CHP'de yaşanan kurultay krizinde yeni bir boyut ortaya çıktı. Mahkemenin yetki gaspıyla CHP Genel Başkanlığı'na dönen Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin olağan kurultayının yapılabilmesi için tedbir kararının kaldırılması gerektiğini söyledi. Hukukçular ise, mahkeme kararıyla görev süresi dolduğu için yapılan 38. Olağan Kurultay'ın iptal edildiğine işaret ederek, '38 öncesine dönülmesi delegelerin seçme ve seçilme hakkını ortadan kaldırmaz. Delegeler, haklarından yoksun bırakılamaz' değerlendirmesinde bulundu.
Tedbir kararı ne anlama geliyor?
Mahkemenin aldığı tedbir kararı, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nın iptal edilmesi ve partinin 37. Olağan Kurultay'daki delegelerle yönetilmesi anlamına geliyor. Ancak bu durum, yeni delegelerin seçme ve seçilme hakkını askıya alıyor. Kılıçdaroğlu, bu kararın partinin demokratik işleyişini engellediğini belirterek, 'Delege iradesine saygı duyulmalı. Kimsenin hakkı gasp edilemez' ifadelerini kullandı.
Hukukçular ne diyor?
Konuyla ilgili görüşlerine başvurulan hukukçular, tedbir kararının geçici olduğunu ve kalıcı bir çözüm getirmediğini vurguladı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Prof. Dr. Ahmet Gündüz, 'Mahkeme, kurultayın iptaline karar verdi ancak bu, delegelerin haklarının sona erdiği anlamına gelmez. Delegeler, parti tüzüğü ve kanunlar çerçevesinde seçilmiştir. Tedbir kararı, sadece yeni bir kurultay yapılana kadar geçerlidir. Hiçbir delege, seçme ve seçilme hakkından mahrum bırakılamaz' dedi.
Süreç nasıl ilerleyecek?
Kılıçdaroğlu'nun tedbir kararının kaldırılması için başvuru yapacağı öğrenilirken, CHP'de kurultay sürecinin önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor. Parti kulislerinde, olağanüstü kurultay taleplerinin arttığı ve delegelerin bir an önce sandık başına gitmek istediği ifade ediliyor. Ancak tedbir kararı devam ettiği sürece yeni bir kurultayın yapılması mümkün görünmüyor.
CHP'de yaşanan bu hukuki süreç, Türkiye'de siyasi partilerin iç işleyişine yönelik tartışmaları da beraberinde getirdi. Uzmanlar, parti içi demokrasinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtirken, mahkeme kararlarının siyasi partilerin bağımsızlığına müdahale etmemesi gerektiğini vurguluyor.