Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın kamu özel işbirliği (KÖİ) kapsamındaki yap-işlet-devret projeleri için üstlendiği borç taahhütleri 21.6 milyar dolara yükseldi. Geçen yıl imzalanan üç yeni anlaşmayla birlikte toplam taahhüt miktarı önemli ölçüde arttı. Muhalefet partileri, bu modelin Hazine'ye aşırı yük bindirdiği ve kamuyu uzun vadeli risklere maruz bıraktığı gerekçesiyle sık sık eleştirilerde bulunuyor.
KÖİ modelinde son durum
Kamu Özel İşbirliği modeli, Türkiye'de özellikle otoyol, köprü, havalimanı ve sağlık tesisleri gibi büyük altyapı projelerinde yaygın olarak kullanılıyor. Bu modelde özel sektör projeyi finanse edip inşa ediyor, belirli bir süre işletiyor ve ardından kamuya devrediyor. Ancak, projelerin finansmanında Hazine'nin borç üstlenim taahhüdü vermesi, kamu maliyesi açısından tartışmalara neden oluyor.
2023 yılı itibarıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından verilen toplam borç üstlenim taahhüdü 21.6 milyar dolara ulaştı. Bu tutar, önceki yıllara göre belirgin bir artışı işaret ediyor. 2022 yılı sonunda bu rakam 19 milyar dolar civarındaydı. Geçen yıl imzalanan üç yeni anlaşmayla birlikte taahhüt miktarı 2.6 milyar dolar daha arttı.
Muhalefetten yükselen eleştiriler
Ana muhalefet partisi CHP ve diğer muhalefet partileri, KÖİ modelini sıklıkla eleştiriyor. Eleştirilerin odak noktası, bu projelerin Hazine'ye getirdiği yükün yanı sıra, şeffaflık eksikliği ve kamu yararının gözetilmemesi. Muhalefet vekilleri, verilen borç üstlenim taahhütlerinin kamu bütçesini riske attığını ve gelecek nesillere borç yükü bıraktığını ifade ediyor.
Ayrıca, projelerin sözleşme koşullarının kamu lehine olmadığı, özel sektörün kâr garantisi altında olduğu ve talep riskinin kamuya devredildiği belirtiliyor. Örneğin, bazı otoyol projelerinde araç geçiş garantileri, gerçekleşen trafikten daha yüksek olduğu için Hazine, farkı özel şirketlere ödemek zorunda kalıyor.
Hükümetin savunması
Hükümet yetkilileri ise KÖİ modelinin, kamu kaynaklarının etkin kullanımı ve altyapı yatırımlarının hızlandırılması açısından önemli olduğunu savunuyor. Yetkililere göre, bu model sayesinde devlet bütçesinden büyük miktarda kaynak ayrılmadan kritik projeler hayata geçiriliyor. Ayrıca, borç üstlenim taahhütlerinin belirli şartlar altında verildiği ve risklerin kontrol altında olduğu ifade ediliyor.
2023 yılında imzalanan üç yeni anlaşma ile birlikte, KÖİ projelerinin sayısında ve büyüklüğünde artış bekleniyor. Özellikle sağlık alanındaki şehir hastaneleri ve ulaşım projeleri bu kapsamda öne çıkıyor.
Ekonomik ve mali sonuçlar
21.6 milyar dolarlık taahhüt, Türkiye'nin kamu borcu ve bütçe dengesi açısından dikkatle izlenmesi gereken bir rakam. Uzmanlar, bu tür taahhütlerin milli gelire oranının sürdürülebilir düzeyde olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, kur dalgalanmalarının taahhütlerin TL karşılığını etkileyebileceği ve bu durumun bütçeye ek yük getirebileceği ifade ediliyor.
Öte yandan, projelerin tamamlanmasıyla birlikte sağlanan altyapı hizmetlerinin ekonomik büyümeye katkı sağlaması bekleniyor. Ancak, kısa vadede maliyetlerin uzun vadede elde edilecek faydaları aşıp aşmayacağı tartışma konusu.
Muhalefet, konuyu Meclis gündemine taşımayı ve Sayıştay denetimine tabi olmayan KÖİ projelerinin şeffaflığının artırılmasını talep ediyor. Hükümet ise bu projelerin kamunun yararına olduğu ve denetimlerin düzenli olarak yapıldığı yönünde açıklamalar yapıyor.
KÖİ modeli, dünyada birçok ülkede uygulanmakla birlikte, Türkiye'deki boyutu ve taahhüt miktarı dikkat çekiyor. Önümüzdeki dönemde bu modelin kamu maliyesi üzerindeki etkilerinin daha yakından takip edilmesi bekleniyor.