Azerbaycan'ın son haftalarda Türkiye'yi kendi iç işlerine karışmakla suçlaması, akıllara 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerini getirdi. Seçim sürecinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Kemal Kılıçdaroğlu'nu hedef alan açıklamaları, Azerbaycanlı milletvekillerinin Iğdır'a düzenlediği seçim gezisi ve ikinci turda Erdoğan safına geçen Sinan Oğan'ın Azerbaycan ile ilişkileri, bugünkü tartışmaların arka planını oluşturuyor.
Azerbaycan'ın suçlamaları ve seçim dönemi
Azerbaycan hükümeti, son dönemde Türkiye'yi kendi iç işlerine müdahale etmekle suçlarken, 2023 seçimlerinde yaşananlar bu suçlamanın karşılıklı bir gerginliğe işaret ettiğini gösteriyor. Mayıs 2023'te yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turu öncesinde İlham Aliyev, muhalefet adayı Kemal Kılıçdaroğlu'nu hedef alan mesajlar paylaşmıştı. Aliyev'in bu tutumu, Türkiye'de seçim kampanyasının seyrini etkileyen unsurlardan biri olarak kayıtlara geçti.
Seçim sürecinde Azerbaycanlı milletvekillerinin Iğdır'a gerçekleştirdiği ziyaret, ikili ilişkilerdeki hassasiyetin bir yansıması olarak yorumlandı. Iğdır, Azerbaycan'a sınırı olan ve Nahçıvan ile kültürel bağları bulunan bir şehir olması nedeniyle ziyaretin zamanlaması ve amacı sorgulandı. Bu gezi, seçim atmosferinde Azerbaycan'ın Türkiye siyasetine dolaylı etkisi olarak değerlendirildi.
Sinan Oğan faktörü
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda Sinan Oğan'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı destekleme kararı, seçim sonuçlarını doğrudan etkileyen bir hamle oldu. Oğan, ilk turda aldığı oyla dikkat çekmiş, ikinci turda Erdoğan safına geçerek seçmen kitlesini yönlendirmişti. Oğan'ın bu kararında Azerbaycan ile olan ilişkilerinin ve milliyetçi söyleminin etkili olduğu öne sürüldü. Oğan'ın seçim sonrası açıklamaları ve Azerbaycan'la temasları, zaman zaman tartışma konusu oldu.
Oğan vakası, Türkiye'de milliyetçi seçmenin ve dış politika yöneliminin seçim sonuçlarına etkisini göstermesi açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Oğan'ın Erdoğan'a desteği, Azerbaycan yanlısı bir çizgi olarak yorumlandı ve bu durum, Kılıçdaroğlu'nun Azerbaycan karşıtı bir tutum içinde olmadığı halde neden hedef alındığı sorusunu gündeme getirdi.
İlişkilerin arka planı
Türkiye ile Azerbaycan arasında stratejik bir müttefiklik ilişkisi bulunuyor. Ancak bu ilişki, zaman zaman Türkiye'nin iç siyasetine yönelik algılanan müdahalelerle gölgelenebiliyor. 2023 seçimleri sürecinde Azerbaycan'ın tutumu, muhalefet tarafından eleştirilirken, iktidar kanadı bu ilişkileri olumlu bir dış politika başarısı olarak sundu. Son haftalarda Azerbaycan'ın Türkiye'yi iç işlerine karışmakla suçlaması ise ilişkilerdeki dengelerin ne kadar hassas olduğunu gösteriyor.
Uzmanlar, Azerbaycan'ın Türkiye'nin iç siyasetine yönelik açıklamalarının iki ülke arasındaki güveni zedeleme potansiyeli taşıdığını belirtiyor. Seçim döneminde yaşananlar, dış aktörlerin Türkiye siyaseti üzerindeki etkisinin sınırlarını ve bu tür müdahalelerin seçmen nezdinde nasıl karşılık bulduğunu gözler önüne serdi.
Bugün gelinen noktada, Azerbaycan'ın suçlamaları ve Türkiye'nin tepkisi, 2023 seçimlerindeki hadiselerin unutulmadığını ve ilişkilerdeki kırılganlığın devam ettiğini ortaya koyuyor. Kılıçdaroğlu'na yönelik mesajlar, Iğdır gezisi ve Sinan Oğan'ın konumu, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin iç siyasete yansımaları olarak tarihteki yerini koruyor.
Bağımsız değerlendirme: Türkiye'nin dış politika ve iç siyaset etkileşimi, Azerbaycan örneğinde olduğu gibi, karşılıklı suçlamalarla değil, şeffaf diyalog ve karşılıklı saygı çerçevesinde ele alınmalıdır. Seçim dönemlerinde dış aktörlerin açıklamaları, demokratik süreçlere gölge düşürmemeli; ülkeler arası ilişkiler, iç siyaset malzemesi yapılmamalıdır.