İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan gazeteci Selahattin Günday ve iki Acil Tıp Teknisyeni (ATT), tutuklama istemiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi. Edinilen bilgilere göre, gözaltı süresi dolan üç şüpheli hakkında savcılık, "silahlı terör örgütüne üye olmak" ve "görevi kötüye kullanmak" suçlamalarıyla tutuklama talebinde bulundu. Şüphelilerin avukatları, müvekkillerinin suçsuz olduğunu savunarak tahliye talep etti.
Soruşturmanın Arka Planı ve Gözaltı Süreci
Kaşif Kozinoğlu'nun 2011 yılında hayatını kaybetmesiyle ilgili yürütülen soruşturma, yıllar sonra yeniden gündeme geldi. Savcılık, Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin şüpheli hususları araştırmak üzere harekete geçti. Bu kapsamda, gazeteci Selahattin Günday'ın yanı sıra olay yerine ilk müdahalede bulunan iki ATT personeli gözaltına alındı. Gözaltına alınan sağlık çalışanlarının, olay anında tutanaklarda tahrifat yaptıkları iddia ediliyor. Gazeteci Günday'ın ise soruşturma kapsamında elde edilen bazı belgeleri kamuoyuna sızdırdığı öne sürülüyor.
Soruşturma dosyasına göre, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin ilk raporlarda çelişkiler bulunuyor. Acil tıp teknisyenlerinin olay yerindeki ilk müdahaleyi usulsüz yaptığı ve raporlarda gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğu iddia ediliyor. Savcılık, bu usulsüzlüklerin ölümün gerçek nedenini gizlemeye yönelik olduğunu değerlendiriyor. Gazeteci Günday'ın ise bu süreçte elde ettiği bilgileri yayımlayarak soruşturmanın seyrini etkilemeye çalıştığı ileri sürülüyor.
Gözaltına Alınanların İfadeleri ve Tutuklama Talebi
Emniyetteki ifadelerinde suçlamaları reddeden şüpheliler, gazeteci Günday'ın haber amaçlı hareket ettiğini, sağlık çalışanlarının ise görevlerini yaparken herhangi bir usulsüzlük yapmadığını belirtti. Ancak savcılık, toplanan deliller ve tanık beyanları doğrultusunda üç şüpheli hakkında tutuklama talebinde bulundu. Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından adliyeye sevk edildi. Nöbetçi sulh ceza hakimliği, tutuklama talebini değerlendirmek üzere dosyayı inceliyor.
Avukatlar, müvekkillerinin tutuklanması halinde soruşturmanın siyasi bir boyut kazanacağını savunuyor. Gazeteci örgütleri ise Günday'ın tutuklanmasının basın özgürlüğüne darbe olacağı uyarısında bulundu. Sağlık çalışanları sendikaları da ATT personelinin görevini yaparken suçlanmasının kabul edilemez olduğunu dile getirdi.
Kamuoyu ve Basın Kuruluşlarının Tepkileri
Olay, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Basın meslek örgütleri, gazeteci Selahattin Günday'ın tutuklanmasının "haber alma ve yayma özgürlüğüne" aykırı olduğunu belirterek serbest bırakılması çağrısı yaptı. Sağlık emekçileri ise acil tıp teknisyenlerinin suçlanmasının ardından görevlerini yaparken yasal güvence talep etti. Sosyal medyada da #SelahattinGünday ve #KaşifKozinoğlu etiketleriyle çok sayıda paylaşım yapıldı.
Adliye önünde toplanan bir grup, tutuklama talebini protesto etti. Polis, göstericilere müdahale etmezken, adliye çevresinde güvenlik önlemleri artırıldı. Öte yandan, soruşturmanın derinleştirilmesi ve olayla ilgili diğer şüphelilerin de ifadesine başvurulması bekleniyor.
Hukuki Süreç ve Bundan Sonrası
Şüpheliler hakkındaki tutuklama talebi, nöbetçi sulh ceza hakimliği tarafından karara bağlanacak. Hakim, dosyadaki delilleri ve savunmaları değerlendirerek tutuklama veya adli kontrol kararı verebilir. Tutuklama kararı çıkması halinde şüpheliler cezaevine gönderilecek. Aksi halde adli kontrol şartıyla serbest bırakılabilirler.
Kaşif Kozinoğlu soruşturması, Türkiye'nin yakın geçmişindeki faili meçhul dosyalardan biri olarak biliniyor. Soruşturmanın seyri, hem basın özgürlüğü hem de sağlık çalışanlarının yasal durumu açısından önem taşıyor. Kamuoyu, adli sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesini ve gerçeğin ortaya çıkarılmasını bekliyor.
Bu dava, yalnızca bireysel bir soruşturma olmanın ötesinde, Türkiye'de yargı bağımsızlığı ve ifade özgürlüğü tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Gözaltına alınan gazeteci ve sağlık çalışanlarının durumu, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde ele alınmalı. Soruşturmanın bir an önce sonuçlandırılması ve varsa suçluların cezalandırılması, toplumsal güven açısından kritik önemde.