Türkiye'nin Ege ve Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanlarını düzenlemek üzere hazırladığı ve Yunanistan'da kriz havası yaratan yasa tasarısının Ekim ayına ertelendiği yönündeki iddialar, Atina'da rahat bir nefes aldırdı. Tasarının görüşmeleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yoğun gündemi nedeniyle ertelenmiş gibi görünüyor.
Atina'da endişe hakimdi
Son haftalarda Yunanistan, Türkiye'nin deniz yetki alanlarını genişletmeye yönelik yasa tasarısına karşı hem diplomatik hem de askeri hazırlıklar yapıyordu. Atina yönetimi, tasarının yasalaşması halinde Doğu Akdeniz'de gerilimi tırmandıracağı endişesini taşıyordu. Yunan basınında çıkan haberlere göre, hükümet konuyu AB ve NATO nezdinde gündeme getirmişti.
Tasarının ertelenmesiyle birlikte Yunanistan Dışişleri Bakanlığı'nın rahat bir nefes aldığı belirtiliyor. Ancak uzmanlar, bunun geçici bir durum olduğu ve Ekim ayında tasarının tekrar gündeme gelmesiyle gerilimin yeniden yükselebileceği uyarısında bulunuyor.
Tasarı neyi kapsıyor?
Türkiye'nin hazırladığı yasa tasarısı, Ege ve Doğu Akdeniz'de kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge (MEB) gibi deniz yetki alanlarının sınırlarını belirlemeyi amaçlıyor. Tasarı, uluslararası hukuka dayanarak Türkiye'nin haklarını güvence altına almayı hedefliyor. Ancak Yunanistan, bu düzenlemenin kendi egemenlik haklarını ihlal ettiğini savunuyor ve uluslararası mahkemelere başvurma tehdidinde bulunuyor.
Taraflar arasında 2023 yılında başlayan yumuşama süreci, bu hamleyle yeniden gerilimli bir döneme girebilir. Daha önce 2020 yılında benzer bir kriz yaşanmış, Türkiye'nin Oruç Reis sismik araştırma gemisini bölgeye göndermesiyle tansiyon yükselmişti. O dönemde Almanya'nın arabuluculuğuyla diyalog kanalları açılmıştı.
Ekonomik ve jeopolitik boyut
Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları, aynı zamanda bölgedeki doğal gaz rezervleri nedeniyle stratejik önem taşıyor. Mısır, İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan arasında enerji işbirliği anlaşmaları bulunurken, Türkiye kendi kıta sahanlığındaki kaynakları korumak istiyor. Tasarının ertelenmesi, enerji şirketlerinin bölgedeki faaliyetlerini de etkileyebilir.
Ankara'dan resmi bir açıklama gelmezken, bazı diplomatik kaynaklar ertelemenin teknik bir neden olduğunu, ancak siyasi iradeyi yansıtmadığını ifade ediyor. Türkiye'nin deniz yetki alanları konusundaki kararlı duruşunun devam edeceği belirtiliyor.
Bu gelişme, Yunanistan'da iktidardaki Yeni Demokrasi Partisi ile ana muhalefetteki Radikal Sol Koalisyon (SYRIZA) arasında da tartışmalara yol açtı. Muhalefet, hükümeti krizi yönetmekte başarısız olmakla suçlarken, hükümet kanadı diplomatik kanalları aktif kullandıklarını savunuyor.
Ekim ayında tasarının yeniden gündeme gelmesiyle birlikte taraflar arasındaki müzakerelerin hızlanması bekleniyor. Türkiye'nin talepleri ve Yunanistan'ın tepkileri, önümüzdeki dönemde Doğu Akdeniz'deki dengeleri belirleyecek.
Türkiye ile Yunanistan arasındaki deniz yetki alanları sorunu, 1970'lerden bu yana zaman zaman krize dönüşen bir gündem maddesi olmaya devam ediyor. İki ülke arasındaki Ege adalarının silahlandırılması, kıta sahanlığı sınırı gibi birçok başlık, bu yasa tasarısıyla birlikte yeniden masaya yatırılacak. Atina'nın rahat bir nefes alması, sorunun çözüldüğü anlamına gelmiyor; aksine, yeni bir müzakere sürecinin başlangıcı olabilir.