Kırklareli'nde eski eşinin silahlı saldırısına uğrayan Çisem Çalka hayatını kaybetti, kızı ise ağır yaralandı. Olay, Kırklareli merkeze bağlı Karahıdır Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, A.Y. isimli şahıs, boşandığı eşi Çisem Çalka ve kızına ateş açtı. Olay yerine sevk edilen sağlık ekipleri, Çisem Çalka'nın hayatını kaybettiğini belirledi. Yaralanan kız çocuğu ise Kırklareli Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Saldırgan A.Y., olaydan sonra polis ekiplerince gözaltına alındı. Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı.
Kadın cinayetleri, Türkiye'de toplumsal bir yara olarak varlığını sürdürürken, Kırklareli'ndeki bu vahşet de kamuoyunda büyük infial yarattı. Valilikten yapılan açıklamada, benzer olayların önlenmesi için gerekli adımların atılacağı belirtildi. Kadın örgütleri ise İstanbul Sözleşmesi'nin yeniden yürürlüğe girmesi çağrısında bulundu.
Olayın ayrıntıları
Çisem Çalka (32) bir süre önce eşi A.Y.'den boşanmıştı. Mahkeme, çocuğun velayetini anneye vermişti. A.Y., boşanmanın ardından birkaç kez Çalka'yı rahatsız ettiği ve tehdit ettiği gerekçesiyle savcılığa şikayet edilmiş ancak serbest bırakılmıştı. Olay günü A.Y., eski eşinin evine gelerek tabancayla ateş açtı. Komşuların ihbarı üzerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralanan kız çocuğunun durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi.
Toplumsal yansımalar
Kadın cinayetleri, Türkiye'de uzun süredir gündemde olan bir sorun. 2023 yılında en az 300 kadın erkek şiddeti sonucu hayatını kaybetti. Kırklareli'ndeki bu olay, kadınların korunması için daha etkili yasaların çıkarılması gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Kadın dernekleri, İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilmesinin ardından şiddet olaylarının arttığını iddia ediyor. Siyasi partiler de konuya ilişkin açıklamalar yaparken, muhalefet partileri hükümeti kadın cinayetlerini önlemede yetersiz kalmakla suçladı. Hükümet ise kadına karşı şiddetle mücadelede yasal düzenlemelerin yapıldığını, uygulamada sıkıntı olmadığını savunuyor. Kırklareli'ndeki bu üzücü olay, kadın cinayetlerinin sadece hukuki değil, aynı zamanda toplumsal bir mücadele gerektirdiğini ortaya koydu.