İstanbul'da hava kalitesi, yaz aylarında da gündemdeki yerini koruyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) hava kalitesi ölçüm istasyonlarından alınan verilere göre, haziran ayında partikül madde (PM10) konsantrasyonu ortalaması metreküp başına 29,45 mikrogram olarak kaydedildi. Bu değer, geçen yılın aynı ayında ölçülen 31,48 mikrogram seviyesine kıyasla hafif bir iyileşmeye işaret etse de, kent genelinde hava kirliliği özellikle bazı ilçelerde ciddi boyutlara ulaşıyor. Verilere göre, en yüksek kirlilik metreküp başına 53,11 mikrogramla Sultangazi 2 istasyonunda ölçüldü. Peki bu durumun sağlık etkileri neler ve hangi bölgelerde yoğunlaşıyor?
En Kirli İlçeler: Sultangazi ve Çevresi
İBB'nin 26 ölçüm istasyonundan alınan veriler, Sultangazi'nin yanı sıra Esenyurt, Başakşehir ve Avcılar gibi batı yakasındaki ilçelerde de partikül madde yoğunluğunun yüksek olduğunu gösteriyor. Sultangazi'yi takip eden istasyonlar arasında metreküp başına 45,12 mikrogramla Esenyurt ve 42,87 mikrogramla Başakşehir yer alıyor. Bu bölgelerdeki sanayi tesislerinin yoğunluğu, yoğun trafik ve yapılaşmanın hava kirliliğini artırdığı biliniyor. Öte yandan, en temiz hava ise kırsal alanlarda ve sahil kesimlerinde ölçülüyor. Örneğin, Şile ve çevresindeki istasyonlarda değerler metreküp başına 10 mikrogramın altında kalıyor.
Hava Kirliliğinin Sağlık Üzerindeki Etkileri
Uzmanlar, partikül madde oranındaki artışın özellikle solunum yolu hastalıkları olan kişilerde ve çocuklarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) belirlediği güvenli seviyenin yıllık ortalamada metreküp başına 20 mikrogram olduğu göz önünde bulundurulduğunda, İstanbul'un pek çok ilçesinde bu değerin aşıldığı görülüyor. Türkiye Ulusal Hava Kalitesi İzleme Ağı'nın verilerine göre, özellikle kış aylarında artan kirlilik, yaz aylarında da azalmakla birlikte önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. İstanbul Tabip Odası Çevre Komisyonu üyesi Dr. Selma Güneş, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Uzun süreli maruziyet kalp-damar hastalıkları, astım ve akciğer kanseri riskini artırıyor" dedi.
Çözüm Önerileri ve Alınan Önlemler
İstanbul'da hava kirliliğini azaltmak amacıyla toplu taşımanın teşvik edilmesi, temiz enerji kaynaklarının kullanımı ve yeşil alanların artırılması gibi çalışmalar yürütülüyor. Ancak uzmanlar, bu önlemlerin yetersiz olduğunu ve daha kapsamlı politikaların şart olduğunu belirtiyor. İBB Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı'nın yayımladığı raporda, partikül madde ölçümlerinin düzenli olarak halkla paylaşıldığı ve kirliliğin azaltılmasına yönelik eylem planlarının uygulandığı ifade ediliyor. Ayrıca, sanayi tesislerinde filtre kullanımı zorunluluğu ve araç emisyon kontrollerinin sıklaştırılması gibi tedbirler de gündemde.
İstanbul'un Hava Kalitesi Geçmişten Bugüne
Son yıllarda İstanbul'da hava kirliliği seviyelerinde dalgalanmalar yaşanıyor. Özellikle 2019 yılında kömürlü termik santrallerin kapatılması ve doğal gaz kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte kükürt dioksit emisyonlarında belirgin bir düşüş elde edildi. Ancak partikül madde sorunu, hem coğrafi yapı hem de araç yoğunluğundan kaynaklı olarak hâlâ devam ediyor. Meteorolojik koşullar da hava kalitesini etkileyen önemli bir faktör; özellikle rüzgârın az olması kirleticilerin birikmesine yol açıyor. Yapılan araştırmalar, İstanbul'da hava kirliliğinin en yoğun olduğu dönemlerin kış ayları olduğunu, ancak yaz aylarında da özellikle yoğun trafik bölgelerinde tehlikeli seviyelere ulaşabileceğini gösteriyor.
İstanbul'un hava kalitesi sorunu, yalnızca çevresel bir mesele değil aynı zamanda halk sağlığını doğrudan etkileyen bir kentsel yaşam meselesi. Yetkililerin açıkladığı veriler, bireysel önlemlerin yanı sıra toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini ortaya koyuyor. Temiz hava, herkesin hakkı olduğu kadar, gelecek nesillere bırakılacak en önemli miraslardan biri. Bu nedenle hem yerel yönetimlerin hem de vatandaşların üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi, İstanbul'un havasını temiz tutmak için kritik önem taşıyor.