İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, görev süresinin sona ermesine yakın bir dönemde Türkiye'deki yargı sistemine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Yılmaz, "Türkiye Cumhuriyeti dört yanı demir parmaklıklarla çevrili bir cezaevi" benzetmesiyle ülkedeki hukuk devleti ilkesinin ortadan kalktığını savundu. Belediye başkanlarına ve muhalefete yönelik operasyonlar, fiili cezalandırmaya dönüşen tutuklama rejimi ve savunma makamına dönük baskıları değerlendiren Yılmaz, "Artık hukuk devleti değiliz" ifadesini kullandı.
Yargı Bağımsızlığı Erozyona Uğradı
Sefa Yılmaz, Türkiye'de yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını büyük ölçüde yitirdiğini öne sürdü. Son yıllarda yargı mensuplarının siyasi baskı altında karar aldığını belirten Yılmaz, özellikle belediye başkanlarına yönelik operasyonların hukuki değil siyasi olduğunu vurguladı. "Gözaltına alınan, tutuklanan belediye başkanları var. Bu operasyonlar seçilmiş iradeyi gasp etme amacı taşıyor" diyen Yılmaz, yargının araçsallaştırıldığını ifade etti.
Yılmaz'a göre, tutuklama kararları delil yokluğuna rağmen veriliyor ve bu durum fiili cezalandırmaya dönüşüyor. "İnsanlar yıllarca tutuklu kalıyor, sonra beraat ediyor. Ama kaybedilen yıllar geri gelmiyor. Bu bir hukuk skandalıdır" diye konuştu.
Savunma Makamı Baskı Altında
İzmir Barosu Başkanı, avukatların ve savunma makamının da yoğun baskı altında olduğunu söyledi. Avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle tutuklandığını, baroların ve avukatların itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını belirtti. "Savunma makamı olmadan adil yargılanma olmaz. Avukata yapılan baskı, aslında sanığa ve topluma yapılan baskıdır" dedi.
Yılmaz, son dönemde avukatlara yönelik soruşturmaların arttığını, baro yöneticilerinin hedef gösterildiğini kaydetti. Bu durumun savunma hakkını fiilen ortadan kaldırdığını savundu.
Muhalefete Yönelik Operasyonlar
Yılmaz, muhalefet partilerine ve seçilmiş belediye başkanlarına yönelik operasyonların sistematik hale geldiğini ifade etti. "Seçimle iş başına gelen belediye başkanları görevden alınıyor, yerine kayyum atanıyor. Bu, halkın iradesine darbedir" diye konuştu. Özellikle büyükşehir belediyelerine yönelik yolsuzluk iddialarının bahane olduğunu, asıl amacın muhalefeti sindirmek olduğunu öne sürdü.
Yılmaz, bu operasyonların yargı eliyle yapılmasının hukuk devleti açısından daha vahim olduğunu belirtti. "Yargı, siyasi iktidarın sopası haline gelmiş durumda" dedi.
Hukuk Devleti İlkesi Zedelendi
Türkiye'nin kurucu ilkelerinden hukuk devleti prensibinin artık işlemediğini savunan Yılmaz, "Anayasa'da yazıyor ama pratikte yok. Kuvvetler ayrılığı fiilen ortadan kalktı. Yürütme, yargıyı ve yasamayı kontrol ediyor" ifadelerini kullandı.
Yılmaz, uluslararası kuruluşların ve Avrupa Birliği'nin Türkiye'deki yargı bağımsızlığına dair raporlarını hatırlatarak, bu raporların her yıl daha da kötüleşen bir tabloyu ortaya koyduğunu söyledi. "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde Türkiye aleyhine verilen ihlal kararları rekor seviyede. Bu, tesadüf değil" diye ekledi.
Baroların Rolü ve Gelecek
İzmir Barosu'nun görev süresi boyunca yargı bağımsızlığı için mücadele ettiğini belirten Yılmaz, baroların bu mücadelede kritik rol oynadığını vurguladı. Ancak baroların da baskı altında olduğunu, bazı baro yöneticilerinin görevden alındığını hatırlattı. "Barolar susarsa, toplum susar. Biz susmayacağız" dedi.
Yılmaz, görev süresinin sona ermesine rağmen hukuk mücadelesine devam edeceğini söyledi. "Bu bir bayrak yarışı. Ben görevi devrediyorum ama mücadele sürecek" diye konuştu.
Türkiye'de hukuk devletinin yeniden tesisi için öncelikle yargının bağımsız ve tarafsız hale getirilmesi gerektiğini belirten Yılmaz, bunun için anayasal ve yasal reformların şart olduğunu ifade etti. Ancak mevcut iktidarın buna niyetli olmadığını söyledi. "Önce iktidarın hukuka saygı duyması lazım. Kendi yargısını oluşturarak hukuk devleti olamazsınız" dedi.
Yılmaz'ın bu açıklamaları, Türkiye'de yargı ve demokrasi tartışmalarının ne kadar derinleştiğini gösteriyor. Hukukçular ve uluslararası gözlemciler, Türkiye'de hukuk devletinin ciddi erozyona uğradığını uzun süredir dile getiriyor. Ancak iktidar kanadı bu eleştirileri reddediyor ve yargının bağımsız olduğunu savunuyor. İzmir Barosu Başkanı'nın sözleri, muhalefet ve sivil toplum tarafından geniş yankı bulurken, iktidara yakın çevrelerden henüz bir yanıt gelmedi.