Türkiye'de kentsel dönüşümün ilk adımı olan riskli yapı tespiti süreci, tek bir kat malikinin başvurusuyla dahi başlatılabiliyor. Ancak uzmanlar, bu süreçte kritik bir detaya dikkat çekiyor: Riskli yapı tespit raporuna karşı 15 gün içinde itiraz edilmemesi halinde, malikler evlerini terk etmek zorunda kalabilir. Bu durum, özellikle İstanbul başta olmak üzere deprem riski altındaki birçok ilde yaşayan vatandaşları yakından ilgilendiriyor.
Tek Malik Başvurusuyla Başlayan Süreç
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında, riskli yapı tespiti için herhangi bir kat malikinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na veya yetkili kurumlara başvurması yeterli. Bu başvuru üzerine, lisanslı kuruluşlar tarafından yapılan inceleme sonucunda bir rapor düzenleniyor. Raporun 'riskli' olarak belirlenmesi halinde, yapı için yıkım kararı verilebiliyor. Ancak bu kararın kesinleşmesi ve uygulanabilmesi için belirli bir itiraz süresi tanınıyor.
İşte bu noktada 15 günlük itiraz süresi büyük önem taşıyor. Riskli yapı tespit raporu, ilgili tapu müdürlüğünde ve muhtarlıkta ilan ediliyor. Maliklere tebligat yapılıyor veya ilan yoluyla duyuruluyor. Raporun ilanından itibaren 15 gün içinde, rapora itiraz edilmesi gerekiyor. İtiraz edilmemesi halinde rapor kesinleşiyor ve yapının boşaltılması için işlemler başlatılıyor.
İtiraz Süresi Sonrası Yaşanacaklar
Kesinleşen riskli yapı raporu sonrasında, maliklere 60 günlük bir süre tanınıyor. Bu süre içinde maliklerin yapıyı yıkarak yeniden inşa etmesi veya anlaşma sağlaması gerekiyor. Ancak anlaşma sağlanamaması veya yıkımın gerçekleştirilmemesi durumunda, idare devreye giriyor. Yıkım kararı alınıyor ve bina boşaltılıyor. Bu süreçte maliklerin evlerini terk etmek zorunda kalması kaçınılmaz hale geliyor.
Uzmanlar, özellikle itiraz süresinin kaçırılmaması konusunda uyarıyor. Yapılan araştırmalara göre, birçok vatandaş tebligat süreçlerini kaçırabiliyor veya itiraz hakkını bilmiyor. Bu nedenle, riskli bölgelerde yaşayan vatandaşların süreçleri yakından takip etmesi ve gerekli itirazları zamanında yapması büyük önem taşıyor.
Türkiye Genelinde Riskli Yapı Envanteri
Türkiye'de deprem riski her geçen gün daha fazla gündeme geliyor. Özellikle Marmara Bölgesi'nde beklenen büyük deprem, kentsel dönüşümü zorunlu kılıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın verilerine göre, Türkiye genelinde yaklaşık 1.5 milyon konut riskli durumda. İstanbul'da ise bu sayı 600 bine yaklaşıyor. Kentsel dönüşüm uygulamalarıyla bu yapıların dönüştürülmesi hedefleniyor.
Kentsel dönüşüm süreci, 2012 yılında çıkarılan 6306 sayılı kanunla başladı. O tarihten bu yana birçok ilde riskli yapı tespiti yapıldı ve yıkımlar gerçekleştirildi. Ancak süreç, malikler arasındaki anlaşmazlıklar, hak sahipliği sorunları ve finansman yetersizlikleri nedeniyle istenilen hızda ilerlemiyor. Bu da kentsel dönüşümün önündeki en büyük engeller arasında gösteriliyor.
Vatandaşların Hakları ve Dikkat Etmesi Gerekenler
Riskli yapı tespitine itiraz hakkı bulunduğu gibi, maliklerin birlikte hareket ederek daha avantajlı anlaşmalar yapma imkanı da bulunuyor. Ancak bu süreçte hukuki destek almak büyük önem taşıyor. Avukatlar, itiraz dilekçelerinin doğru hazırlanması ve sürecin takibi için vatandaşlara yardımcı oluyor.
Öte yandan, riskli yapı ilan edilen binalarda oturan vatandaşlar, kira yardımı veya geçici konaklama imkanlarından da faydalanabiliyor. Ancak bu hakların kullanılabilmesi için gerekli başvuruların yapılması gerekiyor. Bakanlık, dönüşüm sürecinde olan vatandaşlara kira yardımı ödemesi yapıyor.
Sonuç olarak, kentsel dönüşüm sürecinde en kritik nokta, 15 günlük itiraz süresinin kaçırılmaması. Bu süre zarfında itiraz etmeyen vatandaşlar, evlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyor. Bu nedenle, vatandaşların süreçleri yakından takip etmesi ve haklarını koruması büyük önem taşıyor.