İzmir'in Bornova ilçesinde, bir süre önce boşandığı eski eşi Hakan Ş. tarafından yüzüne kezzap atılarak ağır yaralanan Ayfer Karakayışlı (43), kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Olay, kadına yönelik şiddetin en vahşi örneklerinden biri olarak kayıtlara geçti. Saldırgan Hakan Ş., polis ekiplerince kısa sürede yakalanarak tutuklandı.
Saldırı anı ve sonrası
Edinilen bilgiye göre, Ayfer Karakayışlı, 10 Mart 2025 sabahı işe gitmek üzere evinden çıktığı sırada eski eşi Hakan Ş. tarafından takip edildi. Bir süre yolunu kesen Hakan Ş., yanında getirdiği kezzap şişesini açarak Karakayışlı'nın yüzüne fırlattı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Ağır yaralanan kadın, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Burada 3 gün süren yaşam mücadelesini kaybetti.
Faaliyet ve adli süreç
Olayın ardından kaçan Hakan Ş., polisin geniş çaplı arama çalışmaları sonucu İzmir'in Konak ilçesinde bir otelde saklanırken yakalandı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheli, çıkarıldığı mahkemece 'kasten öldürme' suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Hakan Ş.'nin daha önce de Ayfer Karakayışlı'ya yönelik tehdit ve şiddet içeren davranışları nedeniyle hakkında uzaklaştırma kararı bulunduğu öğrenildi.
Kadın cinayetlerine bir yenisii eklendi
Ayfer Karakayışlı'nın vahşice öldürülmesi, Türkiye'de her geçen gün artan kadın cinayetlerine dair endişeleri yeniden gündeme taşıdı. Kadın dernekleri, İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilmesi ve 6284 sayılı Kanun'un etkin uygulanmaması nedeniyle kadınların korumasız kaldığını belirterek yetkililere çağrıda bulundu. Karakayışlı'nın ailesi ise adaletin yerini bulmasını isterken, 'kezzap' gibi kimyasal silahların satışının denetlenmesi gerektiğini ifade etti.
Bağlam ve değerlendirme
Bu olay, yalnızca bir kadının daha eski eşi tarafından öldürülmesi değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve kadına yönelik şiddetin ne denli derin olduğunu gösteriyor. Kezzap gibi kolayca erişilebilen kimyasal maddelerin kadınlara karşı silah olarak kullanılması, yasal düzenlemelerin yetersizliğine işaret ediyor. Bu tür vahşetlerin önlenmesi için yalnızca cezai yaptırımlar değil, aynı zamanda toplumsal bilinçlendirme ve eğitim seferberliği de şart. Kadınların güvenli bir şekilde yaşayabilmesi için devletin tüm kurumlarıyla elini taşın altına koyması gerekiyor.