Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, kahverengi kokarca zararlısına karşı yürütülen mücadele kapsamında bu yıl Türkiye genelinde 1 milyon 650 bin samuray arısının doğaya salındığını açıkladı. Bakan Yumaklı, zararlıyla mücadelede feromon tuzaklardan biyolojik mücadeleye kadar farklı yöntemlerin eş zamanlı olarak uygulandığını belirtti. Bu kapsamda, özellikle fındık üreticilerinin yoğun olduğu Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere birçok ilde saha çalışmalarının aralıksız sürdüğünü ifade etti.
Samuray Arısı ile Biyolojik Mücadele
Kahverengi kokarca (Halyomorpha halys), tarım ürünlerine ciddi zarar veren istilacı bir tür olarak biliniyor. Bu zararlıyla mücadelede en etkili yöntemlerden biri olarak öne çıkan samuray arısı (Trissolcus japonicus), doğal bir düşman olarak kokarcanın yumurtalarını parazitleyerek çoğalmasını engelliyor. Bakan Yumaklı, bu yıl içinde 1 milyon 650 bin samuray arısının doğaya salındığını ve bu sayının önceki yıllara göre önemli bir artış gösterdiğini vurguladı. Ayrıca, biyolojik mücadelenin yanı sıra kimyasal mücadele için de çiftçilere rehberlik hizmeti verildiği belirtildi.
Feromon Tuzakları ve Kapsamlı Saha Çalışmaları
Samuray arısı salımının yanı sıra, kahverengi kokarcanın izlenmesi ve popülasyonunun kontrol altına alınması için feromon tuzakları da yaygın olarak kullanılıyor. Bakan Yumaklı, bu tuzakların birçok ilde kurulduğunu ve zararlının yoğun olduğu bölgelerde etkin bir şekilde mücadele edildiğini söyledi. Ayrıca, zararlının kışlaklarını tespit etmek ve bu bölgelerde ilaçlama yapmak amacıyla ekiplerin saha çalışmalarını sürdürdüğünü aktardı. Özellikle fındık, kivi, elma ve armut gibi ürünlerde ciddi kayıplara yol açabilen kahverengi kokarca ile mücadelede, çiftçilerin de bilinçlendirilmesi büyük önem taşıyor.
Bakanlık, zararlı ile mücadele için illerde ziraat odaları ve üretici birlikleriyle iş birliği yaparak eğitim toplantıları düzenliyor. Bu toplantılarda çiftçilere, zararlının tanınması, mücadele yöntemleri ve kullanılacak ilaçlar hakkında detaylı bilgiler veriliyor. Ayrıca, vatandaşların da destek olması amacıyla farkındalık kampanyaları yürütülüyor. Bakan Yumaklı, “Kahverengi kokarca ile mücadelede kararlılıkla devam ediyoruz. Bu yıl rekor düzeyde samuray arısı saldık. Amacımız, üreticimizin emeğini korumak ve ülke ekonomisine katkı sağlamak” ifadelerini kullandı.
Mücadele Çalışmaları ve Gelecek Hedefler
Tarım ve Orman Bakanlığı, kahverengi kokarca zararlısına karşı mücadele stratejisini belirlerken bölgesel farklılıkları da göz önünde bulunduruyor. Özellikle Karadeniz ikliminin uygun olduğu fındık üretim alanlarında zararlının yoğun olduğu belirtilirken, Doğu Marmara ve Batı Karadeniz’de de benzer sorunlar yaşanabiliyor. Bakanlık, bu bölgelerde biyolojik mücadele azalarını artırarak sürdürmeyi hedefliyor. Ayrıca, zararlının yayılımını engellemek amacıyla karantina önlemleri de alınıyor.
Uzmanlar, samuray arısının etkinliğinin yanı sıra, bu arıların ekosisteme zarar vermediğini ve sadece kokarca yumurtalarını hedef aldığını ifade ediyor. Bu nedenle biyolojik mücadelenin çevre dostu bir yöntem olduğu vurgulanıyor. Bakanlık, önümüzdeki yıllarda samuray arısı üretimini artırarak daha geniş alanlarda salım yapmayı planlıyor. Ayrıca, zararlının popülasyonunu izlemek için yapay zeka destekli tuzak sistemleri de geliştiriliyor. Bu sistemler sayesinde, zararlının yoğun olduğu bölgeler anlık olarak tespit edilip müdahale edilebilecek.
Kahverengi kokarca, Türkiye’de ilk kez 2017 yılında Doğu Karadeniz Bölgesi’nde görülmüş ve kısa sürede yayılım göstermişti. Zararlı, özellikle fındık üretiminde büyük kayıplara neden olarak üreticileri olumsuz etkilemişti. Ancak Bakanlığın uyguladığı biyolojik ve kimyasal mücadele programları sayesinde, popülasyonun kontrol altına alınmaya başlandığı belirtiliyor. Bu yılki samuray arısı salımının, mücadelede önemli bir dönüm noktası olduğu ifade ediliyor.
Sonuç olarak, kahverengi kokarca ile mücadele Tarım ve Orman Bakanlığı’nın öncelikli konuları arasında yer alıyor. Yürütülen kapsamlı çalışmalar, hem çiftçilerin gelir kaybını önlemeyi hem de tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamayı hedefliyor. Atılan adımlar, gelecekte zararlının tamamen kontrol altına alınabileceğine işaret ediyor.