34. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü nedeniyle Taksim ve Kadıköy adeta ablukaya alındı. Kaymakamlıklar iki ilçede eylem yasağı kararı alırken, İstanbul Valiliği de Taksim ve Şişhane metro istasyonlarının kapatılmasını istedi. Karar, yürüyüşün yapılması planlanan Pazar günü öncesinde sivil toplum örgütleri ve aktivistler tarafından tepkiyle karşılandı.
Taksim ve Kadıköy'de eylem yasağı
Beyoğlu ve Kadıköy Kaymakamlıkları, ilçelerinde düzenlenmesi planlanan Onur Yürüyüşü etkinliklerini gerekçe göstererek eylem yasağı ilan etti. Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından yapılan açıklamada, Taksim alanı ve çevresinde her türlü gösteri, yürüyüş ve basın açıklamasının 24 saat süreyle yasaklandığı duyuruldu. Kadıköy Kaymakamlığı da benzer bir karar alarak, ilçede eylem yapılmasının önüne geçti.
Metro istasyonları kapatıldı
İstanbul Valiliği, Taksim ve Şişhane metro istasyonlarının geçici olarak kapatılmasını talep etti. Talimat doğrultusunda metro işletmecisi, bu istasyonlarda seferlerin durdurulduğunu ve istasyon girişlerinin kapatıldığını açıkladı. Valilik, kararın “kamu düzeni ve güvenliği” gerekçesiyle alındığını belirtti. Aktivistler, bu uygulamanın bir araya gelme özgürlüğünü kısıtladığını ifade ediyor.
Yetkililerden açıklamalar
İstanbul Valisi, yaptığı yazılı açıklamada, “İl genelinde alınan güvenlik önlemleri kapsamında, her türlü hukuk dışı eylemlerin engellenmesi için gerekli tedbirler alınmıştır. Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini korumak önceliğimizdir” ifadelerini kullandı. Emniyet Müdürlüğü ise, ekip ve ekipmanlarını olaylara müdahale için hazır bulundurduklarını duyurdu.
Sivil toplumdan tepkiler
LGBTİ+ örgütleri, eylem yasağını ve metro kapatmalarını “ahlaki panik” ve “devlet baskısı” olarak nitelendirdi. Onur Yürüyüşü düzenleme komitesi adına konuşan bir aktivist, “Biz sadece eşitlik ve kabul görmek istiyoruz. Yasaklar bizi susturamaz, hak mücadelemizi farklı yollarla sürdüreceğiz” dedi. İnsan Hakları Derneği ise, kararın anayasal hakları ihlal ettiği gerekçesiyle idari itirazda bulunacaklarını açıkladı.
Hukukçular değerlendiriyor
Hukukçular, eylem yasağı kararlarının hukuki dayanağını tartışmaya açtı. Anayasa hukuku profesörleri, barışçıl toplanma hakkının anayasayla güvence altına alındığını, ancak kamu düzeni gerekçesiyle bazı kısıtlamaların mümkün olduğunu hatırlattı. Avukatlar, valilik ve kaymakamlıkların aldığı bu kararların idari yargıda iptal edilebileceğini ifade ediyor.
Geçmiş yıllardaki uygulamalar
İstanbul’da 2015 yılından bu yana Onur Yürüyüşü’ne resmi izin verilmiyor. Her yıl Valilik, yürüyüşü “güvenlik gerekçesi”yle yasaklıyor. 2019’da yapılan yürüyüşe polis müdahalesi sonucu bazı aktivistler gözaltına alınmıştı. Geçen yıl da benzer şekilde Taksim çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alınmıştı.
Özgürlükçü demokrasilerde ifade ve toplanma özgürlüğünün temel haklar arasında sayıldığı düşünüldüğünde, Onur Yürüyüşü gibi barışçıl etkinliklere yönelik bu tür yasakların Türkiye’nin insan hakları karnesinde olumsuz bir tablo çizdiği söylenebilir. LGBTİ+ bireylerin görünürlük mücadelesi, devletin sivil alanı daraltan politikaları karşısında yeni arayışlara yönelirken, bu konunun uluslararası kamuoyunda da yankı bulması bekleniyor.