Kahramanmaraş'ta 1 öğretmen ve 9 öğrencinin hayatını kaybettiği okul saldırısına ilişkin TBMM Araştırma Komisyonu, kritik bir ayrıntıyı gün yüzüne çıkardı. Saldırganın olaydan önce 32 kez okulun rehberlik servisine başvurduğu belirlendi. Komisyon raporunda, saldırganın psikolojik durumuna dair uyarı işaretlerinin göz ardı edildiği ifade edildi.
Saldırganın rehberlik kayıtları incelendi
TBMM Komisyonu, 32 başvurunun her birini ayrıntılı olarak inceledi. Raporda, saldırganın şiddet eğilimi, yalnızlık ve öfke kontrolü sorunları yaşadığına dair belirtiler olduğu ancak bu uyarıların yeterince ciddiye alınmadığı belirtildi. Komisyon üyeleri, rehberlik öğretmenlerinin bu tür durumlarda okul yönetimine ve ilgili kurumlara bildirim yapma zorunluluğunun olmadığını, bu nedenle sürecin başarısız olduğunu vurguladı.
Meclis'te yeni önlemler tartışılıyor
Komisyon raporunun ardından Meclis'te okul güvenliği ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin iyileştirilmesi için yeni yasa teklifleri gündeme geldi. Muhalefet partileri, rehberlik servislerinin zorunlu bildirim yapmasını ve riskli öğrencilerin takip edilmesini sağlayacak bir sistem kurulmasını talep etti. İktidar kanadı ise konunun hassasiyetine dikkat çekerek, alınacak önlemlerin kişisel hak ve özgürlükleri ihlal etmemesi gerektiğini savundu.
Uzmanlar uyarıyor: Erken müdahale hayat kurtarır
Psikologlar ve eğitim uzmanları, saldırganın 32 kez rehberlik servisine başvurmasının ciddi bir uyarı işareti olduğunu belirtiyor. Uzmanlara göre, okullarda şiddet eğilimli öğrencilerin erken tespiti ve müdahalesi için standart bir protokol oluşturulmalı, rehberlik öğretmenlerine yasal yükümlülükler getirilmeli. Ayrıca, ailelerin de sürece dahil edilmesi gerektiği ifade ediliyor. Rapor, eğitim sistemindeki bu zafiyetin giderilmemesi halinde benzer olayların yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Kahramanmaraş katliamı, Türkiye'de okul güvenliği ve psikolojik destek mekanizmalarının yeniden sorgulanmasına neden oldu. Komisyon raporu, mevcut sistemin hem yasal hem de uygulama açısından yetersiz kaldığını ortaya koyuyor. Alınacak önlemlerin sadece cezai değil, koruyucu ve önleyici boyutları da içermesi gerekiyor. Bu trajedi, benzer durumların tekrarını önlemek için kapsamlı bir reformun kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.