Kayseri'de yetkisiz kişilerce gerçekleştirilen kaçak sünnet operasyonu sonrası 7 yaşındaki bir çocuğun uzuv kaybı yaşamasına neden olan olayla ilgili dava sürüyor. Mahkeme heyeti, sanıkların yargılandığı duruşmada savcının esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, 3 sanık hakkında hapis cezası istedi.
Olayın geçmişi
Olay, 2024 yılında Kayseri'de özel bir sağlık kabininde meydana geldi. Ailesi tarafından sünnet ettirilmek üzere götürülen 7 yaşındaki çocuk, işlem sonrası şiddetli ağrı ve enfeksiyon belirtileri gösterdi. Hastaneye kaldırılan çocuğun penisinde kangren tespit edildi. Acil müdahaleye rağmen doku ölümü nedeniyle uzuv kaybı yaşandı. Olayın ardından sağlık kabinini işleten kişi ve sünneti yapan iki kişi gözaltına alındı.
Savcılık mütalaası
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan mütalaada, sanıkların 'taksirle yaralama' ve 'yetkisiz tıbbi müdahale' suçlarından cezalandırılması talep edildi. Savcı, sanıkların eğitim ve yeterlilik belgesi olmadan sünnet yaptıklarını, steril ortam sağlamadıklarını ve çocuğun sağlığını tehlikeye attıklarını belirtti. Mütalaada, çocuğun yaşadığı travma ve kalıcı hasarın ağırlığına dikkat çekilerek, sanıklara 5 yıla kadar hapis cezası istendi.
Kaçak sünnetin boyutları
Kayseri'de yaşanan bu olay, Türkiye'de kaçak sünnet uygulamalarının ne denli yaygın olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, her yıl yüzlerce çocuk yetkisiz kişiler tarafından sünnet ediliyor. Bu durum, enfeksiyon, kanama ve kalıcı hasar gibi riskleri beraberinde getiriyor. Uzmanlar, sünnetin mutlaka sağlık kuruluşlarında ve uzman doktorlar tarafından yapılması gerektiğini vurgularken, aileleri bilinçli olmaya çağırıyor.
Dava süreci ve beklentiler
Davanın bir sonraki duruşmasının önümüzdeki ay görülmesi bekleniyor. Sanık avukatları ise müvekkillerinin suçsuz olduğunu savunarak, tahliye talebinde bulundu. Çocuğun ailesi ise adalet beklediklerini ifade etti. Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında, kaçak sünnet yapan kişilere yönelik denetimlerin artırılması ve cezai yaptırımların sertleştirilmesi gündemde.
Bu dava, sadece bir ailenin acısını değil, aynı zamanda Türkiye'deki sağlık sistemindeki denetim eksikliklerini de ortaya koyuyor. Kaçak ve bilinçsiz müdahalelerin önlenmesi için daha sıkı düzenlemeler ve kamuoyu farkındalığı şart. Çocukların sağlığını korumak, hepimizin ortak sorumluluğu.