Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kastamonu’nun Taşköprü ilçesindeki Pompeiopolis Antik Kenti’nde yürütülen arkeolojik kazılarda, MS 4. yüzyıla tarihlenen ve yaklaşık 105 metrekarelik bir alanı kaplayan geometrik desenli mozaik zeminin ortaya çıkarıldığını duyurdu. Bakan Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, keşfin Türkiye’nin kültürel mirasına önemli bir katkı sunduğunu belirterek, kazı çalışmalarının titizlikle sürdürüldüğünü ifade etti.
Pompeiopolis Antik Kenti’nde Yeni Keşif
Pompeiopolis, antik Paflagonya bölgesinin en önemli kentlerinden biri olarak biliniyor. Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde yer alan antik kent, Roma İmparatorluğu döneminde bölgesel bir yönetim ve ticaret merkeziydi. Kazı çalışmaları, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle ve Kastamonu Müze Müdürlüğü başkanlığında, Karabük Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden akademisyenlerin bilimsel danışmanlığında yürütülüyor. Son keşif, antik kentin geç Roma dönemine ait sivil mimari örnekleri hakkında yeni bilgiler sunuyor.
Ortaya çıkarılan mozaik, geometrik kompozisyonlardan oluşuyor ve renkli taşların ustalıkla yerleştirilmesiyle yapılmış. Uzmanlar, mozaiğin bir villanın taban döşemesi olarak kullanıldığını tahmin ediyor. MS 4. yüzyıla tarihlenen eser, dönemin sanat anlayışını ve zanaatkârlık düzeyini yansıtması açısından değerli görülüyor. Mozaik üzerindeki desenlerin, geometrik şekillerin yanı sıra bitkisel motifler içerdiği belirtiliyor.
Kazılar ve Koruma Çalışmaları
Bakan Ersoy, yaptığı açıklamada, “Pompeiopolis Antik Kenti’nde yürütülen kazılar, Anadolu’nun zengin tarihine ışık tutmaya devam ediyor. 105 metrekarelik mozaik, bu topraklardaki medeniyetlerin sanat ve estetik anlayışını gözler önüne seriyor. Kültürel mirasımızı korumak ve gelecek nesillere aktarmak için çalışmalarımız aralıksız sürecek” dedi. Ersoy, mozaiğin bulunduğu alanın üzerinin kapatılarak koruma altına alınacağını ve restorasyon çalışmalarının ardından ziyarete açılabileceğini sözlerine ekledi.
Kazı ekibi, mozaiğin bulunduğu alanda yapılan çalışmalarda ayrıca seramik parçaları, sikkeler ve mimari elemanlar da tespit etti. Bu buluntular, antik kentin MS 4. yüzyıldaki yaşamına dair ipuçları veriyor. Mozaik, benzer örnekleriyle karşılaştırıldığında, dönemin taşra kentlerinde de yüksek sanatsal üretimin olduğunu gösteriyor.
Pompeiopolis’in Tarihi Önemi
Pompeiopolis, MÖ 64 yılında Roma İmparatoru Pompeius Magnus tarafından kuruldu. Kent, Roma ve Bizans dönemlerinde önemli bir dini ve idari merkez olarak varlığını sürdürdü. Antik kentte daha önce yapılan kazılarda tiyatro, hamam, sütunlu cadde ve nekropol alanları gün yüzüne çıkarılmıştı. Özellikle 2010’lu yıllardan itibaren hız kazanan kazılar, bölgenin arkeolojik potansiyelini ortaya koydu. Pompeiopolis, 2013 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınmıştı.
Son keşif, antik kentin henüz keşfedilmemiş bölümlerinin de olduğunu gösteriyor. Arkeologlar, mozaiğin bulunduğu alanın bir konut veya kamu binasına ait olabileceğini düşünüyor. Gelecek kazı sezonlarında, bu yapının planının tam olarak çıkarılması hedefleniyor.
Kültür Turizmine Katkı
Türkiye, son yıllarda arkeolojik keşiflerle kültür turizmini güçlendirmeye devam ediyor. Bakan Ersoy’un açıklamaları, bu keşiflerin turizm potansiyelini artırmaya yönelik bir stratejinin parçası olduğunu gösteriyor. Kastamonu, doğal güzellikleri ve tarihi dokusuyla öne çıkan bir il. Pompeiopolis’teki bu yeni buluntu, bölgeye olan ilgiyi artırabilir ve yerel ekonomiye katkı sağlayabilir.
Uzmanlar, mozaiğin sergilenmesi için bir ziyaretçi merkezi veya müze alanı oluşturulması gerektiğini vurguluyor. Bu tür keşifler, yalnızca akademik değil, aynı zamanda toplumsal hafıza açısından da büyük önem taşıyor. Antik kentlerin korunması ve tanıtılması, gelecek nesillere aktarılacak kültürel mirasın sürdürülebilirliği için kritik.
Pompeiopolis’teki kazılar, Anadolu’nun katmanlı tarihini bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu tür buluntular, arkeolojinin sadece geçmişi değil, aynı zamanda bugünü ve yarını anlamlandırmadaki rolünü hatırlatıyor. Kastamonu’daki bu mozaik, binlerce yıllık bir mirasın gün ışığına çıkmasının simgesi olarak kayıtlara geçti.