Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan son verilere göre, Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) ile özelleştirme programında yer alan kuruluşların toplam borç stoku, 2026 yılının ilk çeyreği itibarıyla 1 trilyon 585 milyar 723 milyon 515 bin liraya ulaştı. Bu rakam, kamu maliyesindeki kırılganlıkların derinleştiğine işaret ederken, özelleştirme hedeflerinin gerisinde kalındığını da gözler önüne seriyor.
Borç stokundaki artışın sebepleri
KİT'lerin borç yükündeki bu hızlı yükseliş, özellikle enerji, ulaştırma ve tarım sektörlerindeki büyük ölçekli işletmelerin finansman açıklarının birikmesinden kaynaklanıyor. Artan girdi maliyetleri, döviz kuru hareketleri ve yüksek faiz ortamı, bu kuruluşların kar marjlarını baskılarken, öz kaynak yetersizliği nedeniyle borçlanmaya yönelmelerine yol açtı. Hazine destekli krediler ve doğrudan sermaye aktarımları da kamu maliyesi üzerinde ek yük oluşturuyor.
Kamu iktisadi teşebbüslerinin durumu
Verilere göre, borç stokunun büyük kısmı enerji sektöründe faaliyet gösteren KİT'lerden kaynaklanıyor. Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ), Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ve Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) gibi kuruluşlar, yüksek borçlanma oranlarıyla dikkat çekiyor. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın portföyünde bulunan şirketlerin satış süreçlerindeki gecikmeler, bu borcun bir an önce azaltılmasını engelliyor.
Özelleştirme programı ve beklentiler
Hükümetin 2026 yılı için özelleştirme geliri hedefi 20 milyar lira olarak belirlenmişti, ancak ilk çeyrekte gerçekleşme oranı oldukça düşük kaldı. Uzmanlar, mevcut borç yükünün yönetilebilir olmaktan çıktığı uyarısında bulunurken, yapısal reformlar kalıcı çözüm olarak öne çıkıyor.
KİT borçlarının milli gelire oranı da yükselirken, bu durum ülke risk primini artırabilir. Mali disiplinin sağlanması için gereken adımların atılmaması halinde, bütçe üzerinde ek baskı oluşması kaçınılmaz görünüyor.
Öte yandan, kamu bankalarının KİT'lere kullandırdığı kredilerin takibe düşme riski de bilançolarında sorun yaratabilir. Bu tablo, Türkiye ekonomisinin karşı karşıya olduğu yapısal sorunların bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Borç dinamiklerinin sürdürülebilirliği, ancak kurumsal yönetişimin güçlendirilmesi ve verimlilik artışıyla mümkün olacaktır.