Kemani Tatyos Efendi, Türk musikisinin en büyük bestekârlarından biri olarak kabul edilir. Onlarca eser bestelemiş, kemanıyla dinleyenleri büyülemişti. Ancak bu büyük sanatçı, hayatının son yıllarını yoksulluk içinde geçirdi. Şimdi geriye, dostlarının anıları ve cevapsız bir soru kaldı: O meşhur keman nerede?
Bir Dahi Bestekârın Portresi
Asıl adı Tateos Enkserciyan olan Kemani Tatyos Efendi, 1858 yılında İstanbul'da doğdu. Ermeni asıllı olan sanatçı, küçük yaşta müziğe ilgi duydu ve keman eğitimi aldı. Kısa sürede dönemin önde gelen musikişinasları arasına girdi. Bestelediği şarkılar, klasik Türk musikisinin en sevilen eserleri arasında yer aldı. "Geçti bu aşkın kışı", "Kalan hasret kalır" gibi eserleri hâlâ dillerden düşmez. Ancak sanat hayatındaki bu parlaklığa rağmen, kişisel hayatı trajediyle doluydu.
Yoksulluk ve Son Yıllar
Tatyos Efendi'nin maddi durumu hiçbir zaman iyi olmadı. Bestelerinden kazandığı para günlük ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyordu. Özellikle son yıllarında sefalet içinde yaşadı. 1915 yılında İstanbul'da hayatını kaybettiğinde ardında neredeyse hiçbir mal varlığı bırakmadı. Cenazesi bile dostları tarafından kaldırıldı. Geriye kalan en değerli varlığı, adeta onunla özdeşleşen kemanıydı. Ancak bu kemanın nerede olduğu bugün bile bilinmiyor.
Kayıp Kemanın Peşinde
Kemanın akıbeti hakkında çeşitli rivayetler var. Kimileri ölümünden sonra çalındığını, kimileri ise çürümeye terk edildiğini söylüyor. Kesin olarak bilinen tek şey, şu anda bilinen bir kayıtlı sahibinin olmadığı. Müzik tarihçileri ve koleksiyoncular yıllardır bu enstrümanın izini sürmeye çalışıyor. Ancak şimdiye kadar herhangi bir sonuç alınamadı. Kemanın hâlâ bir yerde, belki de bir tavan arasında keşfedilmeyi beklediği düşünülüyor.
Kemani Tatyos Efendi'nin hikâyesi, sanatçıların toplumdaki yerini ve maddi zorluklarını bir kez daha gözler önüne seriyor. Onun gibi bir dahi, yokluk içinde ölmüş ve emanetleri kaybolup gitmiş olsa da, eserleri yaşamaya devam ediyor. Bu durum, bir toplumun sanatçısına verdiği değerin sorgulanmasına neden oluyor. Umarız bir gün o keman bulunur ve ait olduğu yere, Türk musikisinin kalbine geri döner.