Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Kentsel Dönüşüm Başkanlığınca yürütülen İklim ve Afetlere Dayanıklı Şehirler Projesi (İADŞP) kapsamında İstanbul'da riskli yapıların dönüşümü için sağlanan kredi desteği, 3 milyon TL'ye kadar uygun koşullarla verilecek. Bu yeni dönemle birlikte, İstanbul'daki kentsel dönüşüm sürecinde finansman sorunu yaşayan vatandaşlar için önemli bir kolaylık sağlanması hedefleniyor. Proje, Dünya Bankası iş birliğiyle yürütülüyor ve afet risklerine karşı şehirlerin dayanıklılığını artırmayı amaçlıyor.
Kredi desteğinin detayları
İADŞP kapsamında, İstanbul'da riskli yapıların dönüşümü için başvuran hak sahiplerine 3 milyon TL'ye kadar, 10 yıl vadeli, 1 yıl geri ödemesiz, yıllık %5 faiz oranıyla kredi imkanı sunuluyor. Kredi, konut, iş yeri ve ortak kullanım alanlarının dönüşümünde kullanılabilecek. Başvurular, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı'nın internet sitesi üzerinden veya ilçe belediyelerine yapılabilecek. Öncelikli olarak riskli yapı tespiti yapılmış ve dönüşüm kararı alınmış binalar değerlendirmeye alınacak.
Başvuru koşulları ve süreci
Kredi başvurusu yapabilmek için binanın riskli yapı olarak tespit edilmiş olması ve en az 2/3 çoğunlukla dönüşüm kararı alınması gerekiyor. Hak sahipleri, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı'na veya yetkilendirilmiş bankalara başvuru yapabilecek. Proje kapsamında, deprem riski yüksek bölgeler de önceliklendirilecek. Yetkililer, kredi desteğinin yanı sıra, dönüşüm sürecinde belediye hizmetleri ve proje yönetimi konusunda da rehberlik sağlanacağını belirtti.
Uzman görüşleri ve değerlendirme
Kentsel dönüşüm uzmanları, bu kredi desteğinin özellikle orta gelirli vatandaşlar için önemli bir fırsat olduğunu ifade ediyor. Ancak, sürecin hızlı ilerlemesi için bürokratik engellerin azaltılması ve bilgilendirme çalışmalarının artırılması gerektiğini de vurguluyor. İstanbul'da yaklaşık 200 bin riskli yapı bulunduğu tahmin edilirken, bu tür desteklerin dönüşüm hızını artırması bekleniyor. Bağımsız değerlendirmeler, projenin başarısının, vatandaşların bilinçlendirilmesi ve yerel yönetimlerin koordinasyonuna bağlı olduğunu gösteriyor.