Türkiye'nin Gazze'deki diplomatik girişimleri, NATO'daki kararlı duruşu ve savunma sanayiindeki yerli atılımları, İsrail yönetiminde derin bir sarsıntıya yol açtı. İsrail'in Maariv gazetesinde yayımlanan bir analiz, Siyonist cephenin Ankara'nın artan bölgesel gücü karşısında yaşadığı paniği ve çaresizliği gözler önüne serdi. Analizde, Türkiye'nin son dönemde izlediği dış politikanın İsrail'in stratejik hesaplarını altüst ettiği vurgulanıyor.
Gazze diplomasisi ve NATO'da Türk duruşu
Türkiye'nin Gazze konusundaki aktif diplomasisi, özellikle insani yardım koridoru oluşturma çabaları ve uluslararası platformlarda Filistin'e verdiği destek, İsrail'in diplomatik izolasyonunu derinleştirdi. Nijer'den Somali'ye, Katar'dan Mısır'a kadar geniş bir coğrafyada yürütülen bu diplomasi, İsrail'in bölgesel ittifaklarını zayıflattı. Aynı zamanda Türkiye'nin NATO içinde İsrail'e yönelik eleştirileri ve ittifakın güney kanadında giderek daha bağımsız bir pozisyon alması, Tel Aviv'de rahatsızlık yarattı. Analizde, Türkiye'nin NATO'daki bu tutumunun müttefikler arasında da ses getirdiği belirtiliyor.
Savunma sanayiindeki yerli hamleler
Türkiye'nin savunma sanayiinde son yıllarda elde ettiği başarılar, özellikle insansız hava araçları (İHA) ve elektronik harp sistemlerindeki ilerlemeler, İsrail'in askeri üstünlük algısını sarstı. Maariv analizinde, Türk yapımı Bayraktar TB2 ve Akıncı İHA'larının Ukrayna ve Libya gibi çatışma bölgelerinde elde ettiği başarıların, İsrail'in hava gücüne olan bağımlılığını sorgulattığı ifade ediliyor. Ayrıca Türkiye'nin milli muharip uçak KAAN projesi ve denizaltı savunma sistemlerindeki gelişmeler, İsrail savunma sanayiini yakından takip etmeye zorladı.
Panik ve çaresizlik hali
Analizin devamında, İsrail'in Türkiye'nin bu yükselişine karşı koyma konusundaki zorlukları ele alınıyor. Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımından Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanı anlaşmazlıklarına kadar pek çok konuda Türkiye'nin daha aktif bir rol oynadığına dikkat çekiliyor. İsrail'in, Türkiye'nin Libya ile yaptığı mutabakat muhtırası ve Yunanistan'la yaşadığı gerilimlerde izlediği politikalar karşısında adeta savunmada kaldığı belirtiliyor. Uzman, bu durumun İsrail'de bir 'varoluşsal güvenlik endişesi' yarattığını ve hükümetin bu sorunu çözmek için yeni arayışlara yöneldiğini ifade ediyor.
Değerlendirme
Türkiye'nin bölgesel güç olarak yükselişinin İsrail'de yarattığı bu panik, aslında Ankara'nın son yıllarda izlediği bağımsız ve etkin dış politikanın bir sonucu. Diplomasi, savunma ve ekonomideki hamleler, İsrail'in geleneksel üstünlük alanlarını tehdit ediyor. Ancak bu analiz, iki ülke arasındaki ilişkilerin tamamen kopma noktasına geldiği anlamına gelmiyor. Aksine, İsrail'in bu yeni durumu kabullenmesi ve Ankara ile daha dengeli bir ilişki kurması gerektiğine işaret ediyor. Türkiye'nin bölgesel vizyonu, yalnızca İsrail için değil, tüm Orta Doğu dinamikleri açısından yeni bir sayfa açmış durumda.