İzmir'in Buca ilçesinde geçtiğimiz hafta yaşanan ve kamuoyunda büyük tepki çeken olayda, 33 kediyi öldürerek çöp konteynerine bıraktığı iddia edilen veteriner hekim H.E. hakkındaki soruşturma devam ediyor. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada flaş bir gelişme yaşandı. Şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından savcılığa sevk edildi ve burada ifade verdi. Savcılık sorgusu sonrası H.E., adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Olay nasıl ortaya çıktı?
Olay, 15 Mart 2025 tarihinde Buca ilçesi Kaynaklar Mahallesi'nde bir vatandaşın çöp konteynırından gelen kötü koku üzerine durumu fark etmesiyle ortaya çıktı. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, çöp poşetleri içerisinde 33 ölü kedi buldu. Yapılan ilk incelemede kedilerin bir kısmının boğularak, bir kısmının ise zehirli iğneyle öldürüldüğü belirlendi. Polis, çevredeki güvenlik kameralarını inceleyerek şüpheli H.E.'yi kısa sürede yakaladı. Şüphelinin Buca'da bir veteriner kliniği işlettiği ve öldürülen kedilerin sokak hayvanları olduğu öğrenildi.
Soruşturmada yeni ayrıntılar
Soruşturma kapsamında İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, H.E.'nin kliniğinde inceleme yaptı. Klinikte bulunan ilaç ve ekipmanlara el konulurken, şüphelinin ruhsatlı veteriner olduğu ancak hayvanları öldürmeye yönelik herhangi bir yasal hakkı bulunmadığı belirtildi. Hayvan Hakları İzleme Komitesi, olayla ilgili olarak İzmir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu'na başvurdu. Komisyon başkanı avukat Selin Yılmaz, "Bu tür olayların faillerinin en ağır cezayı alması için takipçi olacağız. Hayvanlara yönelik şiddet suçları, toplumda genel şiddet eğiliminin bir göstergesidir" dedi.
Adli süreç ve serbest bırakma kararı
H.E., emniyetteki ifadesinde suçlamaları kabul etmedi. Savcılık sorgusunda ise "Kediler hasta ve salgın hastalık taşıyordu, bu nedenle uyutmak zorunda kaldım" savunmasını yaptı. Ancak bu ifade, hayvan hakları savunucuları tarafından tepkiyle karşılandı. Mahkeme, H.E.'yi "hayvanları öldürme" ve "hayvanları zehirleme" suçlarından adli kontrol şartıyla serbest bıraktı. Karar, sosyal medyada büyük eleştiri alırken, protestolar düzenlendi. Hayvanseverler, "Bir canlının hayatı bu kadar hafife alınamaz" sloganlarıyla tepki gösterdi.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, serbest bırakma kararına itiraz etti. İtiraz dilekçesinde, şüphelinin delilleri karartma ihtimali olduğu ve kaçma şüphesi bulunduğu gerekçeleriyle tutuklanması talep edildi. Mahkemenin itirazı değerlendirmesi bekleniyor. Olay, Türkiye'de hayvan hakları yasasının yetersizliğini bir kez daha gündeme getirdi. Şu anda yürürlükte olan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu, hayvanlara yönelik şiddet suçlarına hapis cezası öngörmekle birlikte, uygulamada genellikle para cezasına çevriliyor. Sivil toplum kuruluşları, yasanın daha caydırıcı hale getirilmesi için çalışmalar yürütüyor.
Bağımsız bir değerlendirme yapmak gerekirse, bu olay sadece bir kişinin vahşeti değil, aynı zamanda sistemik bir sorunun yansımasıdır. Hayvanlara yönelik şiddet, çoğu zaman insanlara yönelik şiddetin öncüsü olarak kabul edilir. Bu nedenle, bu tür vakalara karşı toplumsal duyarlılık geliştirilmeli ve yasal düzenlemeler acilen güçlendirilmelidir. İzmir'deki bu dava, bir hayvan katliamının faillerinin adalet önünde hesap vermesi için önemli bir fırsat sunuyor.