İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin katılımcı demokrasi modeli olarak hayata geçirdiği Yurttaş Meclisleri'nin ikinci tur toplantıları tamamlandı. Selçuk, Tire ve Bayındır ilçelerinde düzenlenen oturumlarda, yurttaşlar sağlık, su ve yeşil alanlar başta olmak üzere 79 politika önerisini değerlendirerek öncelik sırasına koydu. Elde edilen sonuçlar, belediyenin planlama ve hizmet süreçlerine yön verecek.
Katılımcı süreç nasıl işledi?
Yurttaş Meclisleri, İzmir Büyükşehir Belediyesi Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda yürütülüyor. İkinci tur toplantıları, 15-20 Kasım 2024 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Her ilçede ortalama 50 yurttaşın katıldığı oturumlarda, ilk turda belirlenen 79 öneri detaylı şekilde masaya yatırıldı. Katılımcılar, önerileri etki ve aciliyet kriterlerine göre puanlayarak öncelik sıralaması oluşturdu. Sağlık alanında kırsal bölgelere mobil sağlık hizmetlerinin artırılması, su yönetiminde yağmur suyu hasadı projelerinin yaygınlaştırılması ve yeşil alanlarda kent ormanlarının oluşturulması gibi öneriler öne çıktı.
Önceliklendirilen politika önerileri
Selçuk'ta yapılan toplantıda, sağlık hizmetlerine erişim sorununa çözüm olarak mahalle sağlık birimlerinin güçlendirilmesi ilk sırada yer aldı. Tire'de su tasarrufu bilincinin artırılması ve kaçak su kullanımının önlenmesi en yüksek puanı alırken, Bayındır'da yeşil alanların korunması ve yeni park alanlarının oluşturulması öncelikli hale getirildi. Toplantılarda ayrıca tarımsal sulamada modern sistemlere geçiş, atık su arıtma tesislerinin kapasitesinin artırılması ve kent genelinde ağaçlandırma çalışmalarının hızlandırılması gibi öneriler de ön sıralarda yer buldu.
Sonuç raporu, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ilgili birimlerine sunulacak ve 2025 yılı bütçe ve stratejik plan çalışmalarında referans olarak kullanılacak. Belediye yetkilileri, yurttaş katılımının karar alma süreçlerindeki önemine vurgu yaparak bu modelin diğer ilçelere de yaygınlaştırılacağını belirtti.
Yurttaş Meclisleri uygulaması, İzmir'de ilk kez 2023 yılında başlatılmıştı. Bugüne kadar on binden fazla yurttaşın katıldığı meclislerde yüzlerce öneri değerlendirildi ve bir kısmı hayata geçirildi. Bu yılki ikinci tur toplantıları, özellikle iklim değişikliği ve kuraklık riski altındaki bölgelerde su yönetiminin önemini bir kez daha ortaya koydu.
Yerel yönetimlerde katılımcı mekanizmaların güçlendirilmesi, halkın ihtiyaçlarına daha duyarlı hizmet sunumunu beraberinde getiriyor. İzmir örneği, belediye-vatandaş iş birliğinin somut çıktılarını gösteren başarılı bir model olarak dikkat çekiyor. Benzer uygulamaların farklı şehirlerde de hayata geçirilmesi, yerel demokrasinin derinleşmesine katkı sağlayabilir.