Muğla'nın Milas ilçesine bağlı Kıyıkışlacık Mahallesi'nde Ayıldız Madencilik ve Yükleme AŞ tarafından yürütülen yük tahmil ve tahliye iskelesi ile dip tarama çalışmaları, çevre sakinleri ve aktivistlerin yoğun tepkisine neden oluyor. Bölgedeki doğal yaşamın ve ekosistemin zarar göreceğinden endişe eden çevreciler, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na (ÇŞİDB) başvurarak projenin durdurulmasını talep etti. Ancak CİMER üzerinden yapılan başvurulara verilen resmi yanıtlarda, projenin ÇED Olumlu Kararı'nın bulunduğu ve gerekli tüm izinlerin alındığı belirtildi. Gelişme, hem yerel halkı hem de kamuoyunu ikiye bölmüş durumda.
Çevrecilerden Sert Tepki
Kıyıkışlacık sakinleri ve çevre örgütleri, özellikle dip tarama çalışmalarının deniz ekosistemine geri dönüşü olmayan zararlar vereceğini savunuyor. Bölgede yaşayan balıkçılar, tarama nedeniyle denizin bulanacağını ve balık popülasyonunun azalacağını belirtirken, çevre aktivistleri de iskelenin turizm ve tarım gelirlerini olumsuz etkileyeceğini ifade ediyor. Yöre halkından Hasan Demir, "Bu iskele ve tarama çalışmaları koyun doğal yapısını bozacak. Biz buradan ekmek yiyoruz; hem balıkçılık hem de zeytincilikle uğraşıyoruz. Denizimiz kirlenirse ne yapacağız?" diyerek tepkisini dile getirdi.
Resmi Kurumlar İzinlerin Olduğunu Vurguluyor
CİMER'e yapılan başvurulara verilen yanıtlarda, Muğla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün projeye ÇED Olumlu Kararı verdiği ve işletmenin çevre mevzuatına uygun şekilde faaliyet gösterdiği kaydedildi. Ayrıca, iskelenin ve dip tarama çalışmalarının Çevre Kanunu ve ilgili yönetmelikler kapsamında gerekli izinlere sahip olduğu, çevresel etkilerin sürekli izlendiği ifade edildi. Yetkililer, çalışmaların hukuki çerçevede sürdürüldüğünü ve herhangi bir ihlalin söz konusu olmadığını belirtti.
Uzmanlar Uyarıyor: Ekosistem Riski
Konuyla ilgili görüşüne başvurulan çevre mühendisleri, dip tarama faaliyetlerinin deniz tabanındaki canlı yaşamını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Özellikle tarama sırasında ortaya çıkan bulanıklığın fotosentezi engelleyerek deniz çayırlarına zarar verebileceğini, bu durumun da bölgedeki balıkçılık faaliyetlerini uzun vadede azaltabileceğini belirtiyorlar. Ayrıca, iskelenin inşaatı ve işletmesi sırasında ortaya çıkan gürültü ve atıkların da deniz canlılarını etkileyebileceği ifade ediliyor.
Projenin Ekonomik Getirisi Tartışılıyor
Öte yandan, projenin bölgeye ekonomik katkı sağlayacağı da savunuluyor. Ayıldız Madencilik yetkilileri, iskelenin istihdam yaratacağını ve bölgedeki madenlerin deniz yoluyla taşınmasının ekonomik avantajlar sağlayacağını belirtiyor. Ancak çevreciler, bu tür projelerin kısa vadeli ekonomik kazançlarının, uzun vadeli çevresel maliyetlerin yanında ihmal edilebilir olduğunu savunuyor.
Süreç Nasıl İşliyor?
Kıyıkışlacık'ta yaşanan bu tartışma, Türkiye'deki madencilik ve çevre koruma politikalarının çatışmasının bir örneği olarak öne çıkıyor. ÇED süreçleri, halkın katılımı ve şeffaflık konularındaki tartışmalar da bu olayla birlikte yeniden gündeme geldi. Yerel yönetimlerin ve merkezi otoritenin bu tür projelerde çevresel etkileri ne kadar dikkate aldığı sorusu, kamuoyunun gündeminde.
Sonuç olarak, Kıyıkışlacık'taki maden iskelesi projesi, çevresel sürdürülebilirlik ve ekonomik kalkınma arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gözler önüne seriyor. Yetkililerin verdiği güvenceye rağmen, çevrecilerin endişeleri dinmiş değil. Önümüzdeki günlerde konuyla ilgili daha fazla gelişme yaşanması beklenirken, gözler hem bakanlığın hem de şirketin atacağı adımlarda.