İzmir'de bir aile mahkemesi hakimini, baktığı dava dosyası nedeniyle WhatsApp üzerinden tehdit ettiği belirlenen Recep Kaplan, Ankara'da düzenlenen operasyonla yakalanarak 30 Ağustos 2026 tarihinde tutuklandı. Aynı soruşturma kapsamında yurt dışı hatlı numaradan tehdit mesajı gönderdiği tespit edilen Kübra Uçkun ise ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Olay, yargı bağımsızlığına yönelik ciddi bir müdahale olarak değerlendirilirken, soruşturma devam ediyor.
Hakime Yönelik Tehdit ve Kimlik Bilgisi Paylaşımı
İzmir 5. Aile Mahkemesi'nde görevli bir hakim, boşanma ve velayet davalarıyla ilgili bir dosya kapsamında, cep telefonuna WhatsApp üzerinden tehdit mesajları aldığını fark etti. Mesajlarda, hakimin kararları hedef alınarak, "Bu dosyadan elini çekmezsen sonuçlarına katlanırsın" şeklinde ifadelere yer verildiği öğrenildi. Ayrıca, hakimin ailesine ait kimlik bilgileri ve adres bilgilerinin de mesaj ekinde gönderildiği belirlendi. Hakim, durumu hemen İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na bildirdi ve savcılık, 'tehdit' ve 'kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi' suçlarından resen soruşturma başlattı.
Soruşturma kapsamında, tehdit mesajlarının gönderildiği telefon hatlarının kayıtları incelendi. Yapılan teknik takip sonucunda, mesajların bir kısmının yurt dışı hatlı bir numaradan gönderildiği tespit edildi. Bu hattın kullanıcısının Kübra Uçkun olduğu belirlenirken, diğer mesajların ise Türkiye içinden bir hattan iletildiği saptandı. Bu hattın da Recep Kaplan adlı bir kişiye ait olduğu ortaya çıktı.
Ankara'da Operasyon: Recep Kaplan Tutuklandı
İzmir İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, şüphelilerin yerini tespit etmek için geniş çaplı bir çalışma başlattı. Recep Kaplan'ın Ankara'da olduğu bilgisine ulaşan polis, 29 Ağustos 2026 tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğü ile koordineli olarak bir operasyon düzenledi. Düzenlenen operasyonda Kaplan, gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Kaplan, çıkarıldığı mahkemece 'adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs', 'tehdit' ve 'kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme' suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Öte yandan, hakkında yakalama kararı bulunan Kübra Uçkun, ifadesi alınmak üzere emniyete geldi. Uçkun'un ifadesinde, mesajları kendisinin gönderdiğini ancak Recep Kaplan'ın yönlendirmesiyle bu eylemi gerçekleştirdiğini söylediği öğrenildi. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirten Uçkun, savcılıktaki sorgusunun ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Mahkeme, Uçkun hakkında yurt dışına çıkış yasağı koyduğunu açıkladı.
Yargıya Müdahale Suçu ve Toplumsal Tepki
Yaşanan olay, yargı mensuplarına yönelik tehditlerin artmasına ilişkin endişeleri yeniden gündeme getirdi. Türkiye Barolar Birliği ve çeşitli sivil toplum örgütleri, yapılan saldırıyı kınayan açıklamalarda bulundu. Açıklamalarda, hakimlerin bağımsız ve tarafsız karar alabilmelerinin, ancak bu tür müdahalelerden uzak bir ortamda mümkün olduğu vurgulandı. HSK (Hakimler ve Savcılar Kurulu) da konuya ilişkin olarak, adli mercilere yönelik her türlü tehdit ve müdahalenin kabul edilemez olduğunu belirten bir yazılı açıklama yaptı.
İzmir 5. Aile Mahkemesi'ndeki dava dosyasıyla ilgili olarak, tehdit edilen hakimin talebi üzerine dosyanın başka bir mahkemeye devredildiği ve yargılamanın güvenlik önlemleri altında sürdüğü belirtiliyor. Soruşturma kapsamında, Kaplan ve Uçkun dışında başka şüphelilerin de olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Polis, olayla bağlantısı olabilecek kişilerin tespiti için dijital verileri incelemeye devam ediyor.
Sonuç
Hakimlere yönelik bu tür tehditler, yalnızca bireysel bir suç değil, aynı zamanda hukuk devleti ilkesine yönelik bir tehdittir. Yargı bağımsızlığının korunması, demokrasinin temel taşlarından biridir. Bu nedenle, Recep Kaplan'ın tutuklanması, yargıya yönelik müdahalelerin cezasız kalmayacağı konusunda caydırıcı bir mesaj niteliği taşımaktadır. Ancak, benzer olayların yaşanmaması için hem hukuki düzenlemelerin güçlendirilmesi hem de toplumsal farkındalığın artırılması gerekmektedir. Yargı mensuplarının güvenliği, sadece kişisel bir mesele değil, toplumun adalete olan güveninin de teminatıdır.