İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul merkezli düzenlenen ve 6 LGBTİ+ derneğini de kapsayan "Ailem Güvende" operasyonunda 26 şüpheli gözaltına alındı. Edinilen bilgilere göre, operasyon sabah saatlerinde İstanbul'un çeşitli ilçelerinde eş zamanlı olarak gerçekleştirildi. Gözaltına alınanlar arasında dernek yöneticileri ve üyelerinin bulunduğu öğrenildi. Soruşturmanın gerekçesi ve kapsamına ilişkin resmi bir açıklama henüz yapılmadı.
Operasyonun detayları ve gözaltılar
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla harekete geçen emniyet güçleri, "Ailem Güvende" adı verilen operasyon çerçevesinde 6 farklı LGBTİ+ derneğine yönelik baskınlar düzenledi. Operasyon kapsamında 26 kişi gözaltına alınırken, şüphelilerin ifadeleri alınmak üzere emniyet müdürlüğüne götürüldüğü bildirildi. Gözaltına alınanlar arasında dernek başkanları, yönetim kurulu üyeleri ve aktivistlerin yer aldığı belirtiliyor. Operasyonun sabah erken saatlerde başladığı ve kısa sürede tamamlandığı ifade edildi.
Yetkililer, operasyonun "örgütlü suç" iddiasıyla yürütülen bir soruşturma kapsamında gerçekleştirildiğini öne sürdü. Ancak soruşturmanın içeriğine dair detaylı bir bilgi paylaşılmadı. Gözaltına alınan şüphelilerin avukatları, müvekkillerine yönelik suçlamaların net olmadığını ve dosyaya erişim taleplerinin kısıtlandığını dile getirdi. Operasyonun ardından bazı derneklerin ofislerinde arama yapıldığı ve bilgisayar ile dokümanlara el konulduğu iddia edildi.
Arka plan: LGBTİ+ derneklerine yönelik baskılar ve hukuki süreç
"Ailem Güvende" operasyonu, son yıllarda LGBTİ+ derneklerine yönelik artan denetim ve soruşturmaların bir parçası olarak değerlendiriliyor. Türkiye'de faaliyet gösteren LGBTİ+ örgütleri, zaman zaman "genel ahlaka aykırılık" veya "terör örgütüyle bağlantı" gibi gerekçelerle soruşturmalara maruz kalıyor. Bu operasyonun da benzer bir çerçevede yürütüldüğü öne sürülüyor. Uluslararası insan hakları kuruluşları, Türkiye'deki LGBTİ+ haklarına yönelik baskıları raporlarında sıkça dile getiriyor. Avrupa Konseyi ve Birleşmiş Milletler gibi kurumlar, ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü çerçevesinde endişelerini paylaşıyor.
Operasyonun hukuki boyutu ise tartışmalı. Gözaltına alınanların neyle suçlandığı henüz resmi olarak açıklanmadı. Türk Ceza Kanunu'nda yer alan "örgüt kurma, yönetme" veya "örgüte üye olma" suçlamaları, son dönemde sıklıkla sivil toplum kuruluşlarına yönelik soruşturmalarda gündeme geliyor. Ancak bu suçlamaların somut delillere dayanıp dayanmadığı yargı sürecinde netleşecek. Gözaltı süresinin 4 günü aşamayacağı, ardından şüphelilerin mahkemeye çıkarılacağı öğrenildi.
Derneklerden ve kamuoyundan tepkiler
Operasyonun duyulmasının ardından bazı sivil toplum kuruluşları ve insan hakları savunucuları açıklama yaptı. Yapılan açıklamalarda, operasyonun "hukuki dayanaktan yoksun" olduğu ve "LGBTİ+ topluluğunu hedef aldığı" ifade edildi. Dernekler, gözaltına alınanların bir an önce serbest bırakılması çağrısında bulundu. Öte yandan, henüz resmi makamlardan operasyonun gerekçesine ilişkin bir açıklama gelmedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın "gizlilik" kararı doğrultusunda yürütüldüğünü belirterek detay paylaşmaktan kaçınıyor.
Uluslararası basın da operasyona ilgi gösterdi. Bazı yabancı haber ajansları, olayı "Türkiye'de LGBTİ+ haklarına yönelik yeni bir baskı dalgası" olarak yorumladı. Avrupa Birliği yetkilileri ise henüz resmi bir açıklama yapmadı. Konunun önümüzdeki günlerde uluslararası platformlarda gündeme gelmesi bekleniyor.
Sonraki adımlar ve bağlam
Gözaltına alınan 26 şüphelinin emniyetteki işlemleri sürüyor. Savcılık, ifadelerin alınmasının ardından şüphelileri tutuklama veya serbest bırakma talebiyle mahkemeye sevk edecek. Operasyonun, benzer soruşturmaların habercisi olup olmadığı ise belirsizliğini koruyor. Son yıllarda Türkiye'de sivil toplum kuruluşlarına yönelik operasyonlar, uluslararası arenada eleştirilere yol açarken, hükümet yetkilileri bu tür operasyonların "hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde" yürütüldüğünü savunuyor. "Ailem Güvende" operasyonu, LGBTİ+ topluluğu ve insan hakları savunucuları için endişe verici bir gelişme olarak kaydedildi. Sürecin nasıl ilerleyeceği, Türkiye'nin insan hakları karnesi açısından yakından takip edilecek.