Komedyen ve yazar Tuba Ulu, sosyal medya hesabından Kanuni Sultan Süleyman hakkında yaptığı bir şaka nedeniyle İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıktı. Savcılık, ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçlamasıyla Ulu hakkında 2 yıla kadar hapis cezası talep etti. İddianamede, Ulu’nun paylaşımının tarihi bir şahsiyeti hedef alarak toplumsal hassasiyetleri zedelediği belirtildi.
Şakanın içeriği ve suçlama
Ulu, 2022 yılında Twitter hesabından yaptığı bir paylaşımda Kanuni Sultan Süleyman’ı konu alan bir espri yapmıştı. Paylaşım kısa sürede binlerce kez paylaşıldı ve bazı kesimlerden tepki çekti. Savcılık, paylaşımın “tarihi değerlere saygısızlık” niteliği taşıdığını ve kamu barışını bozma potansiyeli olduğunu savundu. Ulu’nun ifadesinde ise söz konusu paylaşımının bir mizah unsuru olduğunu ve herhangi bir kötü niyet taşımadığını belirttiği öğrenildi.
Hukuki boyut ve emsal kararlar
Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesi, halkın bir kesimini sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişiye 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Aynı madde, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmeyi de suç sayıyor. Son yıllarda mizah ve ifade özgürlüğü sınırlarını zorlayan benzer davalarda mahkemelerin farklı kararlar verdiği görülüyor. 2021’de bir komedyen hakkında açılan davada beraat kararı çıkarken, 2023’te bir sosyal medya kullanıcısına verilen ceza Yargıtay tarafından bozulmuştu.
Hukukçulara göre, bu davada belirleyici unsur, Ulu’nun paylaşımının bir mizah örneği mi yoksa hakaret boyutuna ulaşan bir ifade mi olduğu. Mizah, ifade özgürlüğünün koruması altında olsa da, Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre bu özgürlük mutlak değildir ve toplumsal hassasiyetler gözetilmelidir.
Tepkiler ve ifade özgürlüğü tartışmaları
Dava, sanat ve ifade özgürlüğü çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. Birçok sanatçı ve sivil toplum kuruluşu, Ulu’ya destek mesajları yayımladı. Türkiye Gazeteciler Sendikası, mizahın da ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Öte yandan, konuyu tarihi şahsiyetlere saygı bağlamında ele alan bazı çevreler, yargılamayı haklı bulduklarını ifade etti. Ulu’nun avukatı, müvekkilinin herhangi bir kastının bulunmadığını ve davanın düşmesi gerektiğini savundu.
Mahkeme, tarafların beyanlarını aldıktan sonra duruşmayı eksikliklerin giderilmesi için erteledi. Bir sonraki duruşma Mayıs 2025’te görülecek. Ulu, adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.
Bu dava, tarihsel figürlerin mizah malzemesi yapılıp yapılamayacağı sorusunu Türkiye gündemine taşıdı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, mizahın ifade özgürlüğünün önemli bir parçası olduğunu belirtirken, Türkiye’de bu alandaki yargısal eşik, toplumsal hassasiyetlerle dengelenmeye çalışılıyor. Uyuşmazlığın çözümü, hem hukukçular hem de kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.