Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde şüpheli şekilde hayatını kaybeden eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yürüttüğü soruşturmada fethi kabir kararı aldı. Karar, Kozinoğlu'nun mezarının açılarak yeniden otopsi yapılmasını kapsıyor. Soruşturma, 13 yıl önceki ölümün ardındaki belirsizliği gidermeyi amaçlıyor.
Soruşturmanın ayrıntıları
Edinilen bilgilere göre, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, Kaşif Kozinoğlu'nun 2011'deki ölümünü şüpheli buldu. Başsavcılık, ölüm nedeninin netleştirilmesi için fethi kabir (mezar açma) kararı verdi. Bu kapsamda, Kozinoğlu'nun defnedildiği mezarlıkta inceleme yapılacak. Karar, Adli Tıp Kurumu uzmanlarının katılımıyla infaz edilecek. Soruşturma dosyasında, ilk otopsi raporundaki bulgular ile tanık ifadeleri arasındaki çelişkilerin etkili olduğu öğrenildi.
Kozinoğlu, 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunuyordu. Ölümü, cezaevi yetkilileri tarafından "intihar" olarak açıklanmıştı. Ancak ailesi ve avukatları, olayın şüpheli olduğunu savunarak yıllardır hukuki mücadele yürütüyor.
Geçmişten bugüne uzanan süreç
Kaşif Kozinoğlu, 2010 yılında başlatılan ve kamuoyunda "Kafes Eylem Planı" olarak bilinen soruşturma kapsamında tutuklanmıştı. Eski bir MİT görevlisi olan Kozinoğlu, casusluk ve devletin güvenliğine ilişkin bilgileri ifşa etme suçlamalarıyla yargılanıyordu. Silivri Cezaevi'nde 2011 yılında hayatını kaybettiğinde, dosyası halen derdestti.
Ölümünün ardından başlatılan ilk soruşturma, takipsizlikle sonuçlanmıştı. Ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) yapılan başvuru ve ailenin ısrarlı girişimleri sonucu dosya yeniden açıldı. AİHM, Türkiye'yi etkili soruşturma yürütülmediği gerekçesiyle tazminata mahkum etmişti. Bu karar, yeni bir soruşturma sürecinin önünü açtı.
Fethi kabir kararının hukuki dayanağı
Türk Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 87. maddesi, şüpheli ölümlerde fethi kabir kararı verilebileceğini düzenliyor. Soruşturma makamları, ölüm nedeninin tam olarak tespiti için mezar açma ve yeniden otopsi yapma yetkisine sahip. Bu karar, yalnızca Cumhuriyet savcısının talebi ve hakim onayıyla uygulanabiliyor.
Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin daha önce yapılan otopside, kesin ölüm sebebi belirlenememişti. İlk raporda, "asfiksi" (boğulma) bulgusuna işaret edilmiş, ancak bu bulgunun intihar mı yoksa dış müdahale mi olduğu netleştirilememişti. Aile avukatları, yeniden otopside toksikolojik ve patolojik incelemelerin daha kapsamlı yapılacağını belirtiyor.
- Fethi kabir işlemi, Adli Tıp Kurumu gözetiminde gerçekleştirilecek.
- Mezar açma sırasında aile avukatları ve bilirkişiler hazır bulunacak.
- Yeni otopsi sonuçlarının soruşturmanın seyrini değiştirebileceği ifade ediliyor.
Kamuoyu ve siyasi yansımalar
Kaşif Kozinoğlu'nun ölümü, Türkiye'de yargı ve emniyet birimleri arasındaki gerilimin zirveye çıktığı bir döneme denk geldi. 2011 yılı, MİT müsteşarı ile savcılar arasındaki yetki tartışmalarının yaşandığı, "MIT krizi" olarak anılan olayların gündemde olduğu bir yıldı. Kozinoğlu'nun ölümü, bu dönemdeki şüpheli ölümler zincirinin bir halkası olarak görülüyor.
Dönemin muhalefet partileri ve bazı sivil toplum kuruluşları, cezaevlerindeki ölümlerin bağımsız şekilde araştırılması çağrısı yapmıştı. Aradan geçen 13 yıla rağmen dosyanın açık kalması, kamuoyunda güvenlik güçleri ve yargı organlarına yönelik tartışmaları canlı tutuyor.
Bundan sonraki süreç
Fethi kabir kararının uygulanmasının ardından, Adli Tıp Kurumu'nun hazırlayacağı rapor soruşturma dosyasına eklenecek. Savcılık, rapor doğrultusunda ek iddianame düzenleyebilecek veya mevcut şüpheliler hakkında yeni deliller ışığında işlem yapabilecek. Ailenin avukatları, sürecin titizlikle yürütülmesi gerektiğini vurguluyor.
Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili soruşturma, Türkiye'de cezaevi koşulları ve şüpheli ölümlerin aydınlatılması açısından bir test niteliği taşıyor. Fethi kabir gibi olağanüstü bir tedbire başvurulması, dosyadaki belirsizliğin ne denli derin olduğunu gösteriyor. Soruşturmanın sonucu, sadece bir ailenin adalet arayışını değil, aynı zamanda yargı sisteminin bağımsızlığına dair algıyı da etkileyecek.