İsrail'in Suriye topraklarında son haftalarda artan askeri faaliyetleri, uluslararası kamuoyunda tampon bölge söylemlerinin ötesinde bir işgal planının işareti olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, Tel Aviv yönetiminin Golan Tepeleri'nin ötesine geçerek Suriye'nin iç kesimlerine doğru ilerlemesini, kalıcı ilhak ve nüfus aktarımı hedefinin parçası olarak yorumluyor. Bölgedeki kaynaklar, İsrail ordusunun yeni askeri noktalar kurduğunu ve sivil yerleşimleri teşvik ettiğini bildiriyor.
Golan Tepeleri'nden iç kesimlere uzanan strateji
İsrail'in 1967'den beri fiilen kontrol ettiği Golan Tepeleri, 1981'de tek taraflı olarak ilhak edilmişti. Ancak son dönemde İsrail güçlerinin Şam'ın güneybatısındaki kırsal alanlarda devriye gezmesi ve yeni mevziler inşa etmesi dikkat çekiyor. Uzmanlara göre bu hareketlilik, tampon bölge adı altında fiili bir işgal genişlemesini yansıtıyor. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamalarda "Golan'ın sonsuza kadar İsrail'in bir parçası olarak kalacağını" vurgulaması, bu stratejinin siyasi boyutunu ortaya koyuyor.
Uluslararası hukuk ihlali ve bölgesel tepkiler
Birleşmiş Milletler ve Arap Birliği, İsrail'in Suriye'deki herhangi bir toprak kazanımını tanımadıklarını defalarca duyurdu. Ancak Tel Aviv yönetiminin sahadaki eylemleri bu kararlılığı baltalıyor. Suriye Dışişleri Bakanlığı, konuyu BM Güvenlik Konseyi'ne taşıdı. İran ve Hizbullah ise İsrail'in ilerleyişine karşı sert uyarılarda bulunurken, Rusya'nın bölgedeki askeri varlığı nedeniyle tırmanma riski yüksek. Uzmanlar, İsrail'in bu hamlesinin, Suriye'deki istikrarsızlıktan faydalanarak kalıcı bir fiili durum yaratmayı amaçladığını belirtiyor.
Nüfus aktarımı iddiaları da gündemde. İsrail'in işgal altındaki bölgelere Yahudi yerleşimcileri teşvik ettiği ve Suriye köylerini boşaltmaya yönelik baskılar yaptığı iddia ediliyor. İnsan hakları örgütleri, bu durumun savaş suçu teşkil edebileceği uyarısında bulunuyor. Bölgedeki gelişmeler, Ortadoğu'nun kırılgan dengelerini yeniden şekillendirirken, uluslararası toplumun sessizliği eleştiriliyor.