CHP eski Parti Meclisi Üyesi Berna Özgül, sosyal medyada paylaştığı video ile Türkiye'de genç kadınların istihdam dışındaki durumuna dikkat çekti. Özgül, kadınların işgücüne katılımının düşüklüğünü ve güvenceli işlerin yokluğunu vurgulayarak, mevcut politikaların genç kadınları evde oturmaya mahkum ettiğini savundu. Video kısa sürede geniş yankı uyandırdı.
Genç kadınların işgücüne katılımı düşük
TÜİK verilerine göre, Türkiye'de 15-24 yaş arası genç kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 30'un altında. Genç erkeklerde bu oran yüzde 50'nin üzerinde. Özgül, bu farkın sadece kültürel değil, aynı zamanda yapısal olduğunu belirtti. Kadınların üzerindeki ev içi bakım yükü, uygun fiyatlı kreş ve bakım hizmetlerinin yetersizliği, işverenlerin cinsiyetçi önyargıları gibi nedenler genç kadınları işgücü dışına itiyor.
Özgül, "Kadınlar çalışmak istiyor, ancak güvenceli iş bulamıyor. Ya düşük ücretli, sigortasız işlerde çalışıyor ya da tamamen istihdam dışı kalıyor. Bu durum genç kadınların geleceğini ipotek altına alıyor" dedi.
Güvencesiz çalışma koşulları yaygın
Türkiye'de kadınların çalıştığı işlerin önemli bir kısmı güvencesiz. Kayıt dışı istihdamda kadınların oranı yüksek. Ayrıca, kadınlar daha çok geçici, yarı zamanlı veya mevsimlik işlerde çalışıyor. Bu işlerde sosyal güvence, kıdem tazminatı, işsizlik sigortası gibi haklar ya yok ya da sınırlı. Özgül, bu tablonun kadınların ekonomik bağımsızlığını engellediğini ve yoksulluğu derinleştirdiğini ifade etti.
Hükümetin kadın istihdamını artırmaya yönelik politikaları ise yetersiz. Kadınlara yönelik mesleki eğitim kursları, girişimcilik destekleri gibi programlar var; ancak bunların etkisi sınırlı. Özgül, "Kadınlara yönelik politikalar genellikle 'evde çalışma' veya 'mikro kredi' gibi geleneksel rolleri pekiştiren modellerle sınırlı. Oysa kadınların tam zamanlı, güvenceli işlere ihtiyacı var" diye konuştu.
Kadın istihdamı ve toplumsal cinsiyet eşitliği
Kadın istihdamının artırılması, toplumsal cinsiyet eşitliğinin önemli bir ayağı. Kadınların işgücüne katılımı, hem ekonomik büyümeyi hem de toplumsal refahı artırıyor. Dünya Bankası raporlarına göre, kadın istihdamındaki her 1 puanlık artış, GSYH'yi yüzde 0,5'e kadar yükseltebiliyor. Ancak Türkiye, OECD ülkeleri arasında kadın istihdam oranında en düşük ülkelerden biri.
Özgül, sorunun çözümü için kapsamlı bir yol haritası önerdi: "Ücretsiz kreş ve bakım hizmetleri yaygınlaştırılmalı, esnek çalışma modelleri güvenceli hale getirilmeli, işverenlere kadın istihdamı için teşvikler sağlanmalı ve cinsiyetçi işe alım uygulamaları denetlenmeli." Ayrıca, kadınların sendikal örgütlenmesinin desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Siyasi partilerin kadın istihdamı politikaları
CHP, kadın istihdamını artırmaya yönelik çeşitli vaatlerde bulunuyor. Partinin programında, kadınlara yönelik kreş desteği, doğum izni sonrası işe dönüş garantisi, kadın girişimcilere faizsiz kredi gibi maddeler yer alıyor. Ancak Özgül, iktidarın bu konuda samimi olmadığını, kadın istihdamındaki düşüşün hükümetin ekonomi politikalarının bir sonucu olduğunu belirtti.
Öte yandan, iktidar partisi AKP, kadın istihdamını artırmak için çeşitli projeler yürütüyor. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın koordinasyonunda yürütülen 'Kadın İstihdamı İçin Pozitif Ayrımcılık' projesi kapsamında, işverenlere kadın çalışan sigortası desteği sağlanıyor. Ancak bu destekler, genç kadınların işgücüne katılımını istenen düzeye çıkarmadı.
Genç kadınların geleceği tehlikede
Uzmanlar, genç kadınların işgücü dışında kalmasının uzun vadeli sonuçlarına dikkat çekiyor. İş deneyimi olmayan kadınlar, ilerleyen yaşlarda iş bulmakta daha çok zorlanıyor. Ayrıca, ekonomik bağımsızlığı olmayan kadınlar, aile içi şiddete daha açık hale geliyor. Özgül, "Genç kadınların potansiyelini kullanmamak, ülkenin geleceğini harcamak demektir. Kadınların güvenceli işlere erişimi için acil önlemler alınmalı" dedi.
Sonuç olarak, Türkiye'de genç kadınların istihdamı, hem nicelik hem de nitelik açısından sorunlu. Kadınların işgücüne katılımı düşük, çalışanların önemli bir kısmı güvencesiz. Berna Özgül'ün videosu, bu sorunu bir kez daha gündeme taşıdı. Ancak kalıcı çözüm için siyasi irade, kapsamlı politikalar ve toplumsal dönüşüm gerekiyor.