İstanbul Planlama Ajansı'nın (İPA) yayımladığı son araştırma, megakentin deprem gerçeğiyle yüzleşme düzeyini ortaya koydu. Ankete katılan vatandaşların yüzde 70,8'i olası bir depremden ciddi şekilde endişe duyduğunu ifade ederken, aynı katılımcıların yalnızca yüzde 45'i herhangi bir önlem aldığını belirtti. Bu sonuçlar, deprem hazırlığı konusunda endişe ile eylem arasındaki uçurumun ne kadar geniş olduğunu gözler önüne seriyor.
Anketin Ayrıntıları: Endişe ve Eylemsizlik
İPA'nın İstanbul'un 39 ilçesinde, 18 yaş üstü bin 200 kişiyle yüz yüze görüşülerek gerçekleştirdiği araştırma, deprem bilincinin kent genelinde yüksek olduğunu ancak bunun somut adımlara dönüşmediğini gösteriyor. Katılımcıların büyük çoğunluğu (yüzde 70,8), Büyük Marmara Depremi'nin beklenen bir gerçeklik olduğunu kabul ederken, her iki kişiden biri (yüzde 55,2) deprem sigortası yaptırmadığını, evini güçlendirmediğini veya bir acil durum çantası hazırlamadığını ifade etti. Önlem alanlar arasında en yaygın uygulama ise yüzde 28,7 ile deprem çantası bulundurmak oldu. Bunu yüzde 19,3 ile ev eşyalarını sabitleme ve yüzde 16,4 ile bina güçlendirme izledi.
Deprem Gerçeği ve İstanbul'un Kırılganlığı
Jeologlar ve deprem mühendisleri, İstanbul'da 7,5 büyüklüğüne varacak bir depremin olasılığını önümüzdeki 30 yıl içinde yüzde 60-70 olarak hesaplıyor. Marmara Denizi'ndeki fay hatlarının kırılması durumunda özellikle Avrupa Yakası'ndaki yoğun yapılaşma ve zemin yapısı nedeniyle ağır hasar bekleniyor. Bu tabloya rağmen anket, halkın sadece yüzde 4'ünün oturduğu binayı depreme dayanıklı bulduğunu ortaya koydu. Bu çelişki, konut stokunun büyük bölümünün 1999 Kocaeli Depremi öncesi yönetmeliklere göre inşa edilmiş olmasından kaynaklanıyor. İPA raporunda, ''Kentsel dönüşümün hızlandırılması ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi, risk azaltmanın temel unsurlarıdır'' ifadesi yer aldı.
Uzman Görüşleri ve Toplumsal Beklentiler
Anket, vatandaşların yüzde 78'inin devletin deprem önlemleri konusunda daha aktif bir rol üstlenmesini istediğini de gösteriyor. İBB'nin deprem risk azaltma projelerine ayrılan kaynakların artırılması ve şeffaf bir denetim süreci talep ediliyor. Sivil toplum kuruluşları ise bireysel hazırlık eğitimlerinin yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekiyor. Deprem Uzmanı Prof. Dr. Naci Görür'ün de sık sık vurguladığı gibi, ''Deprem değil, bina öldürür'' gerçeği, anket sonuçlarıyla bir kez daha teyit edilmiş oldu. Bu bağlamda İPA'nın çalışması, hem yerel yönetimlerin hem de vatandaşların depreme bakışını ölçen önemli bir veri kaynağı olarak değerlendiriliyor.