İzmir'in Buca ilçesinde 25 Mart'ta meydana gelen kezzap saldırısında ağır yaralanan Ayfer Karakayışlı (43), 4 gün süren yaşam mücadelesini kaybetti. Eşinden boşandığı Hakan Ş. (47) tarafından Pınarbaşı semtinde kezzap atılarak saldırıya uğrayan Karakayışlı, tedavi gördüğü hastanede dün akşam saatlerinde yaşamını yitirdi. Aynı saldırıda yaralanan kızı M.Ş.'nin (13) tedavisi ise devam ediyor. Olayın ardından kaçan şüpheli Hakan Ş., polis ekiplerince kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı. Saldırganın emniyetteki işlemleri sürerken, hastanedeki tedavisinin de devam ettiği öğrenildi. Olay, Türkiye'de kadına yönelik şiddetin boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi.
Saldırı anı ve yaralılar
Edinilen bilgiye göre, 25 Mart sabahı Ayfer Karakayışlı, kızı M.Ş. ile birlikte Pınarbaşı semtindeki bir alışveriş merkezinden çıkarken boşandığı eşi Hakan Ş. tarafından pusuya düşürüldü. Üzerinde bulunan kezzap dolu bir şişeyi kadına ve çevredekilere fırlatan şüpheli, ardından olay yerinden kaçtı. Ağır yaralanan Ayfer Karakayışlı, kızı M.Ş. ve bir çevre sakininin ihbarı üzerine olay yerine sevk edilen sağlık ekipleri tarafından hastaneye kaldırıldı. Ayfer Karakayışlı'nın vücudunun büyük bölümünde ağır yanıklar oluşurken, yoğun bakıma alınan kadın, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Kızı M.Ş.'nin durumunun ise ciddiyetini koruduğu bildirildi. Polis ekipleri, olayın ardından geniş çaplı bir operasyon başlattı. Şüpheli Hakan Ş., şehir dışına kaçmaya çalışırken İzmir Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince yakalandı. Şüphelinin emniyetteki sorgusunda, "Kıskançlık" ve "şiddetli geçimsizlik" gerekçeleriyle saldırıyı gerçekleştirdiğini söylediği öğrenildi.
Kadın cinayetleri ve hukuki süreç
Ayfer Karakayışlı'nın ölümü, Türkiye'de her yıl yüzlerce kadının benzer şekilde katledildiği gerçeğini yeniden hatırlattı. 2024 yılı verilerine göre, ülkede yılın ilk üç ayında en az 88 kadın öldürüldü. Kadın cinayetlerinin çoğu, boşanma veya ayrılık sürecinde ya da şiddetli geçimsizlik iddiasıyla işleniyor. Hakan Ş. hakkında 'kasten öldürme', 'çocuğa karşı kasten yaralama' ve 'silahla tehdit' suçlarından soruşturma başlatıldı. Adli kontrol şartıyla serbest bırakılan zanlı, ilk duruşmada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talebiyle yargılanacak. Olayla ilgili olarak İzmir Valiliği ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da süreci yakından takip ettiğini duyurdu. Kadın örgütleri ise İzmir'de protesto gösterileri düzenleyerek, kadın cinayetlerine karşı caydırıcı yasaların bir an önce çıkarılmasını talep etti.
İzmir'de yaşanan bu acı olay, toplumsal vicdanı bir kez daha sızlatırken, yetkililerin alacağı önlemler ve yargı sürecinin sonucu merakla bekleniyor. Kadın cinayetleri, yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal bir sorun olarak ele alınmalı; eğitimden hukuka, sosyal destek mekanizmalarından medyaya kadar her alanda mücadele edilmelidir.