İsviçre, 27 Eylül Pazar günü ülkenin tarafsızlık politikasının geleceğini belirleyecek kritik bir referandum için sandık başına gidiyor. Vatandaşlar, "Tarafsızlık Girişimi" olarak bilinen ve İsviçre'nin uluslararası ilişkilerini köklü şekilde değiştirebilecek bir anayasa değişikliği teklifini oylayacak. Teklifin kabul edilmesi halinde İsviçre, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin açık onayı olmadan yabancı devletlere uygulanan ekonomik yaptırımlara katılamayacak ve NATO gibi askeri ittifaklarla iş birliği yapamayacak. Bu durum, ülkenin geleneksel tarafsızlık politikasını daha katı bir çizgiye taşıyacak.
Tarafsızlık Girişimi'nin detayları
Sivil toplum kuruluşları tarafından başlatılan girişim, İsviçre Anayasası'na tarafsızlıkla ilgili yeni maddeler eklemeyi öngörüyor. Önerilen değişiklikler üç ana maddeyi içeriyor: Ekonomik yaptırımlar, askeri iş birliği ve silah ihracatı. İlk madde, İsviçre'nin BM Güvenlik Konseyi'nin zorunlu kıldığı durumlar dışında, başka devletlere uygulanan ekonomik yaptırımlara katılmasını yasaklıyor. İkinci madde, İsviçre'nin NATO veya benzeri askeri ittifaklara katılmasını veya bu ittifaklarla askeri tatbikat gibi iş birliklerini engelliyor. Üçüncü madde ise silah ihracatının yalnızca tarafsızlık hukukuna tam uyumla yapılmasını şart koşuyor.
Girişimin arkasındaki komite, bu teklifin İsviçre'nin gerçek tarafsızlığını yeniden tesis edeceğini ve ülkeyi çatışmaların dışında tutacağını savunuyor. Komite sözcüsü, "Bugünkü tarafsızlık politikası, ekonomik yaptırımlar ve askeri iş birlikleri nedeniyle aşınmış durumda. Bu girişim, İsviçre'nin uluslararası hukukta tanınan tarafsızlık statüsünü güçlendirecek" şeklinde konuştu.
Hükümet ve parlamento karşı çıkıyor
Federal Konsey (hükümet) ve Federal Meclis, girişime açıkça karşı çıkıyor. Hükümet, teklifin İsviçre'nin uluslararası toplumla ilişkilerini zedeleyeceğini, ekonomik çıkarlarına zarar vereceğini ve ülkeyi yalnızlaştıracağını savunuyor. Federal Konsey üyesi ve Dışişleri Bakanı, yaptığı açıklamada "Tarafsızlık, İsviçre'nin arabuluculuk rolü oynamasına ve insani yardım görevlerinde bulunmasına olanak tanıyor. Bu girişim, bu değerli katkıları kısıtlayacak" ifadelerini kullandı.
Hükümet, mevcut tarafsızlık politikasının zaten etkili olduğunu ve ülkenin 2015'ten bu yana BM'nin Rusya'ya uyguladığı yaptırımlar da dahil olmak üzere pek çok yaptırım rejimine katıldığını ancak bunun tarafsızlığı ihlal etmediğini iddia ediyor. Ancak girişimciler, bu tür uygulamaların tarafsızlığı ihlal ettiğini ve referandumun şimdiye kadar yapılan en önemli dış politika oylaması olacağını belirtiyor.
Uluslararası yansımalar ve tartışmalar
Referandumun sonucu, İsviçre'nin uluslararası toplumdaki rolünü ve özellikle Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerini doğrudan etkileyecek. İsviçre, AB ile birçok ikili anlaşma imzalamıştır ve AB'nin yaptırım kararlarına koşullu olarak katılmaktadır. Teklifin kabul edilmesi, bu anlaşmaların tümünü gözden geçirme zorunluluğunu doğurabilir.
Uzmanlar, oylamanın sonucuna göre İsviçre'nin AB ile ilişkileri ve Avrupa güvenlik mimarisindeki konumunun yeniden şekilleneceğini vurguluyor. Zürih Üniversitesi'nden siyaset bilimci, "İsviçre'nin tarafsızlığı, kuruluşundan bu yana koruduğu bir kimlik ve dış politika aracıdır. Fakat bu girişim tarafsızlığı daha izole bir hale getirebilir. Şayet kabul edilirse, uluslararası toplum İsviçre'nin güvenilirliğini sorgulayabilir" dedi.
Referandum kampanyası sırasında, girişimciler çeşitli platformlarda halkı bilgilendirmeye çalıştı. Diğer yanda ise Federal Konsey'in resmi karşı kampanyası, özellikle ekonomi çevreleri ve sivil toplum kuruluşları tarafından destekleniyor. Yapılan anketler, halkın teklife desteğinin %30-35 civarında olduğunu gösteriyor; ancak katılımın yüksek olması bekleniyor.
Referandumun sonuçları ve bağlam
İsviçre'de doğrudan demokrasi gereği, anayasal değişiklikler için halk oylaması yapılıyor. Bu referandumda çoğunluğun evet oyu vermesi durumunda anayasa değişikliği kabul edilecek ve beş yıl içinde uygulanmaya başlanacak. Kabul edilmemesi durumunda ise mevcut politika devam edecek.
Tarafsızlık, İsviçre'nin uluslararası konumunun yanı sıra iç siyasi kimliğinde de önemli bir yer tutuyor. Ülke, 1815'ten bu yana tarafsızlık politikasını benimsiyor ve bu sayede herhangi bir askeri çatışmaya katılmadan küresel barışa katkıda bulunuyor. Ancak son yıllarda özellikle Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrası Batılı ülkelerle uyum içinde hareket eden İsviçre, geleneksel tarafsızlık anlayışını sorgulamaya başladı. Bu referandum, aslında İsviçre'nin gelecekte uluslararası alanda nasıl bir rol oynayacağına dair bir halk oylaması niteliğinde.
Sonuç olarak, İsviçre halkının 27 Eylül'de vereceği karar, ülkenin dış politika rotasını belirleyecek. Seçmenin bu tarihi oylamada kararını verirken, hem ulusal çıkarları hem de modern dünyada tarafsızlığın anlamını göz önünde bulundurması gerekiyor.