İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, İsrail'in Gazze ve Lübnan'daki askeri operasyonlarını sürdürmesi durumunda Bab ül-Mendeb Boğazı'ndaki deniz trafiğinin Hürmüz Boğazı'ndakine benzer koşullarla karşı karşıya kalabileceği uyarısında yaptı. Kaani, bu açıklamayı Tahran'da düzenlenen bir askeri tören sırasında yaptı. Bab ül-Mendeb Boğazı, Kızıldeniz ile Aden Körfezi'ni birbirine bağlayan ve dünya deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 10'unun geçtiği stratejik bir su yoludur.
Kaani'nin Açıklamaları ve Bölgesel Bağlam
Kaani, konuşmasında İsrail'in bölgedeki saldırgan tutumunun Yemen'deki Ensarullah hareketi başta olmak üzere direniş gruplarını harekete geçirebileceğini belirtti. 'Bab ül-Mendeb, Hürmüz'e dönebilir' ifadesi, boğazın kapatılması ya da askeri bir kriz bölgesi haline gelmesi ihtimaline işaret ediyor. İran daha önce Hürmüz Boğazı'nı defalarca tehdit etmiş, 2019 ve 2023'te tankerlere el koyma girişimlerinde bulunmuştu. Kaani'nin bu çıkışı, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına yönelik uluslararası tepkilerin sürdüğü bir dönemde geldi.
Bab ül-Mendeb Boğazı'nın Stratejik Önemi
Bab ül-Mendeb, Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa ve Asya arasındaki deniz ticaretinin ana arterlerinden biridir. Boğazın kapatılması, küresel petrol ve tedarik zincirlerinde ciddi aksamalara yol açabilir. Yemen'deki Husiler, 2023-2024 döneminde İsrail bağlantılı gemileri hedef aldıklarını duyurmuş, bu da Bab ül-Mendeb'de güvenlik endişelerini artırmıştı. Kaani'nin sözleri, İran'ın bölgedeki vekil güçler üzerindeki etkisini ve potansiyel bir krizde kullanabileceği kozları hatırlatıyor.
Hürmüz Boğazı ile Paralellik
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'nden dünya petrolünün yaklaşık üçte birinin geçtiği bir noktadır. İran, bu boğazı askeri bir araç olarak kullanma kapasitesine sahip olduğunu defalarca göstermiştir. Kaani'nin Bab ül-Mendeb'i Hürmüz'e benzetmesi, İran'ın aynı stratejiyi Kızıldeniz'de de uygulayabileceği mesajını taşıyor. Bu, uluslararası toplum için ciddi bir uyarı niteliğinde.
Öte yandan, İsrail'in Lübnan'da Hizbullah'a yönelik artan operasyonları, bölgede gerilimi yükseltiyor. İran, Hizbullah ve Husiler aracılığıyla İsrail'e karşı çok cepheli bir savaş yürütme potansiyeline sahip. Kaani'nin açıklaması, bu potansiyelin bir parçası olarak deniz güvenliğini tehdit eden bir taahhüt olarak değerlendirilebilir.
Uzmanlar, İran'ın bu tür tehditlerinin genellikle diplomatik manevralar olduğunu ancak son dönemde Husilerin Kızıldeniz'deki eylemlerinin bu tehditleri somutlaştırdığını belirtiyor. ABD ve müttefikleri, bölgedeki deniz güvenliğini sağlamak için Refah Muhafızı Operasyonu'nu başlatmış durumda. Ancak İran'ın bu tür çıkışları, istikrarı sağlamanın ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.
Bağımsız değerlendirme: Kaani'nin bu açıklaması, İran'ın bölgesel krizleri kendi lehine kullanma stratejisinin bir yansımasıdır. Bab ül-Mendeb'in Hürmüz'e dönüşmesi, küresel enerji piyasalarını ve ticareti doğrudan etkileyecektir. Bu nedenle uluslararası toplumun, İsrail-Filistin çatışmasının bölgesel yayılmasını önlemek için daha fazla diplomatik çaba harcaması gerekmektedir. Aksi takdirde, dünya yeni bir deniz krizinin eşiğine gelebilir.