İsrail ordusunun Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 73 bin 381'e yükseldi. Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, son 24 saatte 84 kişinin daha yaşamını yitirdiği, toplam can kaybının 73 bin 381 olduğu bildirildi. Aynı dönemde yaralı sayısı ise 166 bin 830'a ulaştı. Saldırılarda çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere binlerce sivilin hayatını kaybettiği belirtiliyor.
Sivil Kayıplar ve İnsani Durum
Gazze'deki sağlık yetkilileri, ölü sayısının artmasında özellikle yoğun bombalamaların ve kara operasyonlarının etkili olduğunu ifade ediyor. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, saldırılar nedeniyle Gazze nüfusunun yaklaşık yüzde 90'ı yerinden edilmiş durumda. BM, bölgede açlık ve salgın hastalık riskinin her geçen gün arttığına dikkat çekiyor. Temiz suya erişim imkânının azalması, sağlık kuruluşlarının kapasitesinin üzerinde hasta kabul etmesi ve ilaç kıtlığı, insani krizi daha da derinleştiriyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Gazze'de kolera ve çocuk felci gibi salgınların yayılabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Uluslararası Tepkiler ve Ateşkes Çabaları
Uluslararası toplumdan giderek artan tepkilere rağmen İsrail, saldırılarını sürdürüyor. Birçok ülke ve insani yardım kuruluşu, ateşkes çağrısı yaparken, BM Güvenlik Konseyi'nde de konu defalarca ele alındı. Ancak kalıcı bir ateşkes sağlanabilmiş değil. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerden henüz somut bir sonuç çıkmadı. Bu süreçte, Refah Sınır Kapısı üzerinden giden sınırlı yardımlar, bölgedeki ihtiyacı karşılamaktan uzak. İnsani kuruluşlar, yardımların engellenmesi nedeniyle Gazze'de kıtlığın kaçınılmaz olduğunu vurguluyor. Ekonomik olarak da büyük bir tahribat yaşayan Gazze'nin yeniden inşası için uluslararası bağışların gerektiği belirtiliyor.
Uzmanlar, bu çatışmanın sadece bölgesel değil küresel anlamda da ekonomik yansımalarının olacağını, enerji fiyatlarında dalgalanmalar ve ticaret yollarındaki riskler nedeniyle dünya ekonomisinin etkilenebileceğini ifade ediyor. Ancak şu ana kadar uluslararası toplumun ortak bir tutum belirleyemediği görülüyor. Kalıcı barışın tesisi için tarafların müzakereye dönmesi ve sivil kayıpların önlenmesi için acil adımlar atılması gerektiği her platformda dile getiriliyor.