İzmir'in Kemalpaşa ilçesine bağlı Yukarı Kızılca Mahallesi'nde yurttaşlar, bölgede açılmak istenen çinko ve kurşun madeni projesine karşı “madene hayır” direnişi başlattı. Yukarıkızılca Doğa ve Yaşam Savunucuları Platformu adına konuşan Jeoloji Mühendisi Alim Murathan, “Bugün verdiğimiz mücadele, sadece Yukarı Kızılca'nın değil, tüm Kemalpaşa'nın geleceği için. Doğal zenginliğimiz yerin altında değil, üstünde. Ovamız, ormanımız, suyumuz bizim için maden cevherinden daha değerli” dedi.
Proje detayları ve çevresel kaygılar
Kemalpaşa Belediyesi'ne yapılan başvuruya göre, maden sahası Yukarı Kızılca Mahallesi sınırları içerisinde yaklaşık 200 hektarlık bir alanı kapsıyor. Proje kapsamında yılda 500 bin ton çinko ve 300 bin ton kurşun cevheri çıkarılması planlanıyor. Bölge halkı, maden işletmesinin tarım arazilerini, zeytinlikleri ve orman alanlarını yok edeceğini, ayrıca yer altı su kaynaklarını kirleteceğini belirtiyor. Platform sözcüsü Murathan, “Bölge zeytin ve kiraz üretiminde önemli bir merkez. Maden faaliyete geçerse binlerce dönüm tarım alanı kullanılamaz hale gelir, su kaynakları ağır metallerle kirlenir. Bu sadece Kemalpaşa'yı değil, İzmir'in su havzasını da tehdit ediyor” diye konuştu.
Hukuki süreç ve eylem planı
Yukarıkızılca Doğa ve Yaşam Savunucuları Platformu, projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecine itiraz etmek için hukuki başvuru yaptı. Aynı zamanda bölgede imza kampanyası başlatıldı ve Kemalpaşa Kaymakamlığı'na yürüyüş organize edileceği duyuruldu. Platform, önümüzdeki hafta İzmir Valiliği önünde de bir basın açıklaması yaparak kamuoyunun dikkatini çekmeyi hedefliyor. Mahalle muhtarı Ahmet Yılmaz ise “Biz burada dededen kalma topraklarımızı koruyoruz. Maden şirketi istediği kadar para versin, biz toprağımızı satmayız. Çocuklarımıza temiz bir çevre bırakmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Bölgenin tarımsal ve ekolojik önemi
Kemalpaşa, İzmir'in önemli tarım merkezlerinden biri. Özellikle kiraz, zeytin ve şeftali üretimiyle bilinen ilçede, Yukarı Kızılca Mahallesi verimli toprakları ve zengin su kaynaklarıyla öne çıkıyor. Bölgede ayrıca endemik bitki türleri ve yaban hayatı da bulunuyor. Jeoloji Mühendisi Alim Murathan, maden projesinin sadece tarımı değil, aynı zamanda bölgenin biyolojik çeşitliliğini de tehdit ettiğini vurguluyor: “Burada yaşayan kızıl geyik, yaban domuzu, tilki gibi hayvanların habitatı yok olacak. Ayrıca maden atıkları nedeniyle toprak ve suda biriken ağır metaller, besin zinciri yoluyla insan sağlığına da zarar verecek.”
Benzer mücadeleler ve yerel yönetimin tutumu
Türkiye'nin farklı bölgelerinde maden projelerine karşı çevre mücadeleleri sıkça gündeme geliyor. Artvin'deki Cerattepe, Muğla'daki mermer ocakları ve Bergama'daki siyanürlü altın madenciliği bu direnişlerin bilinen örnekleri. Kemalpaşa'da da benzer bir süreç yaşanıyor. Kemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Bozkurt, konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Biz her zaman halkımızın yanındayız. Bu proje bölgemize uygun değil. Belediye olarak ÇED sürecinde gerekli itirazları yapacağız. Tarım ve çevre bizim önceliğimiz” dedi. Ancak çevre aktivistleri, belediyenin daha somut adımlar atmasını bekliyor.
Kemalpaşa'daki bu direniş, sadece bir mahallenin değil, benzer tehdit altındaki tüm kırsal bölgelerin geleceği için bir sembol haline gelebilir. Doğal kaynakların korunması ile ekonomik kalkınma arasındaki denge, bu tür projelerde sıkça tartışılıyor. Ancak Yukarı Kızılca sakinleri, yaşam alanlarının ve tarımsal miraslarının korunması için kararlı görünüyor. Önümüzdeki günlerde hukuki ve eylemsel sürecin nasıl ilerleyeceği, hem bölge halkı hem de çevre kamuoyu tarafından yakından takip edilecek. Bu mücadele, yerel yönetimlerin ve merkezi hükümetin çevre politikalarına dair önemli bir test niteliği taşıyor.