Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2023-2025 dönemi Hayat Tabloları verilerini kamuoyuyla paylaştı. Verilere göre Türkiye'de doğuşta beklenen yaşam süresi 78,5 yıla yükselirken, kadınların erkeklerden ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşadığı ortaya çıktı. Bu fark, önceki yıllara göre neredeyse sabit kaldı; ancak eğitim seviyesinin yaşam süresi üzerindeki etkisi dikkat çekti. Uzmanlar, sağlık hizmetlerine erişim ve sosyal faktörlerin bu farklılıkta belirleyici olduğunu vurguluyor.
Kadın ve erkekler arasındaki yaşam süresi farkı
TÜİK'in açıkladığı verilere göre kadınlarda doğuşta beklenen yaşam süresi 81,1 yıl, erkeklerde ise 75,9 yıl olarak hesaplandı. Böylece kadınlar ile erkekler arasındaki fark 5,2 yıl oldu. Bu rakam, son iki yılın ortalamasını yansıtıyor. Uzmanlar, kadınların biyolojik olarak daha avantajlı olduğunu, ancak erkeklerin sigara ve alkol kullanımı gibi riskli davranışlarının bu farkı artırdığını belirtiyor.
Eğitim düzeyi yaşam süresini nasıl etkiliyor?
TÜİK verileri, eğitim seviyesi yükseldikçe yaşam süresinin de arttığını gösteriyor. Örneğin, yükseköğretim mezunu bir bireyin yaşam süresi, ilkokul mezunlarına göre ortalama 5-6 yıl daha uzun. Bu fark, sağlık bilincinin artması, daha iyi iş koşulları ve gelir düzeyinin yükselmesiyle ilişkilendiriliyor. Uzmanlar, eğitim politikalarının aynı zamanda bir sağlık politikası olduğunu ifade ediyor.
Bölgesel farklılıklar ve şehir-kır ayrımı
Verilere göre, batı illerinde yaşam süresi doğu illerine kıyasla daha yüksek. İstanbul'da doğuşta beklenen yaşam süresi 79,4 yıl iken, Ağrı'da bu rakam 75,2 yıl. Şehirde yaşayanların kırsal kesime göre ortalama 2,1 yıl daha uzun yaşadığı belirlendi. Bunun başlıca nedenleri arasında sağlık kuruluşlarına erişim, altyapı ve sosyal imkanlar sayılıyor.
Yaşam süresi trendleri: Artış devam ediyor
Türkiye'de doğuşta beklenen yaşam süresi, 2000 yılında 71,8 yıl iken bugün 78,5 yıla ulaştı. Son 25 yılda 6,7 yıllık bir artış yaşandı. Bu artışta sağlık hizmetlerindeki iyileşme, aşı programları ve bebek ölümlerindeki düşüş etkili oldu. Ancak uzmanlar, pandemi sonrası dönemde yaşam süresinin bazı ülkelerde gerilediğine dikkat çekerek, Türkiye'deki artışın sürdürülebilir olması için yaşlı bakımı ve kronik hastalıklarla mücadeleye yatırım yapılması gerektiğini belirtiyor.
Kadın-erkek farkı neden kapanmıyor?
Kadınların daha uzun yaşaması dünya genelinde bilinen bir gerçek. Ancak Türkiye'deki 5,2 yıllık fark, OECD ortalamasının üzerinde. Uzmanlar, erkekler arasında trafik kazaları, iş kazaları ve kalp-damar hastalıklarının daha yaygın olmasına işaret ediyor. Ayrıca, erkeklerin sağlık kontrollerine daha az gitmesi ve geç teşhis edilen hastalıklar da ölüm oranlarını artırıyor. Toplumsal cinsiyet rollerinin de bu farkta payı olduğu düşünülüyor.
Geleceğe bakış: Yaşlanan Türkiye
Yaşam süresinin artması, Türkiye'nin demografik yapısını hızla değiştiriyor. 2023'te 65 yaş üstü nüfusun oranı %10,2 iken, bu oranın 2040'ta %16'ya çıkması bekleniyor. Bu durum, sağlık harcamalarının ve emeklilik sisteminin sürdürülebilirliği açısından yeni politikalar gerektirecek. Uzmanlar, aktif yaşlanma ve uzun süreli bakım hizmetlerinin geliştirilmesinin önemini vurguluyor. Sonuç olarak, TÜİK verileri hem bireysel hem de toplumsal düzeyde sağlıklı yaşamın önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Eğitim seferberliği ve kapsayıcı sağlık politikaları, yaşam süresini daha da artırabilir ve kadın-erkek farkını azaltabilir.