İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, yılın son çeyreğinde Türkiye ekonomisinin karşı karşıya olduğu en kritik sınavın sadece enflasyonu düşürmek olmadığını vurguladı. Avdagiç, "Enflasyonu düşürürken üretim, istihdam ve ihracat kapasitesini korumamız da gerekecek" diyerek ekonomik dengelerin gözetilmesi çağrısında bulundu. Açıklama, İTO'nun İstanbul'daki iş dünyası temsilcileriyle gerçekleştirdiği toplantıda geldi.
Enflasyonla Mücadelede Dengeli Yaklaşım Şart
Avdagiç, enflasyonla mücadelenin tek boyutlu olamayacağını belirterek, para ve maliye politikalarının yanı sıra arz yönlü tedbirlerin de önemine işaret etti. "Enflasyonu düşürmek elbette önceliğimiz, ancak bunu yaparken ekonomik büyümenin motoru olan üretimi ve istihdamı sekteye uğratmamalıyız" dedi. Türkiye'nin ihracat kapasitesinin korunmasının, döviz gelirleri ve cari denge açısından hayati olduğunu vurguladı.
İTO Başkanı, son çeyrekte sanayi üretimindeki dalgalanmalara dikkat çekerek, özellikle KOBİ'lerin finansmana erişimde zorluk yaşadığını ifade etti. "Yüksek faiz ortamı, işletmelerin yatırım kararlarını ertelemelerine neden oluyor. Bu da orta vadede üretim kapasitesini olumsuz etkileyebilir" uyarısında bulundu.
İhracat ve İstihdamda Koruyucu Adımlar
Avdagiç, hükümetin açıkladığı ekonomik programda üretim ve ihracata yönelik teşviklerin artırılması gerektiğini söyledi. "İhracatçılarımızın rekabet gücünü artıracak kur ve finansman destekleri, enflasyonla mücadeleyi de kolaylaştırır" dedi. İstihdam tarafında ise işveren üzerindeki vergi ve prim yüklerinin hafifletilmesinin, kayıt dışılığı azaltacağını ve istihdamı koruyacağını belirtti.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun son verilerine göre enflasyon yıllık bazda %60'ın üzerinde seyrediyor. Merkez Bankası'nın sıkı para politikası ve seçici kredi uygulamaları devam ederken, iş dünyası temsilcileri finansman maliyetlerinin yüksekliğinden şikayetçi. Avdagiç, bu noktada "Enflasyonu düşürmek için talebi kısmak kaçınılmaz, ancak arz tarafını güçlendirmeden kalıcı başarı sağlanamaz" diye konuştu.
Son Çeyrek Beklentileri ve Riskler
Yılın son çeyreğinde küresel ekonomik yavaşlama ve jeopolitik risklerin Türkiye'yi de etkileyebileceğini belirten Avdagiç, "Avrupa Birliği'ndeki resesyon endişeleri ihracatımızı olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle yeni pazarlara yönelmeliyiz" dedi. İTO olarak üyelerine yönelik düzenledikleri eğitim ve danışmanlık programlarıyla ihracatçıları desteklediklerini ekledi.
Avdagiç, ayrıca enerji maliyetlerindeki dalgalanmaların sanayi üretimini tehdit ettiğini, enerji verimliliği yatırımlarının hızlandırılması gerektiğini ifade etti. "Yeşil dönüşüm ve dijitalleşme, hem maliyetleri düşürür hem de rekabet gücünü artırır" dedi.
İş Dünyasından Destek Mesajları
İstanbul Ticaret Odası'nın açıklamaları, diğer iş dünyası örgütleri tarafından da desteklendi. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) yetkilileri, benzer görüşleri dile getirerek, enflasyonla mücadelede üretim odaklı politikaların önemine vurgu yaptı. Ekonomistler ise, enflasyonu düşürürken büyümeden ödün vermemenin zorluğuna dikkat çekiyor.
Avdagiç'in konuşması, hükümetin Orta Vadeli Program (OVP) çerçevesinde belirlediği hedeflerle de uyumlu. OVP'de 2024 yıl sonu enflasyon beklentisi %65 olarak açıklanmıştı. Ancak iş dünyası, bu hedefe ulaşılırken üretim ve istihdamın korunması için ek adımlar atılması gerektiğini savunuyor.
Sonuç: Dengeli Bir Ekonomi Politikası İhtiyacı
Türkiye ekonomisi, yüksek enflasyon ve faiz oranlarıyla mücadele ederken, aynı zamanda büyüme ve istihdamı desteklemek zorunda. İTO Başkanı Şekib Avdagiç'in çağrısı, bu dengeyi sağlamanın önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Enflasyonu düşürmeye yönelik politikaların, üretim kapasitesini ve ihracatı sekteye uğratmadan uygulanması, önümüzdeki dönemde ekonomik istikrarın anahtarı olacak. İş dünyası, atılacak adımların şeffaf ve öngörülebilir olmasını bekliyor.