzenli takip gerektirmesi, kan tetkikleri ve doktor kontrolü olmadan kullanıldığında ortaya çıkabilecek sorunların erken tespit edilmesini engelliyor.
Sağlık Otoritelerinden Uyarılar
Sağlık Bakanlığı ve Türk Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği, son aylarda artan talebe dikkat çekerek, zayıflama ilaçlarının reçetesiz satılmaması ve internet üzerinden temin edilmemesi gerektiğini duyurdu. Eczanelerde reçete karşılığı verilen bu ilaçların, kontrolsüz kullanımının önüne geçmek için denetimlerin sıklaştırılacağı belirtildi. Uzmanlar, kilo vermek isteyen kişilerin öncelikle beslenme ve egzersiz alışkanlıklarını gözden geçirmesi, gerekirse bir diyetisyen ve endokrinologdan destek alması gerektiğini söylüyor. İlaç tedavisi gerekiyorsa da bu kararın mutlaka hekim tarafından, kişinin tıbbi geçmişi değerlendirilerek verilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Kısa yoldan zayıflama arzusu, beraberinde bilinçsiz ilaç kullanımını getiriyor. Oysa sağlıklı kilo kaybı, sürdürülebilir yaşam tarzı değişiklikleriyle mümkün. İlaçlar, yalnızca uygun hastalarda ve doktor gözetiminde bir araç olarak düşünülmeli; sihirli bir çözüm olarak değil.