Japonya Merkez Bankası (BoJ), politika faizini beklentiler dahilinde 25 baz puan artırarak yüzde 1,25'e yükseltti. Bu kararla birlikte Japon para politikası, 31 yılın en yüksek faiz seviyesine ulaşmış oldu. Banka, kararını ülkedeki enflasyonist baskıların kalıcı hale gelmesi ve ücret artışlarının fiyatlara yansıması gerekçesiyle aldı.
Faiz artışının arka planı
BoJ, uzun yıllar boyunca sıfıra yakın faiz politikası izleyerek ekonomiyi canlandırmayı ve deflasyonla mücadele etmeyi hedeflemişti. Ancak 2022'den itibaren küresel enerji fiyatlarındaki artış ve tedarik zinciri sorunları, Japonya'da da enflasyonu yükseltti. Çekirdek enflasyon (taze gıda hariç) son aylarda yüzde 2 hedefinin üzerinde seyrediyor. Ayrıca, şirketlerin yıllık ücret müzakerelerinde (shunto) yaptığı yüksek oranlı zamlar, iç talep kaynaklı fiyat baskılarını artırdı.
BoJ Başkanı Kazuo Ueda, karar sonrası yaptığı açıklamada, faiz artışının ekonomiyi soğutmak amacı taşımadığını, aksine fiyat istikrarını sağlamak için kademeli bir normalleşme süreci olduğunu vurguladı. Ueda, gelecekteki kararların verilere bağlı olacağını belirtti.
Piyasaların tepkisi ve küresel etkiler
Karar öncesinde piyasa beklentisi faizin 25 baz puan artırılacağı yönündeydi. Karar sonrası Japon yeni (JPY) dolar karşısında değer kazandı; USD/JPY paritesi 155 seviyesinin altına geriledi. Tokyo Borsası'nda Nikkei 225 endeksi ise banka hisselerindeki yükselişle günü pozitif kapattı. Analistler, faiz artışının küresel tahvil piyasalarında dalgalanma yaratabileceğini, ancak etkisinin sınırlı kalmasının beklendiğini ifade ediyor.
Japonya'nın faiz artışı, diğer gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının para politikalarından ayrışıyor. ABD Federal Reserve ve Avrupa Merkez Bankası faiz indirim döngüsüne girmişken, BoJ sıkılaştırma yönünde adım atıyor. Bu durum, küresel sermaye akışlarını ve carry trade pozisyonlarını etkileyebilir.
Ekonomistlerin değerlendirmesi
Ekonomistler, BoJ'nin faiz artırımının Japonya'nın uzun süredir devam eden deflasyonist dönemden çıkışında önemli bir adım olduğunu belirtiyor. Ancak, faiz artışının ekonomik büyümeyi yavaşlatma riski taşıdığına dikkat çekiliyor. Japonya ekonomisi 2024'ün son çeyreğinde yüzde 0,1 büyüme kaydetmişti; iç tüketim ise zayıf seyrediyor. Yüksek faiz, konut kredileri ve şirket borçlanma maliyetlerini artırarak talebi düşürebilir.
Öte yandan, faiz artışının Japon yeni'ni destekleyerek ithal enflasyonu düşürmesi bekleniyor. Ancak yen'in değer kazanması, ihracatçı şirketlerin rekabet gücünü azaltabilir. Hükümet kanadından henüz resmi bir açıklama gelmedi; fakat Ekonomi Bakanı, kararın Merkez Bankası'nın bağımsızlığı çerçevesinde alındığını ve saygı duyduklarını ifade etti.
Sonraki adımlar
BoJ'nin bir sonraki para politikası toplantısı Nisan ayında yapılacak. Piyasalar, bu toplantıda faizlerin sabit tutulup tutulmayacağını veya yeni bir artış sinyali verilip verilmeyeceğini yakından takip edecek. Ueda, enflasyonun hedef aralıkta istikrar kazanması durumunda faiz artışlarının kademeli olarak devam edebileceğini ima etti.
Japonya'nın faiz kararı, küresel ekonomik dengeler açısından da önem taşıyor. Uzun süre düşük faizli yen ile fonlanan carry trade işlemleri, faiz artışıyla birlikte kârlılığını yitirebilir ve bu da uluslararası piyasalarda volatiliteye yol açabilir. Özellikle gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışları bu durumdan etkilenebilir.
Sonuç olarak, BoJ'nin 31 yıl sonra attığı bu adım, Japonya'nın para politikasında yeni bir dönemin başlangıcı olarak yorumlanıyor. Ancak, ekonomik büyüme ve enflasyon arasındaki hassas denge, bankanın bundan sonraki kararlarında belirleyici olacak.