Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, katılım finans sektörünün Türkiye'de son yıllarda sürekli ve istikrarlı bir büyüme kaydettiğini belirterek, sektörün bankacılık sistemi içindeki varlık payının 2010'ların başında yüzde 4,5 seviyesindeyken bugün yaklaşık yüzde 9'a ulaştığını ifade etti. Karahan, bu büyümenin faizsiz finansal ürünlere olan talebin artması ve düzenleyici iyileştirmeler sayesinde gerçekleştiğini vurguladı.
Katılım finansın büyüme dinamikleri
Fatih Karahan, İstanbul'da düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada, katılım finans sektörünün Türkiye'de 2000'li yılların başından itibaren hızlı bir gelişim gösterdiğini söyledi. Özellikle 2010 sonrası atılan adımlarla birlikte katılım bankalarının şube sayısı, müşteri hacmi ve topladığı fon miktarında önemli artışlar kaydedildiğini dile getiren Karahan, “Katılım finans, geleneksel bankacılığa alternatif veya tamamlayıcı bir model olarak ülke ekonomisinde giderek daha fazla yer buluyor” dedi.
Karahan, sektörün büyümesinde Türkiye'nin genç nüfus yapısı ve artan dini hassasiyetlerin yanı sıra, faizsiz finansman arayışındaki küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) talebinin de etkili olduğuna işaret etti. Katılım bankalarının özellikle reel sektöre sağladığı fonlarla yatırımlara katkı sunduğunu belirten Karahan, “KOBİ'lerin finansmana erişimini kolaylaştıran katılım bankaları, üretim ve istihdama destek vermeye devam ediyor” şeklinde konuştu.
Düzenleyici çerçeve ve gelecek perspektifi
Merkez Bankası Başkanı, katılım finansın sürdürülebilir büyümesi için düzenleyici çerçevenin güçlendirilmesinin önemine değindi. Son yıllarda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yapılan düzenlemelerle katılım bankalarının faaliyet alanının genişletildiğini ve yeni ürünlerin geliştirilmesine imkan tanındığını hatırlatan Karahan, “Katılım finans ekosisteminin büyümesi, hem arz hem de talep yönlü politikaların eş zamanlı uygulanmasıyla mümkün olmuştur” dedi.
Fatih Karahan, ayrıca, katılım finansın küresel ölçekte de dikkat çeken bir büyüme potansiyeli taşıdığını belirterek, Türkiye'nin bu alanda önemli bir merkez haline gelebileceğini söyledi. Sektörün, dijital bankacılık ve finansal teknolojiler (fintech) ile entegrasyonunun da hızlandığını ifade eden Karahan, “Önümüzdeki dönemde katılım finansın, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümenin önemli bir aracı olmaya devam edeceğini düşünüyorum” diye ekledi.
TCMB verilerine göre, 2024 yılı itibarıyla katılım bankalarının toplam aktif büyüklüğü 1,5 trilyon liraya yaklaşırken, sektörde çalışan sayısı 20 binin üzerine çıktı. Katılım finansın bankacılık sistemindeki payının önümüzdeki beş yıl içinde yüzde 12-15 aralığına ulaşması bekleniyor. Bu büyüme, özellikle sukuk (kira sertifikası) ihraçları ve katılım sigortacılığı (tekâfül) alanındaki gelişmelerle destekleniyor.
Ekonomistler, katılım finansın yalnızca dini hassasiyeti olan kesimler tarafından değil, aynı zamanda risk dağıtma ve portföy çeşitlendirme amacıyla geleneksel yatırımcılar tarafından da tercih edildiğine dikkat çekiyor. Sektörün, özellikle altyapı projeleri ve yenilenebilir enerji yatırımları gibi uzun vadeli finansman ihtiyaçlarını karşılamada önemli bir rol üstlenmesi bekleniyor.