İsrail, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddet eylemleriyle bilinen ve ‘Tepe Gençliği’ olarak adlandırılan radikal yerleşimci grubu fonlamakla suçlanıyor. Soykırım suçlamalarıyla gündemdeki İsrail’in, Gazze’deki barbarlığın ardından şimdi de Batı Şeria’da benzer bir tablo oluşturmaya çalıştığı belirtiliyor. Yahudi yerleşimcilerden oluşan bu suç örgütü, şiddet yoluyla Filistin köylerini ve topraklarını ele geçirmeyi amaçlıyor.
‘Tepe Gençliği’ ve Finansman Ağı
İsrail’in aşırı sağcı hükümeti, Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimleri genişletmek için ‘Tepe Gençliği’ (Hilltop Youth) adlı genç yerleşimci gruba maddi ve lojistik destek sağlıyor. Bu grup, Filistin köylerine yönelik baskınlar, zeytin ağaçlarının yakılması, camilere saldırı ve sivillere yönelik şiddet eylemleriyle biliniyor. İsrail savunma sisteminin, bu yerleşimcileri kimi zaman koruduğu, kimi zaman da göz yumduğu iddia ediliyor.
Son dönemde Batı Şeria’da artan yerleşimci şiddeti, uluslararası toplumun dikkatini çekiyor. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, bu yıl içinde yüzlerce saldırı gerçekleştirildi ve onlarca Filistinli hayatını kaybetti. Ancak İsrail hükümeti, bu saldırıları ‘kişisel olaylar’ olarak nitelendirerek ciddi bir soruşturma başlatmıyor.
Devlet Desteğinin Boyutu
İsrail’in savunma bakanlığı bütçesinden yerleşimci savunma gruplarına aktarılan fonların miktarı tam olarak bilinmemekle birlikte, çeşitli raporlar bu desteğin yüz milyonlarca şekele ulaştığını iddia ediyor. Ayrıca bakanlıklar arası koordinasyonla ‘Tepe Gençliği’ üyelerine silah ruhsatı, askeri eğitim ve hukuki koruma sağlandığı belirtiliyor. Bu durum, devlet ile yasa dışı yerleşimci gruplar arasındaki organik bağı ortaya koyuyor.
Öte yandan, İsrail’in finansman desteği sadece maddi değil. Siyasi açıdan da bu grupların eylemlerini meşrulaştıran açıklamalar yapılıyor. Örneğin, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun koalisyon ortaklarından bazı bakanlar, yerleşimci şiddetini ‘kahramanca direniş’ olarak nitelendiren ifadeler kullanıyor. Bu söylem, uluslararası hukuku hiçe sayan bir yaklaşım sergiliyor.
Batı Şeria’da Yükselen Gerilim
İsrail’in bu politikaları, Batı Şeria’da Filistinliler arasında büyük bir öfke ve çaresizlik yaratıyor. Filistin köyleri, gece baskınları ve intikam saldırılarıyla terör altında yaşıyor. Birçok Filistinli, kendi köylerinde can güvenliğinin kalmadığını, İsrail ordusunun bu saldırılara seyirci kaldığını veya aktif olarak yardım ettiğini söylüyor.
Bu gelişmeler, 1967’de işgal edilen ve uluslararası hukuka göre Filistin toprağı olarak kabul edilen Batı Şeria’da kalıcı bir çözümün ne kadar uzak olduğunu gösteriyor. İsrail’in tek taraflı eylemleri, iki devletli çözümü imkânsız hale getiriyor ve bölgesel bir savaş riskini artırıyor.
Uluslararası toplum ise bu duruma karşı etkisiz kalıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, İsrail’i kınayan kararlar almasına rağmen, yaptırım mekanizması işletilmiyor. Avrupa Birliği ve ABD gibi aktörler ise İsrail’e verdiği siyasi ve ekonomik destek nedeniyle süreci tıkayan taraflar arasında yer alıyor.
Bağımsız Değerlendirme
İsrail’in yerleşimci terörünü finanse etmesi, devletin kendi politikalarının bir parçası olarak görülmelidir. Bu durum, sadece bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda uluslararası hukukun açık bir ihlalidir. İsrail’in bu eylemleri, bölgedeki kalıcı barış umutlarını yok ediyor ve adalet duygusunu zedeliyor. Uluslararası toplumun artık ikiyüzlü politikaları bir kenara bırakıp İsrail’e yaptırım uygulaması şarttır. Bu destek durmadığı sürece, işgal altındaki Filistin topraklarında barışın filizlenmesi hayal olmaya devam edecek.