Kaos GL Derneği'nin yönetim ve denetim kurulu üyeleri, sabah saatlerinde evlerine düzenlenen polis baskınları sonucu gözaltına alındı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 10'dan fazla LGBTİ+ aktivistinin gözaltına alındığı öğrenildi. Gözaltı kararlarının, "müstehcenlik" ve 5253 sayılı Dernekler Kanunu'na muhalefet suçlamalarına dayandığı belirtiliyor. Operasyon, derneğin yasal faaliyetlerini sürdürdüğü Ankara'da gerçekleşti.
Gözaltıların ayrıntıları ve kapsamı
Edinilen bilgilere göre, polis ekipleri sabahın erken saatlerinde dernek yöneticilerinin ikametgahlarına eş zamanlı baskınlar düzenledi. Gözaltına alınanlar arasında dernek başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin yanı sıra denetim kurulu üyeleri de bulunuyor. Toplamda 10'dan fazla kişinin gözaltına alındığı, gözaltı sayısının netleşmediği ancak soruşturmanın genişletilebileceği ifade ediliyor. Gözaltına alınanlar, sağlık kontrolünün ardından Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.
Kaos GL Derneği, 1994 yılında Ankara'da kurulan ve LGBTİ+ hakları alanında faaliyet gösteren Türkiye'nin en eski derneklerinden biri. Dernek, yasal statüsü çerçevesinde çeşitli etkinlikler, yayınlar ve savunuculuk çalışmaları yürütüyor. Soruşturmanın "müstehcenlik" suçlaması, derneğin yayınladığı materyaller veya düzenlediği etkinliklerle ilişkilendiriliyor. Dernekler Kanunu'na muhalefet suçlaması ise derneğin tüzüğünde belirtilen faaliyet alanları dışına çıktığı iddiasına dayanıyor.
Hukuki süreç ve arka plan
Gözaltı kararlarının ardından Kaos GL Derneği'nden henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak avukatlar aracılığıyla yapılan ilk değerlendirmelerde, gözaltıların hukuki dayanaktan yoksun olduğu ve derneğin faaliyetlerinin Anayasa'nın 33. maddesiyle güvence altına alınan örgütlenme özgürlüğü kapsamında olduğu vurgulanıyor. Avukatlar, müvekkillerine erişimde zorluk yaşandığını ve gözaltı sürecinin şeffaf yürütülmediğini belirtiyor.
Türkiye'de LGBTİ+ derneklerine yönelik benzer operasyonlar geçmişte de gündeme gelmişti. Özellikle 2018'de Kaos GL'nin de aralarında bulunduğu bazı derneklere yönelik valilik kararlarıyla etkinlik yasakları getirilmiş, bu yasaklar yargıya taşınmıştı. Son dönemde sivil toplum kuruluşlarına yönelik denetimlerin arttığı ve özellikle LGBTİ+ örgütlenmelerinin hedef alındığı yönünde eleştiriler bulunuyor. Uluslararası insan hakları kuruluşları, Türkiye'deki LGBTİ+ hakları ihlallerini düzenli olarak raporluyor.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmanın detayları henüz kamuoyuyla paylaşılmadı. Gözaltına alınanların ifade işlemlerinin önümüzdeki saatlerde tamamlanması ve mahkemeye sevk edilmeleri bekleniyor. Dernek yöneticileri hakkında hangi somut delillerin bulunduğu ise belirsizliğini koruyor.
Sivil toplum ve uluslararası tepkiler
Operasyon haberi, sivil toplum kuruluşları ve uluslararası platformlarda geniş yankı uyandırdı. Avrupa Birliği ve çeşitli insan hakları örgütleri, gelişmeleri yakından takip ettiklerini duyurdu. Türkiye'deki bazı baro ve hukuk dernekleri, gözaltıları kınayan yazılı açıklamalar yaptı. Açıklamalarda, dernek faaliyetlerinin suç kapsamında değerlendirilmesinin ifade ve örgütlenme özgürlüğüne aykırı olduğu savunuldu.
Kaos GL'nin avukatları, gözaltına alınanların tamamının serbest bırakılması için başvuruda bulunacaklarını açıkladı. Öte yandan dernek, sosyal medya hesaplarından yaptığı çağrıda dayanışma mesajları paylaştı. Uluslararası alanda ise Amnesty International ve Human Rights Watch gibi kuruluşlar, Türkiye hükümetine çağrıda bulunarak gözaltıların derhal sonlandırılmasını talep etti.
Hukukçular, soruşturmanın "müstehcenlik" suçlamasıyla yürütülmesinin muğlak olduğunu ve bu suçun tanımının geniş yorumlanabileceğini belirtiyor. Dernekler Kanunu kapsamındaki suçlamalar ise idari para cezasından dernek kapatmaya kadar varan yaptırımları öngörüyor. Sürecin nasıl ilerleyeceği, Cumhuriyet Başsavcılığı'nın tutumuna ve mahkeme kararlarına bağlı görünüyor.
Bu operasyon, Türkiye'de sivil toplum alanındaki daralmanın son örneği olarak değerlendiriliyor. LGBTİ+ hakları savunucuları, son yıllarda artan baskıların örgütlenme özgürlüğünü fiilen imkansız hale getirdiğini dile getiriyor. Gözaltıların ardından gözler, soruşturmanın seyrine ve olası yeni gözaltı dalgalarına çevrilmiş durumda.