İzmir'in Karabağlar ilçesinde yetiştirilen coğrafi işaretli Kavacık üzümü, üreticiden kilogram başına 60-80 liraya alıcı bulurken, market raflarında 150 ila 200 lira arasında satılıyor. Aradaki yaklaşık üç katlık fiyat farkı, üretici ile tüketici arasındaki uzun tedarik zincirinin maliyetini gözler önüne seriyor. Kavacık üzümü, kendine has aroması ve ince kabuğuyla biliniyor; ancak bu yıl rekoltenin düşük olması ve artan girdi maliyetleri, fiyatları yukarı çeken etkenler arasında.
Üreticinin elinde 60 lira, rafta 200 lira
Karabağlar Ziraat Odası verilerine göre, 2024 sezonunda Kavacık üzümünün bahçe çıkış fiyatı 60-80 lira bandında seyrediyor. Aynı ürün, aracılar, nakliye, soğuk hava deposu ve market kârı eklendikçe raf fiyatı 200 liraya kadar tırmanıyor. Üreticiler, "Biz 60 liraya zor satıyoruz, markette 200 lira etiketi görünce şaşırıyoruz" diyerek tepkilerini dile getiriyor. Tüketici ise yüksek fiyattan şikayetçi.
Uzmanlar, fiyat farkının ana nedenini aracı sayısının fazlalığına bağlıyor. Ürün, tarladan çıktıktan sonra en az üç el değiştiriyor: komisyoncu, toptancı ve market. Her aşamada eklenen kâr marjı ve lojistik giderler, nihai fiyatı katlıyor. Ayrıca bu yıl İzmir'de etkili olan kuraklık ve sıcak hava dalgası, Kavacık üzümünde rekolte kaybına yol açtı. Rekoltenin geçen yıla göre yüzde 20 azaldığı tahmin ediliyor.
Coğrafi işaretli ürünün korunması tartışması
Kavacık üzümü, 2021 yılında coğrafi işaret tescili almıştı. Bu tescil, ürünün belirli bir bölgede ve geleneksel yöntemlerle üretilmesini garanti ediyor. Ancak coğrafi işaret, fiyat istikrarını sağlamaya yetmiyor. Karabağlar'da bağcılık yapan aileler, destekleme primlerinin yetersizliğinden ve mazot, gübre, ilaç gibi girdilerin sürekli artmasından yakınıyor. Bir üretici, "Geçen yıl 40 lira olan gübre bu yıl 80 lira oldu. Üzümü 60 liraya satınca kâr edemiyoruz" ifadelerini kullandı.
Öte yandan marketler, fiyat artışını operasyonel maliyetlere ve fire oranına bağlıyor. Üzümün kısa raf ömrü, soğuk zincir gereksinimi ve nakliye sırasında yaşanan kayıplar, market fiyatını yukarı çeken unsurlar arasında. Tüketici dernekleri ise aradaki farkın denetlenmesi gerektiğini savunuyor. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın hal fiyatları ile market fiyatları arasındaki makası takip ettiği, ancak doğrudan bir müdahale mekanizmasının bulunmadığı biliniyor.
Çözüm önerileri ve beklentiler
Sektör temsilcileri, üretici ile market arasındaki aracı sayısının azaltılması için kooperatifleşmenin teşvik edilmesi gerektiğini vurguluyor. Karabağlar'da bazı üretici birlikleri, doğrudan tüketiciye satış yaparak aracıyı devre dışı bırakmaya çalışıyor. Ancak bu modelin yaygınlaşması için lojistik ve depolama altyapısına ihtiyaç var. Ayrıca yerel yönetimlerin semt pazarlarında üretici tezgahlarını artırması, fiyatları bir miktar dengeleyebilir.
Ekonomistler, gıda enflasyonunun ana kalemlerinden biri olan taze meyve-sebze fiyatlarındaki dalgalanmanın, arz-talep dengesizliğinden kaynaklandığını belirtiyor. Kavacık üzümü özelinde ise coğrafi işaretin getirdiği prestij, ihracat potansiyelini artırsa da iç piyasada fiyatları düşürmeye yetmiyor. Üretici, tüketici ve aracılar arasındaki bu denge sorunu, tarım politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Sonuç olarak, Kavacık üzümünün tarlada 60 lira, markette 200 lira olması, sadece bir ürünün hikayesi değil; Türkiye'de tarımsal üretimden perakendeye uzanan zincirin kırılganlığını yansıtıyor. Üreticinin emeğinin karşılığını alamaması, tüketicinin yüksek fiyatla boğuşması, aracıların ise kârını koruması, yapısal bir soruna işaret ediyor. Çözüm, şeffaf fiyatlandırma, kooperatifleşme ve doğrudan satış kanallarının güçlendirilmesinden geçiyor.