İzmir'in Kemalpaşa ilçesinde, kendisini 5 aydır takıntı haline getiren komşusu Ç.E.D.'nin sokak ortasında bıçaklı ve gasplı saldırısına uğrayan Betül Ç.'nin davasında mahkeme ara kararını açıkladı. Yerel mahkemenin 'kasten öldürmeye teşebbüs' ve 'silahla yağma' suçlarından verdiği toplam 18 yıl 8 aylık hapis cezası, bir üst mahkeme tarafından bozuldu. Yeniden yargılama sürecinde sanık Ç.E.D., tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Karar, kamuoyunda tepki çekerken, Betül Ç. ve ailesi adaletin yerine gelmediğini savunuyor.
Olayın Geçmişi ve Yargılama Süreci
Betül Ç., 2023 yılının yaz aylarında komşusu Ç.E.D.'nin sürekli takibine maruz kaldı. 5 ay boyunca rahatsız edilen genç kız, durumu ailesine ve polise bildirdi. Ancak şüpheli, 2023 Eylül ayında Betül Ç.'yi evinin önünde bekleyerek bıçakla yaraladı ve çantasını gasbetti. Olayın ardından tutuklanan Ç.E.D., ilk derece mahkemesinde 18 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, cezayı bozarak davayı yeniden görülmek üzere yerel mahkemeye gönderdi. Yeniden yargılama sırasında mahkeme, sanığın tahliyesine karar verdi. Gerekçede, sanığın adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasının yeterli olduğu belirtildi.
Kamuoyu Tepkisi ve Hukuki Değerlendirme
Karar, özellikle kadına yönelik şiddetle mücadele eden sivil toplum kuruluşları tarafından sert eleştirilere neden oldu. Betül Ç.'nin avukatı, sanığın toplum için tehdit oluşturduğunu ve tahliye kararının geri alınması için itiraz edeceklerini açıkladı. Hukukçular ise yargıtay sürecinin tamamlanmadığını, ancak 'kasten öldürmeye teşebbüs' gibi ağır bir suçlamada sanığın tutukluluk halinin devam etmesi gerektiğini ifade ediyor. Bu tür davalarda toplumsal hassasiyetin yanı sıra, mağdurun güvenliğinin de gözetilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Bağımsız bir değerlendirme yapacak olursak, bu karar Türkiye'de kadına yönelik şiddet davalarında sıkça tartışılan bir konuyu tekrar gündeme getirdi. Ceza adalet sisteminin, sanık hakları ile mağdur hakları arasında denge kurarken, toplumun kadın cinayetlerine karşı duyarlılığını da dikkate alması gerekiyor. Tahliye kararının bozulması ve temyiz sürecinin hızlandırılması, adaletin tecellisi açısından önem taşıyor.