İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), 30 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla kente su sağlayan barajların doluluk oranını kamuoyuyla paylaştı. Verilere göre, barajlardaki ortalama doluluk oranı yüzde 45 seviyelerinde ölçüldü. Bu oran, geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 10 puanlık bir düşüşe işaret ederken, özellikle yaz aylarında yaşanan kuraklık ve artan tüketim, megakentin su rezervlerini tehdit eden en önemli faktörler arasında gösteriliyor.
Barajlardaki Son Durum ve Bölgesel Farklılıklar
İSKİ’nin günlük verilerine göre, İstanbul’a su sağlayan 10 ana barajdan bazılarında doluluk oranları kritik seviyelere gerilemiş durumda. Özellikle Avrupa yakasındaki Istrancalar bölgesindeki barajlar, yüzde 35-40 aralığında seyrederken, Anadolu yakasındaki Elmalı ve Ömerli barajları nispeten daha iyi durumda bulunuyor. Ömerli Barajı yüzde 52, Elmalı Barajı ise yüzde 48 doluluk oranına sahip. Ancak Kazandere, Pabuçdere ve Sazlıdere gibi barajlarda oranların yüzde 25’in altına düştüğü görülüyor. Uzmanlar, bu düzensiz dağılımın su yönetimi açısından riskleri artırdığını ve bazı barajların kapasitelerinin altında çalıştığını ifade ediyor.
Yaz Kuraklığı ve Tüketim Artışı Etkili
Bu yıl yaz mevsimi, Türkiye genelinde olduğu gibi İstanbul’da da mevsim normallerinin üzerinde sıcaklıklarla geçti. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, Haziran-Temmuz-Ağustos döneminde yağışlar, uzun yıllar ortalamasının yüzde 40 altında kaldı. Bu durum, baraj havzalarına giren su miktarını ciddi şekilde azalttı. Öte yandan, İstanbul’un artan nüfusu ve sanayi faaliyetleri, günlük su tüketiminin 2,8 milyon metreküp civarına ulaşmasına yol açtı. İSKİ yetkilileri, kişi başına düşen günlük su tüketiminin 175 litre olduğunu, bu rakamın Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği 150 litrelik sınırın üzerinde olduğunu belirterek, tasarruf çağrısında bulunuyor.
Geçmiş Yıllarla Karşılaştırma ve Su Krizi Uyarıları
İstanbul barajlarındaki doluluk oranı, 2023 yılında aynı tarihte yüzde 68, 2024’te yüzde 58, 2025’te ise yüzde 55 olarak kaydedilmişti. Bu yılki yüzde 45’lik oran, son beş yılın en düşük seviyelerinden birini temsil ediyor. Su bilimciler, iklim değişikliğinin etkisiyle birlikte bu tür kurak dönemlerin sıklığının artacağını ve İstanbul gibi büyükşehirlerin su kaynaklarını çeşitlendirmesi gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar, mevcut eğilimlerin sürmesi halinde 2030 yılına kadar İstanbul’un su açığı verebileceği uyarısında bulunuyor. Yetkililer ise Melen ve İstinye gibi projelerle su kaynaklarını artırmaya çalıştıklarını, ancak asıl çözümün bireysel ve kurumsal düzeyde su tasarrufu olduğunu dile getiriyor.
İSKİ’den Tasarruf Çağrısı ve Alternatif Su Kaynakları
İSKİ, baraj doluluk oranlarındaki düşüşe karşı vatandaşlara su tasarrufu konusunda somut adımlar öneriyor. Özellikle bahçe sulama, araç yıkama ve havuz doldurma gibi aktivitelerin kısıtlanması gerektiğini belirten yetkililer, ayrıca arızalı muslukların tamir edilmesi ve su tasarruflu cihazların kullanılması konusunda da uyarılarda bulunuyor. Öte yandan İstanbul Büyükşehir Belediyesi, atık su arıtma tesislerinden elde edilen geri kazanılmış suyun sanayi ve yeşil alan sulamasında kullanılması için projeler geliştiriyor. Bu projelerin mevcut su kaynaklarına olan bağımlılığı azaltması ve kuraklıkla mücadelede etkin rol oynaması bekleniyor.
Suyun Geleceği İçin Kalıcı Çözümler Şart
İstanbul’un su sorunu, yalnızca baraj doluluklarıyla sınırlı görülmemeli. Su kayıpları, altyapı yetersizlikleri ve çarpık kentleşme gibi yapısal sorunlar da su yönetimini zorlaştırıyor. İSKİ’nin verileri, suyun değerini ve geleceğe yönelik planlamanın önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Uzmanlar, suyun bir lüks değil, yaşamsal bir ihtiyaç olduğunun altını çizerek, her damlanın korunması için toplumsal bilinçlenmenin şart olduğunu vurguluyor. Bu bağlamda, bireysel tasarruf alışkanlıklarının geliştirilmesi ve yerel yönetimlerin sürdürülebilir su politikaları hayata geçirmesi, gelecek nesillerin su güvenliği için atılması gereken en kritik adımlar olarak değerlendiriliyor.